manastır ile cümle
manastır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Manastırda yazılan yazıtlardan en öne çıkanı 978 yılına ait bir İncildir.De oudste vermelding van Voorhout is een brief die stamt uit 988.
Manastır 18. yüzyılda terk edildi.Het gehucht is in de 18e eeuw verlaten.
Pantokratoros Manastırı, Yunanistan'da bir manastır.Hun hoofdkwartier is een klooster in Japan.
Daha sonra Calonymus adasında bulunan kendi topraklarında manastır yaptırmıştır.Later heeft hij in Orthok een eigen klooster gesticht.
Kocasının ölümünden sonra, annesi tarafından kurulmuş Kecharitomene manastırına kapanmıştır.Na de dood van haar echtgenoot werd zij in een klooster in veiligheid gebracht.
Manastır'daki tutumu ilk günden beğenmemiştim.Het klooster mocht aanvankelijk nog niet zijn eigen prior kiezen.
İki manastır hizmetlisi manastırın dışında erzak getirmek için gelmişlerdir.De aanhangers stichtten eigen gebedsruimten buiten de kloosters.
12. yüzyılda şehir refaha kavuştu, kiliseler, manastırlar ve evler inşa edildi.In de tweede helft van de 17e eeuw werden de hoektoren, de kerk en kloostergebouwen geconstrueerd.
Bu kilise bina henüz manastırken yanına ek olarak inşa edilmiştir.Deze kapel is er nog steeds en bevindt zich vlak bij de kloostergebouwen.
Manastırın kuruluşu ile ilgili bir de efsane vardır.Het ontbreekt aan zekerheden over de stichting van het klooster.
Bu manastır yine 1291 yılında açıldı.Deze molen werd al vermeld in 1291.
Sonraları burada bir manastır inşa edilmiştir.Op deze plaats ontstond later een klooster.
Bu nedenle manastıra yeni katı kurallar getirdi.Wprowadził w klasztorze wyjątkowo surową regułę.
20 kadar manastır vardır.Działało ponadto 20 klasztorów.
Efrosini, yaklaşık 823 yılına kadar hayatını manastırda geçirdi.Eufrozyna od 795 roku przebywała w klasztorze aż do około 823 roku.
Bu manastırın Kral Vukašin'in ikinci oğlu Andrijaš tarafından 1389 yılında yaptırıldığı bilinmektedir.Klasztor został ufundowany przez Andrijaša, drugiego syna króla Vukašina i wzniesiony w 1389.
Aksine Aziz Benedikt'in kuralları her manastırın bağımsız olduğunu kabul eder.Każdy klasztor benedyktynek sakramentek jest autonomiczny.
Manastırın iç cephesi ve çanları.Na wieży zegar i dzwony.
Geri kalan ömrünü bir Manastır'da tamamlamıştır.Resztę życia spędził w klasztorze.
Haftada bir kez manastır dışına yürüyüşe çıkarlar.Raz w tygodniu mnisi udają się razem na spacer.
Manastır'da 1979'da bu yana Manaki Kardeşler Film Festivali düzenlenmektedir.Odbywa się tu od 1979 roku Międzynarodowy Festiwal Operatorów Filmowych „Braci Manaki”.
20 Aralık 1783 San Lorenzo de El Escorial Manastiri, İspanya).3 grudnia 1729 w Olot, zm. 20 grudnia 1783 w San Lorenzo de El Escorial) – hiszpański kompozytor.
Daha sonra 1100 veya 1102'de öldüğü bir manastıra kapanmıştır.Zmarł niedługo później w klasztorze w 1072.
1842'de (bazı kaynaklara göre 1731) manastır tekrar yandı ve yeniden yapıldı.W latach 1742 i 1831 świątynia była remontowana.
Komplosu başarısız kaldıktan sonra bu kişi hayatını kurtarmak için bir manastıra çekilerek keşiş olmuştu.Godząc się z tym losem została mniszką w tym klasztorze.
Bugün manastırda yaklaşık 50 rahip yaşamaktadır.W klasztorze mieszka dziś około 50 mnichów.
Manastır'daki tutumu ilk günden beğenmemiştim.Początki własności klasztoru lubiąskiego na Opolszczyźnie.
Doğumundan sonra terk edilmiş bir kız olan Milagros 18 yaşına kadar manastırda rahibelerle yaşar.Kiedy Milagros kończy osiemnaście lat jest zmuszona opuścić klasztor, w którym mieszka.
İkinci Dünya Savaşı sonrası Manastır tekrar restore edildi.Po II wojnie światowej klasztor ponownie został zlikwidowany.
Fakat birden Donati'nin bütün mirasını bir manastıra bıraktığı haberi yayılır.Zmarły Buoso Donati cały swój ogromny majątek zapisał bowiem mnichom.
Bu komplodan haberdar olan II. İoannis annesini ve kızkardeşini manastırlara rahibe olarak kapattırdı.Pod jej wpływem Roman II zamknął matkę i siostry w klasztorze.
Manastır 1923 yılında terkedilmiştir.Pomnik ten został zlikwidowany w 1923 r.
Beş yıl içinde manastırda mütevelli olarak görev yaptı ve aynı zamanda bir çiftlikte çalıştı.Pięć lat później został wyświęcony na kapłana, pracował nadal w tej samej parafii.
Geç 11. yüzyılda, manastıra döndüştürülmüş ve "Yeni Manastır" (Yunanca: Νέα Μονή) olarak tanınmıştır.W XI wieku przypałacowy kościół zamieniono na klasztor, określany jako "Nowy klasztor" (Νέα Μονή).
Selvo bir manastıra keşiş olarak gönderildi.Enio został przyjęto do klasztoru jako posłusznik.
Kadınlar Manastırı (Beguinage).Manastir (bułg.
Manastır Ortaçağ'da Ermenistan'ın en önemli dinî merkezlerinin biriydi.Był jednym z najważniejszych klasztorów Aragonii w średniowieczu.
Her yıl bu tören Londra'daki Westminster Manastırı'nda yapılır.Spotkania odbywają się prawie w każdy miesiąc, w miejscowości Westminster.
Şartröz manastırlarında keşişlerin başında bir başrahip bulunmaz.W Mytkach nie rezyduję obecnie żaden duchowny.
İskender Bey 21 Nisan 1451 günü Ortodoks Ardenitsa Manastırında Donika Kastrioti ile evlenir.21 kwietnia 1451 poślubiła Skanderbega w klasztorze prawosławnym w Ardenicy.
St. Augustine Manastırı, Canterbury, Kent, İngiltere'de yer alan bir Benedikt manastırıdır.Opactwo św. Augustyna w Canterbury – dawny klasztor benedyktynów w Canterbury, w Anglii.
Macaheli bölgesinde, eski tarihlerde inşa edilmiş çok sayıda Gürcü kilisesi ve manastırı vardı.W Aughagower zachowały się kapliczki i pomniki z wcześniejszych lat.
Nil Manastırı - 1910.Pałac z 1910 r.
1539'da manastırlar lağvedilmiştir ve malikane hakkı bir özel aile eline geçmiştir.W 1539 wszystkie pozostałe w Anglii klasztory zostały rozwiązane, a ich mienie przejęła Korona.
Bu manastırların en tanınmışı Burgondiya'daki Cluny Manastırı'ydı.Klasztor ten jest największym prywatnym klasztorem w Bhutanie.
Rahipler 30 Eylül 1124te manastırın kilisesinin inşaasını bitirdi.Zakonnicy objęli klasztor w dniu 11 czerwca 1294 roku.
Bu vergilerin bazıları kiliseler ve manastırlara yüklenmişti.Opłatki wypiekano przy klasztorach oraz kościołach.
Daha sonraki hayatını rahibe manastırında geçirmiştir.Resztę życia chce spędzić w klasztorze sióstr pokutnic.
Manastırda ise yaklaşık 300 rahip yaşamaktadır.W klasztorze mieszka około 30 mnichów.
Bir yıl sonra ise Manastır Darülmualliminliği'ne (öğretmen okulu) müdür olarak atandı.Rok później przeniesiony na stanowisko prefekta biura ds. ekonomicznych Kongregacji Rozkrzewiania Wiary.
Kutsandıktan sonra ve annesinin tavsiyesi üzerine, kardeşinin zaten bir keşiş olduğu manastıra girdi.Jego siostra wstąpiła do klasztoru, brat został białym duchownym.
Bu kaynağa ait su manastırın ünlü birasının yapımında kullanılmaktadır.To właśnie z tego utworu pochodzi słynny zwrot Konia!
Mamacunalar manastırlarda yaşarlardı.W budynkach klasztornych miały zamieszkać mniszki.
Bölgesindeki en büyük Ortodoks manastırıdır.Jest to najstarszy klasztor tej prowincji.
1788' de yenileme manastırda yenileme çalışmaları yapılmıştır.W 1778 roku przeprowadzono gruntowny remont klasztoru.
Birkaç binadan oluşan Tbeti Manastırı’ndan günümüze sadece harap haldeki kilise kalmıştır.W istniejącym nadal, dwukondygnacyjnym budynku klasztornym do dziś mieści się więzienie.
Kısa bir süre sonra tekrar manastıra döndü.Wrócił potem jeszcze na chwilę do duchowieństwa.
Aya Nikola Manastırı içeridenNależy do dorzecza Nilu.
Diğer Moskova manastırlarından farklı olarak, 17. yüzyıldan beri neredeyse sağlam kaldı.Till skillnad från andra kloster i Moskva, har det i stort sett varit helt intakt sedan 1600-talet.
Hakkında başka bilgi olmayan manastırın ima edildiğine göre İngiltere’de bir temsilcisi vardı.Det annars okända klostret hade, antyddes det, en representant i England.