manastır ile cümle
manastır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
856 yılının başlarında, yaşayan kızkardeşlerini manastıra gönderdi.Au début de 856, Michel III envoie ses sœurs survivantes dans un monastère.
780 yılında bir manastıra sürgüne gönderilmiş, 792 yılında dili kesilmiş ve 799 yılında kör edilmiştir.Exilé dans un monastère en 780, il a la langue tranchée en 792, puis est aveuglé en 799.
Theofanis, Theofano'nun kendi manastırını kurduğunu kaydeder.Théophane le Confesseur indique que Théophano fonda son propre monastère.
Cromwell’in manastırlar sürecini tamamlaması için dört yıl geçti.Il fallut quatre années à Cromwell pour achever le processus.
Trappist biraları sadece Trappist manastırlarında üretilen biralardır.Le canton de Trappes est composé de la seule commune de Trappes.
Lebuinus Ripon'daki Wilfrid manastırında bir kişilikti.Lébuin était un moine du monastère de Wilfrid à Ripon.
Diğer Moskova manastırlarından farklı olarak, 17. yüzyıldan beri neredeyse sağlam kaldı.Contrairement à d'autres monastères, il est resté pratiquement inchangé depuis le XVIIe siècle.
Herkes ailenin tekrar birleşmesini kutlamak için manastıra gitmek üzere sahneden ayrılır.Ils sortent tous de l'abbaye pour célébrer la réunification de la famille.
Hakkında başka bilgi olmayan manastırın ima edildiğine göre İngiltere’de bir temsilcisi vardı.Il est sous-entendu que ce monastère, par ailleurs non attesté, a un représentant en Angleterre.
Daha sonra 1100 veya 1102'de öldüğü bir manastıra kapanmıştır.Finalement, elle se retire dans un monastère et meurt entre 1100 et 1102.
Theofano, manastırında 10 Kasım 897 tarihinde ölmüştür.Théophanô mourut dans son monastère le 10 novembre 897.
Ardından 1923'te, kuzey Avusturya'daki Stift Reichersberg isimli bir manastıra ödünç verildi.Il fut ensuite prêté en 1923 au Stift Reichersberg, un monastère Augustins du nord de l'Autriche.
1514 yılında kurulan manastır, Ortodoks din adamı Maksim Branković ve annesi Angelina'ya adanmıştır.Il fut fondé en 1514 par l’évêque orthodoxe Maksim Branković et sa mère Angelina.
Manastır bundan sonra boş bırakıldı.Le monument a été ôté depuis.
Sonra Manastır'a gitti.Mais il reste au monastère.
Semipalatinsk adını manastırın yedi binasından almıştır(Rusça Seven Chambered City(Yedi Bina Şehri)).Le nom venait des sept bâtiments qui composent le monastère, (russe : Семь Палат).
Hadım edilip, manastıra sürgün edildi.Il fut castré et exilé dans un monastère.
Wick'in 1588'de ölümünden sonra, çalışmaları (kâğıtlar) Grossmünster manastırındaki kütüphanede toplandı.Les documents de Wick ont été réunis dans la librairie du monastère de Grossmünster après sa mort en 1588.
Daha sonra Calonymus adasında bulunan kendi topraklarında manastır yaptırmıştır.Par la suite, il fonda son propre monastère sur des terrains lui appartenant dans l’ile de Calonymus.
Geri kalan ömrünü bir Manastır'da tamamlamıştır.Il finit ses jours reclus dans un monastère.
Manastırlar yüzyıllar içerisinde halktan aldığı her türlü bağışla oldukça zenginleşmişlerdi.Le monastère fut soutenu au cours des siècles par de nombreux bienfaiteurs.
San Juan de la Peña Manastırı'na gömüldü.Son corps fut enterré dans le monastère Saint-Jean de la Peña.
İleriki yüzyıllarda manastır birçok kez genişletilmiş ve yenilenmiştir.Au cours des siècles, le monastère est reconstruit et agrandi à plusieurs reprises.
Strasbourglu Remigius röliklerin bir kısmını 778'de Eschau'daki rahibe manastırına götürmüştür.Certaines de ses reliques furent apportées par Remigius de Strasbourg au couvent d’Eschau, en 777.
Sonraları burada bir manastır inşa edilmiştir.Plus tard, un monastère avait été construit.
Theodosios ve oğlu keşiş olarak Efes'te bir manastıra çekildiler.Théodose et son fils reçoivent l'autorisation de se retirer dans un monastère comme moines.
Ama cesedinin gömüdüğü Stirling'deki Dominiken Manastırı'nda bir kral olarak cenaze merasimi yapılmıştı.Il est toutefois enterré comme un roi dans le monastère dominicain de Stirling.
Manastır 18. yüzyılda terk edildi.Le monastère fut abandonné au XVIe siècle.
Kilise ve manastırlar inşa etti.Il a également fait bâtir des églises et des monastères.
Manastır 1923 yılında terkedilmiştir.Le monastère ferma en 1923.
Trappist bira, Trappist manastırlarına bağlı bira fabrikaları tarafından üretilen bira çeşitidir.Bière trappiste, bière brassée par des moines trappistes.
20 kadar manastır vardır.Le monastère compte une vingtaine de moines.
Dadivank manastırı.Новодевичий монастырь.
Köyde yaklaşık 1300 yılık bir süryani manastırı bulunmaktadır.On compte au total plus de 1 100 monuments funéraires préhistorique dans la province.
Tavna Manastırı, Bijeljina Belediyesi'nin güneyinde yer almaktadır.Le monastère de Tavna est situé au sud de la municipalité de Bijeljina.
Yaklaşık bir yıl sonra yine bu manastırda hayatını kaybetti.Un an avant son décès, il entra au monastère.
İkinci Dünya Savaşı sonrası Manastır tekrar restore edildi.Après la Seconde Guerre mondiale, l'église a été restaurée.
Bu tarihten itibaren manastır ve kilise Mouchliōtissa (Yunanca "Moğolların") lakabını almıştır.C’est pourquoi le couvent et l’église reçurent l’appellation de Mouchliōtissa (lit. « des Mongols »),.
1252 yılında bir yangında manastır tamamen yok oldu.Un incendie, en 1252, n'arrange rien.
Manastır günümüze gelememiştir.Le monastère ne se visite pas.
Cenazesi Aleksandr Nevski Manastırı'nın içindeki Tihvin Mezarlığı'na defnedildi.Il fut enterré au cimetière du monastère Alexandre Nevsky.
Aya Nikola Manastırı içeridenIntérieur du monastère franciscain.
Bugün manastırda yaklaşık 50 rahip yaşamaktadır.Elle regroupe environ 400 prêtres aujourd'hui.
Behtlapete yakınında bir manastır kurdu.Une plaque fut installée près du monument.
Manastır hayatı oldukça katı kurallara bağlanmıştır.Les lois du sanctuaire sont très strictes.
Bugün Erdene Zuu etkin bir Budist manastırı olmakla birlikte turistler için açık bir müzedir.Aujourd'hui Erdene Zuu reste un monastère bouddhiste actif de même qu'un musée qui est ouverts aux touristes.
Rupersberg Manastırı’nda yaşamının en verimli yıllarını geçirdi.Le château de Lunéville connaît ses heures les plus fastes.
15 Şubat - İtalya Cephesi’nde Monte Cassino Manastırı’na yönelik Müttefik bombardımanı başladı.15 février : bombardement de l'abbaye de Monte Cassino par les Alliés.
Aşağıda listelenen kral ve kraliçeler manastırda medfundur.Les gisants du roi et de la reine reposent dans la crypte.
Kadınlar Manastırı (Beguinage).C'est un monastère de femmes (nonnes).
"Horomos manastırı".Monastère de Grijo.
Bu mevkide, birçok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır.À cette époque il y a sur le site du monastère plusieurs églises et chapelles.
Kız da ertesi gün kendini manastırın kulesine asar.Le lendemain, elle dépose le couffin à la porte d'un couvent.
Bu arada kentte birkaç önemli manastır da kuruldu.De nombreux monastères furent construits dans la ville.
Bu manastır, zamanının en önemli öğreti merkezi haline gelmiştir.Dès lors, le monde de l'imprimerie devient son principal centre d'intérêt.
Karısı, İrene de Eugenie adı ile Kyre Martha manastırına bir rahibe olarak çekilmiştir.Son épouse, Irène, prend également le voile sous le nom d'Eugénie et se retire au couvent de Kyra Martha.
Günümüzde saray manastır okulu olarak hizmet vermektedir.À l'heure actuelle, le château sert d'école.
Prenses vesika ile manastırdan ayrılır.Veuve, elle se retire au couvent.
I. Fotios'un 886 yılında görevden alınması ile oda gözden düştü ve bir manastıra kapandı.Il tomba en disgrâce après l'exil de Photios en 886 et se retira dans un monastère.
Bu manastırların en tanınmışı Burgondiya'daki Cluny Manastırı'ydı.C'était le monastère de chartreux le plus ancien de Bohême.