Ana içeriğe geç
Sözlük

mallar ile cümle

mallar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İstriya yarımadasında, özellikle Pula'da bulunan Venedik kamu mallarına da el konulmuştu.Van hem zijn vooral Venetiaanse stadsgezichten bewaard gebleven.
Ekonomi açısından, sermaye malları somut mülkiyettir.Bij allodiale goederen was het bezitsrecht absoluut.
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"Zapytał ich jeszcze Niepohamowany Mąż: "Jaki jest powód tego, że płaczecie?"
Ardından onları öldürtüp mallarına da el koydu.Następnie oprowadził go po stanowiskach i wypuścił.
Bu yolla saat, mobilya, radyo gibi tüketim malları bolca üretildi.Dobra konsumpcyjne takie jak zegarki, meble czy radia były wręcz produkowane w nadmiarze.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Przemysł wykorzystuje surowce i paliwa sprowadzane z zagranicy.
Odalar genellikle uyumak ve eşya veya malları saklamak üzere kullanılırdı.Na miejscu zazwyczaj zmuszano ich do zdjęcia ubrań oraz oddania dokumentów i przedmiotów osobistych.
Lüks tüketim malları bu kavram ile çok yakından ilişkilidir.Wszystkie te własności czynią ten kod bardzo pożądanym.
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.Guts uratował go przed śmiercią, a on od tamtego czasu wiernie mu towarzyszy (ku zgrozie Gutsa).
Mallarını satmak zorunda kaldı.Jej majątek został sprzedany.
Buradan yüklenen mallar gemilerle Romanya ve Rusya üzerinden Avrupa'ya taşınmıştır.Stamtąd towary transportowano drogą morską do Europy i Afryki Północnej.
Çünkü malların nakliyeciye teslim edilmesinden sonraki tüm hasarlar ve ek masraflar alıcıya aittir.Od tego momentu wszelkie koszty oraz ryzyko związane z towarem zostaje przeniesione na kupującego.
Fakat Yunan askerleri köy halkının eşyalarını ve mallarını kullanmışlardır.Przypuszczalnie Grecy poszukiwali złota i wyrobów z tego metalu.
Kalede bulunup ele geçirdikler diğer ganimet malları ile vakitlerini geçirdiler.Pozostałych palono na stosach, a ich majątki konfiskowano.
Gelir esnekliği, normal mallar için pozitifken düşük mallar için negatiftir.Dobra nie zaliczane do dóbr niższego rzędu to dobra normalne.
Feodal asillerin muhalefetini ezerek, topraklarına ve mallarına el koymayı planlar.Pozostawia Novalee w spadku swoją ziemię, ubezpieczenie i kapitał.
Tütün malları gibi mallara boykot düzenlediler.Zachwalał medyczne właściwości tytoniu.
Ardından onları öldürtüp mallarına da el koydu.Han dog senare av hög ålder och hans ättlingar tog över stammen.
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"Mannen frågar sig omedvetet (kören i bakgrunden): "Måste du åter uppleva det som du så ofta har upplevt?
Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi.Saudiarabien kommer inte längre att kunna exportera olja.
Tütün malları gibi mallara boykot düzenlediler.De erhöll privilegium på tobaksimporten.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Hans förmögenhet är det ingen som kan hitta.
Eski Mısırlılar ender olarak komşularıyla ticari ilişkilere girdiler, yabancı mallar Mısır'da pek bulunmazdı.De forntida egyptierna bedrev handel med grannfolken för att få tillgång till sällsynta, exotiska varor.
İthalat ya da dışalım, yurtdışında üretilmiş malların, ülkedeki alıcılar tarafından satın alınmasıdır.Något man bör komma ihåg ifall man köper utrustning utomlands.
Başka eyaletten alınmış mallara da Kuzey Dakota'da kullanılmaları halinde tüketim vergisi uygulamaktadır.Dessa kunde dra av skatt betald i annan delstat på sin deklaration i Connecticut.
Bu durumu değiştirmek için bir fabrikadan aldığım malları pazarda satmaya başladım.En del modifikationer kom att börja säljas i affärer.
Kilise malları hükümdarlık altında tutuluyordu.Han ställde sedan kyrkans tillgångar under statens kontroll.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Тепер же взагалі ніхто не стане її купувати.
Eserin çevirisi ise Mallarmé tarafından yapıldı.Маланюка, перекладали його твори.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Більшість промислових товарів і нафтопродукти імпортуються.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Я тільки брав від багатих і давав бідним.
Ek olarak, hayatını kaybedenlere ait hesaplar ve mallar kaldırıldı ve kanıtlar da kaza alanından yok edildi.Втратили землю й ті, що загубили документи на право володіння нею.
Satıcının sorumluluğu malları belirtilen varış limanına getirene kadardır.Вважається, що продавець виконав постачання, коли товар перетнув борт судна в порту відвантаження.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Vzali s sebou veškeré jmění, výzbroj a výstroj a zničili město i jeho opevnění.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.Ve srovnání se změnami úrokových sazeb účinnějším.
Dizdar, ocaklıktan başka Kütahya cizye mallarından da ayrıca yevmiye alırdı.Nárok na nové území si kromě Olomouce činil i Unka z Majetína.
Bu mallara zarar veren kişiler ölüm cezası ile cezalandırılırdı.Zvíře s takovýmto zraněním je odsouzeno k smrti.
İnsanlar paralarını ve mallarını, mülklerini, yaşam ve bedenlerini vermeyi teklif ettiler.Jejich pán je pánem jejich majetku, jejich těla, jejich života.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin Hood je archetyp anglického lidového hrdiny, který bohatým bere a chudým dává.
Stéphane Mallarmé (18 Mart 1842, Paris - 9 Eylül 1898, Vulaines-sur-Seine), Fransız şair.Stéphane Mallarmé (18. března 1842 Paříž – 9. září 1898 Valvins) byl francouzský básník a esejista.
Bu malların benzerlerine Hacınebi Höyüğü'nde de rastlanmaktadır.Podobné obsahové látky jsou i v náprstníku velkokvětém.
Birincisi yükletene verilir, ikincisi mallara eşlik eder, üçüncüsü de taşımacıda kalır.První jej nabyde, druhá jej udržuje a třetí generaci dojde.
Irak'taki mallarını sattılar, içimizde onların işleyebileceği toprak yok.Și-au vândut proprietățile din Irak, nu au pământuri în țară, pe care să le cultive.
Yahudilerin malları yağmalandı ve 900 Yahudi evi harabeye çevrildi.Au fost jefuite numeroase magazine și alte proprietăți ale evreilor, iar 900 case de evrei au fost distruse.
Değiş tokuş şu anlamlara gelebilir: Terim Takas, iktisadi olarak malların karşılıklı değiştirilmesi.Trocul face parte din schimburile numite de compensație, schimb de servicii egale.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Legenda spune că el lua de la bogați și dăruia celor săraci.
Ayrıca ekstra olarak bir frigorifik sistemle soğuk kalması istenen mallarda böylece korunabilir.Este de evitat de asemenea aglomerarea prea mare a frigiderului.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Membrele lor erau neatinse și lângă ele se aflau lămpi de aur si de argint”.
Malların mülkiyetini temsil etmediği için ciro edilemez.Putem doar cerceta indirect proprietățile lor.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1962: SUA instituie blocada economică asupra Cubei.
Kendisi hiç evlenmemiş, elde ettiği tüm hediyeleri, para ve ganimet mallarını kız kardeşlerine sarf etmiştir.Si niciodata nu a luat bani: toate lucrarile le facea cadou, le dona.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.Judecarea tuturor criminalilor de război.
Mallarmé'ye göre kapalılık ve anlaşılmazlık şiirin özüdür.Defectul pe care și-l recunoaște Minculescu este sinceritatea.
Mallar dün geldi.Mărfurile au sosit ieri.
Tüm bu mallar ağır biçimde vergilendiriliyor.Toate aceste bunuri sunt impozitate într-o măsura prea mare.
Mallar gemiyle taşındı.Mărfurile au fost transportate cu vaporul.
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.Végakaratában Liviára hagyta vagyonának egyharmadát, a fennmaradó kétharmadot pedig Tiberius örökölte.
Eğer bir Yahudi bir dükkana girerse mallara göz atması yasaktır...Ha a zsidó bemegy az üzletbe, tilos neki megvizsgálni az árut...
Mallar yalnızca devlet mührü ile temin edildiğinde ithal veya ihraç edilebilir.Javakat csak akkor lehetett exportálni vagy importálni, ha azt állami pecséttel megerősítették.
Bu dönemde vasiyetini yazdı ve tüm mallarını eşine bıraktı.Végrendeletében mindenét feleségének hagyta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod