Hristiyanların malları yağmalanıyor ve öldürülüyorlardı.キリスト教徒によって拷問にかけられ、死亡した。
Bu yüzden ülkenin bu malları ithal etmesi kendi yararına olacaktır.そのため、その国は、労働集約財は輸入した方がよりよい。
Mallar üzerinde tasarruf etme yetkisi vermez.物件の増資は出来ない。
Kendilerini dövüp mallarını gasbettikten sonra yine yoldan geçen, 3 kişiyi öldürmüşlerdir.すそがえし 〔あまそぎ〕が第三者に破壊された場合に持ち主に降りかかる災難。
Statham bir süre sahte mallar satarak da para kazanıyordu.シーゲルは架空の株を売って金を集めた。
Ele geçen çizgi bezemeli ince mallar ise Alacahöyük 5-6 tabakalarına oldukça benzemektedir.特に肩に当たる部分の隆起がとても顕著で、ここに5-6個の小さな突起が列をなす。
Genelde bir yerde az, başka yerde de çok olan mallar ile ticaret yapılır.ある場所では豊富に存在していて安い商品が、ある場所では極めて貴重で高値で取引されていたとする。
Kalan para Irak hükümetine devrediliyor ve izin verilen malların satın alınması için harcanıyordu.残った大部分の金は、イラク政府が規制に合致した物資を買うために使うことができた。
Malların ihracatında yirminci, ithalatında on sekizinci sıradadır.以降左膳は大河内の十八番となる。
Alınıp satılan malların fiyatlarının ya da kurların belirlenmesi arz ve talebe göre düzenlenir.賣出和買進之間的差價就是你的獲利或虧損。
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"」諸葛亮問此人在何處,劉備回答說:「剛起身如廁該人。
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.後奉詔出使元朝,被强留馆中。
Atina'nın en önemli limanı Pire'de mallardan alınan bu vergiler önceleri %1, daha sonra %2 olarak konulmuştur.在比雷埃夫斯(雅典的主要港口),這稅的稅率最初定在1%,然後加至2%。
Homer, antika satıcısı John ile tanışır ve şaşaalı malların değerinin çok olduğunu açıklar.霍默在店里结识了古董商人约翰,后者告诉他店里大部分东西的价值所在。
Öte yandan bazı lüks malların ticareti yasaklanmıştır.禁止奢侈品出口。
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.在他的遺囑中,他留他財產的三分之一給莉薇婭,而其它的三分之二給繼承人提庇留。
Denizde gemileri olanların hepsi Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla Zengin olmuşlardı.諸當道海上事宜皆就決,知無不言;奸宄斂跡,盜賊相戒不入境。
İdamını takiben tüm malları ve eşyası devlet tarafından müsadere edildi.根据他的遗嘱,所有藏品都捐赠给国家。
Para karşılığında verilen hizmet, malların birbiriyle takas edilmesini tamamıyla unutturmuştur.可見得軍事採購一直與利益交換無法脫鉤。
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.他的妻子和女兒們都向他保密奇魯米的事情。
Mallar taşınmadıklarında veya işlenmediklerinde, beklemededir.” 至於「誤導」或「隱瞞」,並不一定被視為謊言。
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.蘇峻之亂時,司馬羕支持叛亂的蘇峻,在事平後被賜死。
Ayrıca tüketim malları ihracatı da önemli bir gelir kaynağıdır.另一方面,干擾敵方的資源採集也是致勝的方法。
Katılmak isteyenlerin, satılacak malları müzayede başlamadan görmelerine izin verilir.※成員不須專任,可兼顧入团前的演藝活動。
Daha önce kentten aldıkları malları, aynı kalitede olmasa bile, üretmeye başladılar.牠們以往被分類在鵐科中,但其實並非接近牠們。
Ancak bu alış-veriş sonucunda yayılmış olan mallar, bizlere nasıl yayıldıkları hakkında bilgi vermemektedir.此類測試只能應用於已發生的案件,難以應用於詳情未明的事件。
Borçlunun mallarına el koyularak satılır ve alacaklılara alacağı miktar ödenir para artarsa borçluya verilir.債權的標的即為債權之客體,也就是債務人所應為之給付。
Denizde gemileri olanların hepsi Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla Zengin olmuşlardı.또한 그것들은 본래 바다에 살았지만, 그 후 5취(趣)로 흘러들게 되었다.
Bunlar hem kendi ihtiyaçları olan ve kolay satılan mallardır.이들은 어느 것이나 활달하고 인상적이며 친숙하기 쉬운 것이다.
Perakendeciler ise malları küçük miktarlar halinde satan işletmelerdir.이러한 마지막 주성분들은 가능한한 작은 분산을 가지므로 그들은 그들 나름대로 유용하다.
Mallar taşınmadıklarında veya işlenmediklerinde, beklemededir.그러나 故意 또는 過失로 因하여 心神喪失을 招來한 때에는 그러하지 아니하다.
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.그윽이 생각하건대, 신하와 자식의 도리는 충성과 효도뿐입니다.
Torba, küçük malları taşımaya yarar.주머니는 작은 물품을 담기 위한 도구이다.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.전쟁범죄자 조항을 삭제하자는 것 등이다.
Korkunç zulümler ve katliamlar yaparak, Müslümanların mallarını yağmalattı.불교의 지나친 부패와 타락은 필연적으로 유생들 사이에 배불론(排佛論)이 대두되게 하는 결과를 가져왔다.
Sermaye maddi mallar değil o malların değeridir ve daima aynı değerini muhafaza eder.이 가치는 무엇인가를 위해서가 아니라 그것만으로도 가치가 있는 절대 가치이다.
Bir yöredeki zengin kişinin veya ağanın mallarını kendi isteğiyle talan ettirmesi anlamına gelir.그런데 부자에게 꼭 필요한 것은 남과 그들의 재산을 나누어 가지는 방법입니다.
Irak'taki mallarını sattılar, içimizde onların işleyebileceği toprak yok.הם מכרו את רכושם בעיראק, אין להם אדמה בארצנו אותה הם יכולים לעבד.
Semt, gümrük ödemeden malları transfer etmek için bir serbest bölge olarak inşa edildi.האזור נבנה כאזור סחר חופשי להעברת מטענים ללא תשלום מכס.
Eski Mısırlılar ender olarak komşularıyla ticari ilişkilere girdiler, yabancı mallar Mısır'da pek bulunmazdı.המצרים הקדמונים סחרו עם שכניהם כדי להשיג חומרים נדירים ואקזוטיים שלא היו קיימים במצרים.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.כפי שצריך לעשות לכל פושע מלחמה.
Bıçakçılık ise, piyasaya ucuz Çin mallarının girmesinden sonra terk edilmeye başlanmıştır.המפעל נסגר לאחר שהשוק הוצף במאווררים זולים מסין.
Torba, küçük malları taşımaya yarar.הם נשלחים עם המטען המועט שהם יכולים לסחוב...
Lüks tüketim malları bu kavram ile çok yakından ilişkilidir.הם מספיק קרובים כדי לספוח חומר זה עם זה.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.ובכסף משנה תמה מהיכן מקורו.
Yahudilerin malları yağmalandı ve 900 Yahudi evi harabeye çevrildi.Имуществото на местната еврейска собственост е разграбено, а 900 еврейски домове са разрушени.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1963 г. – САЩ налагат финансово и икономическо ембарго на Куба.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.В случая думата „инвестиция“ се отнася за закупуването на нефинансови продукти.
1951 - Halkevleri kapatıldı ve malları Hazine'ye devredildi.През 1951 година със закон, фондациите са прекратени, а имуществото им национализирано в полза на държавата.
Nüfus yoğunluğu çok az olmasına rağmen mallarını talan edilmesini hiç izin vermemişlerdir.В крайна сметка големият им брой въобще не се е оказал способен да ги запази.
Bu dönemde vasiyetini yazdı ve tüm mallarını eşine bıraktı.В завещанието си признава децата си и им оставя малкото, което има.
Bilgi ticareti diğer malların alım-satımına göre bazı farklılıklar göstermektedir.Той набира данни за развитието на продажбите на различни стоки във времето.
En önemli ihracat malları petrol, gübre ve kömürdür.Основни вносни суровини са петрол, метали и зърнени храни.
20 yıl çalıştıktan sonra Yakup mallarını ve ailesini alarak dayısının yanından kaçtı.На двадесет години той поема с братята си наследството на баща му и на чичо му.
Semt, gümrük ödemeden malları transfer etmek için bir serbest bölge olarak inşa edildi.Općina je izgrađena kao slobodna zonu za prijenos robe bez plaćanja carina.
Vicenza şehri sanayi malları ihracat hacmi itibarı ile İtalya'nın üçüncü büyük sanayi şehridir.Prema količini robe za izvoz, Vicenza je treći talijanski grad.
Alınıp satılan malların fiyatlarının ya da kurların belirlenmesi arz ve talebe göre düzenlenir.Itemi su predmeti koje dobivate ili kupovinom ili pobjedom neprijatelja (rjeđe).
En önemli ihracat malları petrol, gübre ve kömürdür.Najvažnije sirovine su zlato, nafta i bakar.
Ekonomi açısından, sermaye malları somut mülkiyettir.Konzervativci stoga osobito poštuju zemljišno vlasništvu.
Perakende ticaret, malların doğrudan doğruya tüketicilere satılmasıdır.Hawkins je odlučio prodavati proizvode direktno kupcima.