malların ile cümle
malların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.遺骨は指の骨だけになったが杉元により遺族へ渡された。
Bunun nedeni malların fiyatlarının, sonuçta kullanılan girdilerin fiyatları tarafından belirlenmesidir.これは、財の価格は究極的にはその投入物の価格によって決定されるからである。
Sürgün edilen Ermenilere ait malların tümüne 1930'ların başında el konuldu.1930年代の閉鎖時に自殺したオーナーの幽霊が出るといわれている。
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.またクワも枯れてしまって養蚕も出来なくなり、生計の維持が困難になりつつあった。
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.これら亡命者(亡命貴族)の財産や身分の保護を訴えた。
Kendilerini dövüp mallarını gasbettikten sonra yine yoldan geçen, 3 kişiyi öldürmüşlerdir.すそがえし 〔あまそぎ〕が第三者に破壊された場合に持ち主に降りかかる災難。
Kalan para Irak hükümetine devrediliyor ve izin verilen malların satın alınması için harcanıyordu.残った大部分の金は、イラク政府が規制に合致した物資を買うために使うことができた。
Malların ihracatında yirminci, ithalatında on sekizinci sıradadır.以降左膳は大河内の十八番となる。
Alınıp satılan malların fiyatlarının ya da kurların belirlenmesi arz ve talebe göre düzenlenir.賣出和買進之間的差價就是你的獲利或虧損。
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"」諸葛亮問此人在何處,劉備回答說:「剛起身如廁該人。
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.後奉詔出使元朝,被强留馆中。
Homer, antika satıcısı John ile tanışır ve şaşaalı malların değerinin çok olduğunu açıklar.霍默在店里结识了古董商人约翰,后者告诉他店里大部分东西的价值所在。
Öte yandan bazı lüks malların ticareti yasaklanmıştır.禁止奢侈品出口。
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.在他的遺囑中,他留他財產的三分之一給莉薇婭,而其它的三分之二給繼承人提庇留。
Para karşılığında verilen hizmet, malların birbiriyle takas edilmesini tamamıyla unutturmuştur.可見得軍事採購一直與利益交換無法脫鉤。
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.他的妻子和女兒們都向他保密奇魯米的事情。
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.蘇峻之亂時,司馬羕支持叛亂的蘇峻,在事平後被賜死。
Borçlunun mallarına el koyularak satılır ve alacaklılara alacağı miktar ödenir para artarsa borçluya verilir.債權的標的即為債權之客體,也就是債務人所應為之給付。
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.그윽이 생각하건대, 신하와 자식의 도리는 충성과 효도뿐입니다.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.전쟁범죄자 조항을 삭제하자는 것 등이다.
Korkunç zulümler ve katliamlar yaparak, Müslümanların mallarını yağmalattı.불교의 지나친 부패와 타락은 필연적으로 유생들 사이에 배불론(排佛論)이 대두되게 하는 결과를 가져왔다.
Sermaye maddi mallar değil o malların değeridir ve daima aynı değerini muhafaza eder.이 가치는 무엇인가를 위해서가 아니라 그것만으로도 가치가 있는 절대 가치이다.
Bir yöredeki zengin kişinin veya ağanın mallarını kendi isteğiyle talan ettirmesi anlamına gelir.그런데 부자에게 꼭 필요한 것은 남과 그들의 재산을 나누어 가지는 방법입니다.
Irak'taki mallarını sattılar, içimizde onların işleyebileceği toprak yok.הם מכרו את רכושם בעיראק, אין להם אדמה בארצנו אותה הם יכולים לעבד.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.כפי שצריך לעשות לכל פושע מלחמה.
Bıçakçılık ise, piyasaya ucuz Çin mallarının girmesinden sonra terk edilmeye başlanmıştır.המפעל נסגר לאחר שהשוק הוצף במאווררים זולים מסין.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.ובכסף משנה תמה מהיכן מקורו.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1963 г. – САЩ налагат финансово и икономическо ембарго на Куба.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.В случая думата „инвестиция“ се отнася за закупуването на нефинансови продукти.
Nüfus yoğunluğu çok az olmasına rağmen mallarını talan edilmesini hiç izin vermemişlerdir.В крайна сметка големият им брой въобще не се е оказал способен да ги запази.
Bu dönemde vasiyetini yazdı ve tüm mallarını eşine bıraktı.В завещанието си признава децата си и им оставя малкото, което има.
Bilgi ticareti diğer malların alım-satımına göre bazı farklılıklar göstermektedir.Той набира данни за развитието на продажбите на различни стоки във времето.
20 yıl çalıştıktan sonra Yakup mallarını ve ailesini alarak dayısının yanından kaçtı.На двадесет години той поема с братята си наследството на баща му и на чичо му.
Alınıp satılan malların fiyatlarının ya da kurların belirlenmesi arz ve talebe göre düzenlenir.Itemi su predmeti koje dobivate ili kupovinom ili pobjedom neprijatelja (rjeđe).
Perakende ticaret, malların doğrudan doğruya tüketicilere satılmasıdır.Hawkins je odlučio prodavati proizvode direktno kupcima.
Malların güvenliği idare memurlarının sorumluluğu altındaydı.Pod njegovim vodstvom bili su financijski osigurani.
Mallarını satmak zorunda kaldı.Bol nútený svoje firmy predať.
Sermaye malları, malların veya hizmetlerin üretiminde kullanılan dayanıklı ürünlerdir.Práca je cieľavedomá činnosť vynakladaná pri tvorbe statkov a služieb.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Jis neturėjo kam palikti savo turto.
Bunun yerine, sadece nadir ve kaliteli malların bir parçası olarak serinin taraftarlarına pazarlanmıştır.Kolekcijoje yra itin retų ir vertingų Mogolų laikų iliustruotų rankraščių.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Turtingesni pradeda gaminti blynus ir dalinti juos vargšams.
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.Nefinansinės investicijos – tai investicijos į materialųjį turtą.
Bu ayı köylere saldırır, insanlar ve mallarına zarar verir, çevredeki sakinlere korku salarmış.Küberterroristid ründavad inimesi või nende omandit ning tekitavad piisavalt kahju, et külvata hirmu.
Ama son araştırmalar gösteriyor ki... Park Hae Young mallarını ve değerli eşyalarını nakde dönüştürmüş.Αλλά ο κ. Παρκ πρόσφατα πουλούσε κρυφά υψηλής ποιότητας αντίκες και ακίνητες περιουσίες.
Ama son araştırmalar gösteriyor ki... Park Hae Young mallarını ve değerli eşyalarını nakde dönüştürmüş.لكن مؤخرا باع السيد بارك بشكل سري اشياء اثرية وغالية
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Araberne og alle Kedars Fyrster var dine Hardelsvenner; med Lam, Vædre og Bukke handlede de med dig.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Arabia og alle Kedars fyrster mottok varer av din hånd; med lam og værer og bukker handlet de med dig.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Arabia şi toţi voivozii Chedarului erau negustorii tăi, şi-ţi aduceau miei, berbeci şi ţapi.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Arabien und alle Fürsten von Kedar haben mit dir gehandelt mit Schafen, Widdern und Böcken.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Arabští i všecka knížata Cedarská kupčívali tobě k ruce v beranech a skopcích i kozlích, tím kupčívali v tobě.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.De Arabieren en Kedars rijke handelskoningen brengen u lammeren, rammen en geiten.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.아라비아와 게달의 모든 방백은 네 수하에 상고가 되어 어린 양과 수양과 염소들 그것으로 너와 무역하였도다
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.L'Arabia e tutti i prìncipi di Kedàr mercanteggiavano con te: trafficavano con te agnelli, montoni e capri
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Orang Arab dan penguasa tanah Kedar membeli barang-barangmu dengan anak domba, domba jantan dan kambing
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Аравия и все князья Кидарские производили мену с тобою: ягнят и баранов и козлов променивали тебе.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.Аравия и всичките кидарски първенци бяха търговци в тебе, и търгуваха с тебе с агнета, овце и козли.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.ערב וכל נשיאי קדר המה סחרי ידך בכרים ואילים ועתודים בם סחריך׃
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.العرب وكل رؤساء قيدار هم تجار يدك بالخرفان والكباش والاعتدة. في هذه كانوا تجارك.
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.亞 拉 伯 人 、 和 基 達 的 一 切 首 領 、 都 作 你 的 客 商 . 用 羊 羔 、 公 綿 羊 、 公 山 羊 、 與 你 交 易
Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi, Mallarına karşılık Sana kuzu, koç, teke verdiler.亞拉伯人 、 和 基達 的 一切 首 領 、 都 作 你 的 客商 . 用 羊羔 、 公綿羊 、 公山羊 、 與 你 交易