Ana içeriğe geç
Sözlük

mallar ile cümle

mallar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Altıncı ve sekizinci maddelerle el konulan mallar ve savaş esirlerinin durumu düzenleniyordu.A 6. és 20. könnyű hadosztályok nehézfegyverzete megsemmisült.
Abs ayrıca yahudilere ait malların arileştirilmesinden de sorumluydu.Az OMIKE a zsidótörvények következményeinek enyhítésében is szerepet vállalt.
Bir yöredeki zengin kişinin veya ağanın mallarını kendi isteğiyle talan ettirmesi anlamına gelir.Hallgass a gazdagabbra, hátha megszerezheted a vagyonát.
Müslümanların evleri tek tek aranarak Ermenilere ait malları kendilerine verilmek üzere toplattı.A muzulmánoknak a vagyonukhoz mérten kell adományokat adni.
Kilise okullarını kapattı ve mallarını elinden aldı.Feloszlatta a vallási egyesületeket, vagyonukat lefoglalta.
Eyaklar, Ahtnalarla bakır karşılığında kürk ve diğer ticari malları değiş tokuş ederlerdi.Az emberek ott sajt, gyapjú vagy bőrért cserébe megkapták a megélhetésükhöz szükséges árukat.
Kilise malları hükümdarlık altında tutuluyordu.Az egyházi birtokait az uradalom foglalta el.
12 Aralık 2001 tarihinde gazetenin bürosundaki bütün mallar haczedildi.12. joulukuuta − Työkansan Sanomat julkaisi näytenumeronsa.
Statham bir süre sahte mallar satarak da para kazanıyordu.Anttila osti korujen tekemistä varten kultaa myymällä omaisuuttaan.
Malların kendileri ya da ambalajları ve beraberindeki belgeler veya etiketler işaretlenmiştir.Nämä ruumiit tunnistettiin ulkonäön perusteella tai mukana olevien papereiden ja tavaroiden perusteella.
Bu nedenle de sermaye ve malların serbest dolaşımına karşı çıkılır.Se kieltää heiltä terveydenhuollon ja liikkumisvapauden.
Bu mallar üzerinde özel kişilerin mülkiyet hakkı yoktu.Tähän omaisuuteen puolisolla ei ollut oikeutta.
Schindler bu malların satışında aracılık etmiş ve çalıntı malları alıkoymuştur.Divariin voi myydä löytämänsä ylimääräiset tavarat.
Ekonomik liberalizm kamu mallarının sağlanması için kamu girişimini destekleyebilir.Ο οικονομικός φιλελευθερισμός μπορεί να υποστηρίξει τη δημόσια πρωτοβουλία για την παροχή δημοσίων αγαθών.
Bu mallara zarar veren kişiler ölüm cezası ile cezalandırılırdı.Οι οποιοιδήποτε αμφισβητίες θα τιμωρούνταν με θάνατο.
Sermaye malları, malların veya hizmetlerin üretiminde kullanılan dayanıklı ürünlerdir.Η βιομηχανία είναι η παραγωγή αγαθών ή συναφών υπηρεσιών σε μια οικονομία.
Eserin çevirisi ise Mallarmé tarafından yapıldı.Η μετάφρασή του είχε γίνει από τον φίλο του Mite Kremnitz.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Ο βιομηχανικός τομέας δεν είναι ανεπτυγμένος και τα καύσιμα εισάγονται.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Εκείνος δίνει τα πλούτη του στους αγαθούς και τους κακούς τους κάνει φτωχούς.
Restytucja: Sorunların malların İadesi Polonya (1939-2001).Hovedartikel: Besættelsen af Polen (1939–1945).
Çalıntı mallar, seri numarası çıkarılmış ürünler.Fabrikerede varer er varer, der er forædlede.
Bunun nedeni malların fiyatlarının, sonuçta kullanılan girdilerin fiyatları tarafından belirlenmesidir.Beløb, der naturligvis via varepriserne til syvende og sidst betales af forbrugerne selv.
İnsanların yakınında yaşayan Keme türleri, insanların mallarına zarar veren hayvanlar olarak görülür.Alle dyr, som generer mennesker, betegnes som skadedyr.
Söz konusu gri malların Troya II'nin gri malları ile benzerlik gösterdiği ileri sürülmektedir.I Amys ret der det Dalys naturlige grå hår, der vises.
Birincisi o malın kişiye sağladığı fayda, ikincisi o malın başka mallarla mübadele değeri.For den første fik han hæderlig omtale, for den anden en pengebelønning.
Bu çalışmaların sonucunda Asya ticari mallarının 2,5 milyon tondan fazla kısmını taşıdı.Alene den amerikanske hær havde overført 2,5 mio. tons materiel.
Sahip olduğu mallar Hollanda Batavian Cumhuriyeti hükumeti tarafından devralındı.Dets eiendeler og gjeld ble overtatt av den nederlandske bataviske republikk.
1975 yılında tüketim malları, sanayi sermaye ürünlerinden %9 daha yavaş büyüdü.Fra 1975 vokste produksjonen av kapitalvarer 9 % mer enn produksjonen av konsumvarer.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.Avstraffelse av alle krigsforbrytere.
Fransız Devrimi ile kilise malları satıldı ve merkez yönetiminin binalarına çevrildi.Under den franske revolusjon ble abbediets eiendommer solgt, og kapittelet oppløst.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin kjemper for de fattige med å stjele penger fra de rike og gi til de fattige.
Atina'nın en önemli limanı Pire'de mallardan alınan bu vergiler önceleri %1, daha sonra %2 olarak konulmuştur.I Pireus, den viktigste havnen til Athen, ble denne skatten til å begynne med satt til 1%.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1962 – USA forbyr all import og eksport fra/til Cuba.
Malların güvenliği idare memurlarının sorumluluğu altındaydı.Sikkerheten til handelsvarene ble garantert av administrasjonens embetsmenn.
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.Dalam surat wasiatnya, ia mewariskan sepertiga hartanya kepada Livia, dan dua pertiga lainnya kepada Tiberius.
Eski Mısırlılar ender olarak komşularıyla ticari ilişkilere girdiler, yabancı mallar Mısır'da pek bulunmazdı.Orang Mesir kuno berdagang dengan negeri-negeri tetangga untuk memperoleh barang yang tidak ada di Mesir.
Ticaret malları taşınarak gelir elde edilir.Maka dari itu dibentuklah Hukum Pedagang (Koopmansrecht).
Hazine ve malları Ebû Müslim'in eline geçti.Rumah dan hartanya akhirnya berpindah tangan.
Bunlar hem kendi ihtiyaçları olan ve kolay satılan mallardır.Al-Cu memberikan keuntungan yaitu kemudahan dalam pengecoran dan memudahkan pengerjaan permesinan.
Vicenza şehri sanayi malları ihracat hacmi itibarı ile İtalya'nın üçüncü büyük sanayi şehridir.Vicenza adalah kota industri terbesar ke-3 di Italia menurut nilai ekspornya.
Hristiyanların malları yağmalanıyor ve öldürülüyorlardı.Penganut Kristen dianiaya dan diburu.
Ostrogotlar taşınır ve taşınmaz mallarının sahipliliğini korudular.Berkemahlah mereka mengepungnya dan didirikan merekalah tembok pengepungan sekelilingnya.
Birincisi o malın kişiye sağladığı fayda, ikincisi o malın başka mallarla mübadele değeri.Jenis pertama dilakukan tanpa imbalan apa-apa, sedangkan jenis kedua dilakuan dengan imbalan dan makan.
Mallarını satmak zorunda kaldı.Mereka bebas menjual barang-barang mereka.
Genellikle kullanılmış mallar, ucuz eşyalar, koleksiyonlar ve antikalar satılmaktadır.Benda-benda tersebut biasanya dijual ke pembeli yang berminat, terutama kolektor barang antik.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Vì thế, chẳng ai mua sữa của cậu nữa.
Yangın, Circus Maximus'un güneydoğu köşesinde çabuk tutuşan mallar satan dükkânlarda başladı.Trận hỏa hoạn xuất phát từ phía đông nam của Circus Maximus trong khu cửa hàng bán đồ dễ cháy.
Sahip olduğu mallar Hollanda Batavian Cumhuriyeti hükumeti tarafından devralındı.Những quyền sở hữu và các món nợ bị chính phủ Cộng hòa Batavia của Hà Lan chiếm giữ.
Semt, gümrük ödemeden malları transfer etmek için bir serbest bölge olarak inşa edildi.Khu phố đã được xây dựng lang một khu vực tự do để chuyển hàng hóa mà không phải trả thuế phí hải quan.
Alman malları Fransa dışında kıtadaki bütün büyük pazarları ele geçirdi.Các nhà hàng Đức được trao tặng huy chương nhiều thứ nhì thế giới sau Pháp.
1908) 1842 - Stéphane Mallarmé, Fransız şair (ö.1901) 1842 - Stéphane Mallarmé, nhà thơ người Pháp (m.
Ayıca dolandırıcılık suçundan ve çalıntı mallar için 1500 € ödemek zorunda kaldı.Rồi đến năm 2005 ông bị kết tội gian lận và đã phải trả 1.500 € cho hàng hóa bị đánh cắp .
Malların fiyatları ve dağıtımı ağırlıklı olarak piyasadaki rekabet tarafından belirlenir.Ông nhấn mạnh rằng giao của cả cung và cầu là mức giá cân bằng trong một thị trường cạnh tranh.
Örneğin, taşınmaz malların satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılması zorunludur.Việc làm đại lý mua bán hàng hóa phải được xác lập bằng hợp đồng.
Denizde gemileri olanların hepsi Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla Zengin olmuşlardı.凡て、海にある雑(くさぐさ)の魚(うを)は、載するにた勝ふべからず。
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.遺骨は指の骨だけになったが杉元により遺族へ渡された。
Bunun nedeni malların fiyatlarının, sonuçta kullanılan girdilerin fiyatları tarafından belirlenmesidir.これは、財の価格は究極的にはその投入物の価格によって決定されるからである。
Sürgün edilen Ermenilere ait malların tümüne 1930'ların başında el konuldu.1930年代の閉鎖時に自殺したオーナーの幽霊が出るといわれている。
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.またクワも枯れてしまって養蚕も出来なくなり、生計の維持が困難になりつつあった。
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.これら亡命者(亡命貴族)の財産や身分の保護を訴えた。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod