malların ile cümle
malların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.Door transacties in een andere munt te doen, ontstaan er wisselkoersrisico's.
Rawls’ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.Volgens Rawls levert dit rechtvaardige beslissingen op met een rechtvaardige verdeling van welvaart.
Değiş tokuş şu anlamlara gelebilir: Terim Takas, iktisadi olarak malların karşılıklı değiştirilmesi.Deze werking geldt voor beide richtingen, de component is dus geschikt voor wisselspanningstoepassingen.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.De bende besteelt enkel de rijken en deelt de buit uit aan de armen.
1312'de Clemens'in onayıyla tarikatı dağıtıp mallarını Hospitallier tarikatına aktardı.Toen paus Clemens V deze orde in 1312 afschafte, gingen haar bezittingen over aan de hospitaalridders.
İstriya yarımadasında, özellikle Pula'da bulunan Venedik kamu mallarına da el konulmuştu.Van hem zijn vooral Venetiaanse stadsgezichten bewaard gebleven.
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"Zapytał ich jeszcze Niepohamowany Mąż: "Jaki jest powód tego, że płaczecie?"
Ardından onları öldürtüp mallarına da el koydu.Następnie oprowadził go po stanowiskach i wypuścił.
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.Guts uratował go przed śmiercią, a on od tamtego czasu wiernie mu towarzyszy (ku zgrozie Gutsa).
Mallarını satmak zorunda kaldı.Jej majątek został sprzedany.
Çünkü malların nakliyeciye teslim edilmesinden sonraki tüm hasarlar ve ek masraflar alıcıya aittir.Od tego momentu wszelkie koszty oraz ryzyko związane z towarem zostaje przeniesione na kupującego.
Fakat Yunan askerleri köy halkının eşyalarını ve mallarını kullanmışlardır.Przypuszczalnie Grecy poszukiwali złota i wyrobów z tego metalu.
Feodal asillerin muhalefetini ezerek, topraklarına ve mallarına el koymayı planlar.Pozostawia Novalee w spadku swoją ziemię, ubezpieczenie i kapitał.
Ardından onları öldürtüp mallarına da el koydu.Han dog senare av hög ålder och hans ättlingar tog över stammen.
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"Mannen frågar sig omedvetet (kören i bakgrunden): "Måste du åter uppleva det som du så ofta har upplevt?
Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi.Saudiarabien kommer inte längre att kunna exportera olja.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Hans förmögenhet är det ingen som kan hitta.
İthalat ya da dışalım, yurtdışında üretilmiş malların, ülkedeki alıcılar tarafından satın alınmasıdır.Något man bör komma ihåg ifall man köper utrustning utomlands.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Тепер же взагалі ніхто не стане її купувати.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Я тільки брав від багатих і давав бідним.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Vzali s sebou veškeré jmění, výzbroj a výstroj a zničili město i jeho opevnění.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.Ve srovnání se změnami úrokových sazeb účinnějším.
Dizdar, ocaklıktan başka Kütahya cizye mallarından da ayrıca yevmiye alırdı.Nárok na nové území si kromě Olomouce činil i Unka z Majetína.
İnsanlar paralarını ve mallarını, mülklerini, yaşam ve bedenlerini vermeyi teklif ettiler.Jejich pán je pánem jejich majetku, jejich těla, jejich života.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin Hood je archetyp anglického lidového hrdiny, který bohatým bere a chudým dává.
Bu malların benzerlerine Hacınebi Höyüğü'nde de rastlanmaktadır.Podobné obsahové látky jsou i v náprstníku velkokvětém.
Irak'taki mallarını sattılar, içimizde onların işleyebileceği toprak yok.Și-au vândut proprietățile din Irak, nu au pământuri în țară, pe care să le cultive.
Değiş tokuş şu anlamlara gelebilir: Terim Takas, iktisadi olarak malların karşılıklı değiştirilmesi.Trocul face parte din schimburile numite de compensație, schimb de servicii egale.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Legenda spune că el lua de la bogați și dăruia celor săraci.
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Membrele lor erau neatinse și lângă ele se aflau lămpi de aur si de argint”.
Malların mülkiyetini temsil etmediği için ciro edilemez.Putem doar cerceta indirect proprietățile lor.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1962: SUA instituie blocada economică asupra Cubei.
Kendisi hiç evlenmemiş, elde ettiği tüm hediyeleri, para ve ganimet mallarını kız kardeşlerine sarf etmiştir.Si niciodata nu a luat bani: toate lucrarile le facea cadou, le dona.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.Judecarea tuturor criminalilor de război.
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.Végakaratában Liviára hagyta vagyonának egyharmadát, a fennmaradó kétharmadot pedig Tiberius örökölte.
Bu dönemde vasiyetini yazdı ve tüm mallarını eşine bıraktı.Végrendeletében mindenét feleségének hagyta.
Abs ayrıca yahudilere ait malların arileştirilmesinden de sorumluydu.Az OMIKE a zsidótörvények következményeinek enyhítésében is szerepet vállalt.
Bir yöredeki zengin kişinin veya ağanın mallarını kendi isteğiyle talan ettirmesi anlamına gelir.Hallgass a gazdagabbra, hátha megszerezheted a vagyonát.
Kilise okullarını kapattı ve mallarını elinden aldı.Feloszlatta a vallási egyesületeket, vagyonukat lefoglalta.
Malların kendileri ya da ambalajları ve beraberindeki belgeler veya etiketler işaretlenmiştir.Nämä ruumiit tunnistettiin ulkonäön perusteella tai mukana olevien papereiden ja tavaroiden perusteella.
Bu nedenle de sermaye ve malların serbest dolaşımına karşı çıkılır.Se kieltää heiltä terveydenhuollon ja liikkumisvapauden.
Schindler bu malların satışında aracılık etmiş ve çalıntı malları alıkoymuştur.Divariin voi myydä löytämänsä ylimääräiset tavarat.
Ekonomik liberalizm kamu mallarının sağlanması için kamu girişimini destekleyebilir.Ο οικονομικός φιλελευθερισμός μπορεί να υποστηρίξει τη δημόσια πρωτοβουλία για την παροχή δημοσίων αγαθών.
Sermaye malları, malların veya hizmetlerin üretiminde kullanılan dayanıklı ürünlerdir.Η βιομηχανία είναι η παραγωγή αγαθών ή συναφών υπηρεσιών σε μια οικονομία.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Εκείνος δίνει τα πλούτη του στους αγαθούς και τους κακούς τους κάνει φτωχούς.
Restytucja: Sorunların malların İadesi Polonya (1939-2001).Hovedartikel: Besættelsen af Polen (1939–1945).
Bunun nedeni malların fiyatlarının, sonuçta kullanılan girdilerin fiyatları tarafından belirlenmesidir.Beløb, der naturligvis via varepriserne til syvende og sidst betales af forbrugerne selv.
İnsanların yakınında yaşayan Keme türleri, insanların mallarına zarar veren hayvanlar olarak görülür.Alle dyr, som generer mennesker, betegnes som skadedyr.
Söz konusu gri malların Troya II'nin gri malları ile benzerlik gösterdiği ileri sürülmektedir.I Amys ret der det Dalys naturlige grå hår, der vises.
Bu çalışmaların sonucunda Asya ticari mallarının 2,5 milyon tondan fazla kısmını taşıdı.Alene den amerikanske hær havde overført 2,5 mio. tons materiel.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.Avstraffelse av alle krigsforbrytere.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin kjemper for de fattige med å stjele penger fra de rike og gi til de fattige.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba mallarına ambargo koydu.1962 – USA forbyr all import og eksport fra/til Cuba.
Malların güvenliği idare memurlarının sorumluluğu altındaydı.Sikkerheten til handelsvarene ble garantert av administrasjonens embetsmenn.
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.Dalam surat wasiatnya, ia mewariskan sepertiga hartanya kepada Livia, dan dua pertiga lainnya kepada Tiberius.
Ostrogotlar taşınır ve taşınmaz mallarının sahipliliğini korudular.Berkemahlah mereka mengepungnya dan didirikan merekalah tembok pengepungan sekelilingnya.
Mallarını satmak zorunda kaldı.Mereka bebas menjual barang-barang mereka.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Vì thế, chẳng ai mua sữa của cậu nữa.
Malların fiyatları ve dağıtımı ağırlıklı olarak piyasadaki rekabet tarafından belirlenir.Ông nhấn mạnh rằng giao của cả cung và cầu là mức giá cân bằng trong một thị trường cạnh tranh.
Örneğin, taşınmaz malların satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılması zorunludur.Việc làm đại lý mua bán hàng hóa phải được xác lập bằng hợp đồng.