malların ile cümle
malların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Mallarını satmak zorunda kaldı.Er müsse die Ware hier versteckt haben.
Malların kendileri ya da ambalajları ve beraberindeki belgeler veya etiketler işaretlenmiştir.Die Güter selber, deren Verpackung oder die dazugehörige Dokumentation wurden markiert.
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.Dieser gab seinen Besitz wiederum an die Adelsfamilie Iring ab.
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.Ils sont rejoints par leurs enfants et leurs amis (Les tentacules du Mal).
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.Avec l'échange des biens vint l'échange des idées.
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"Ils lui demandèrent: Qui est l'homme qui t'a dit: Prends ton lit, et marche?
Dar anlamda yatırım, yatırım mallarının satın alınması şeklindeki yatırım harcamasıdır.L'une des utilisations de l'épargne est donc l'achat d'un bien qu'il investit.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Il n'y a donc plus aucune raison de les acheter.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.Sort des biens des condamnés.
Örneğin, taşınmaz malların satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılması zorunludur.La vente des biens mobiliers doit être réalisée de manière indépendante.
Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi.Cependant : Les richesses touristiques ne peuvent être exportées directement.
Bu yollar ülkeler arası güzergâhlar olup, ticaret mallarının nakliyesi için kullanılmıştır.En effet, les deux emploient les Métis de cette région pour le transport des marchandises.
Söz konusu gri malların Troya II'nin gri malları ile benzerlik gösterdiği ileri sürülmektedir.Les rééditions de Zelda II sur les différentes consoles virtuelles sont plutôt bien accueillies.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Sorte de Robin des Bois japonais, il vole les riches pour distribuer aux pauvres.
Köylü bütün mallarını Balıkesir'in zahire pazarında satmaktadır.Les producteurs vendent leurs animaux au marché de Temnaoré.
Malların mülkiyetini temsil etmez, dolayısıyla ciro edilemez.La propriété est productrice d'inutilité, par conséquent elle est impossible.
Bu durum, Miken mallarının Kıbrıs çıkışlı olduğunu göstermektedir.Malko comprend que ses jours sont comptés.
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.Entre ellos se encuentra Lot y sus hijas.
Babası Marie-Louis Breton, zengin bir mülk sahibinin mallarını yönetiyordu.Su padre, Marie-Louis Breton, trabajaba las tierras de un rico terrateniente.
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.Éstos, en venganza por la muerte del guardián, le impusieron como castigo la muerte en la hoguera.
İnge Meysel'in babasının mallarına el konulur ve 1945 yılına kadar bir bodrumda saklanarak yaşar.El padre de Meysel sobrevivió en 1945 escondido en un sótano.
Kamu mallarına ilişkin politikaları tespit etmeye yönelik çalışmalar yapmak.Ejercer la identificación de las personas con fines policiales.
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.Este fue enviado de regreso al Kafe y ella al Viejo Palacio.
Ostrogotlar taşınır ve taşınmaz mallarının sahipliliğini korudular.Pierden sus bienes y se hospedan con una miserable anciana.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Mira, nadie lleva consigo sus bienes.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.En el mundo de la banca, las tasas de cambio pueden cambiar en milisegundos.
İnsanlar paralarını ve mallarını, mülklerini, yaşam ve bedenlerini vermeyi teklif ettiler.Buscaban venganza, su dinero y sus bienes.
Ayrıca beldede tarım mallarınını işleyen besin sanayi ve makine aletler sanayi imalatı kurulmuştur.Dentro de este sistema el conjunto de maquinarias y equipos utilizados para sus labores agrícolas es propio.
Bunun nedeni malların fiyatlarının, sonuçta kullanılan girdilerin fiyatları tarafından belirlenmesidir.Si pensi, ad esempio, alle imposte sui carburanti, che necessariamente vengono imputate al prezzo.
Malların ödemesi genellikle çalıntı veya sahte kredi kartları ile yapılır.Spesso utilizzano anche numeri di carta di credito falsi o rubati per pagarli.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Solo che nessuno è interessato a comprare.
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.В них также могут входить жены сыновей и их дети.
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.По его завещанию треть своего состояния он оставил Ливии, а две трети — Тиберию.
Rivayete göre onu ziyaret eden bir adam ona şöyle sormuş: "Senin malların nerede?"Когда его выводили, ему был задан вопрос: «Как вы повредили свои глаза?».
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.Ему приставили свиту и даровали титулы, соответствующие наследнику престола.
Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Теперь же вообще никто не станет её покупать.
Ostrogotlar taşınır ve taşınmaz mallarının sahipliliğini korudular.Караванные пути стали не только безопасными, но и благоустроенными.
Ardından onları öldürtüp mallarına da el koydu.Но впоследствии его бросили, и превратили в пастбище.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Забирает вещи у богатых и отдаёт бедным.
Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi.Из-за невыплаты зарплаты покинул Турцию.
Yer: Mağaza konsepti, ışıklandırma, koridorlar, raflar ve mağaza içi teşhir mallarının yerleştirilmesi.Место (place): концепция магазина, освещение, проходы с полками и размещение особых презентаций.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.Изменялась стоимость оружия, добавлялись различные его виды.
O zamandan beri, Ermeni Kırımı sırasında el konulan malların hiçbirinin iadesi yapılmadı.ومنذ ذلك الحين، لم يتم إعادة الممتلكات التي صودرت خلال الإبادة الجماعية للأرمن.
Savaş suçlularının mallarına el konulması.الدفاع عن مجرمي الحرب.
Ekonomik liberalizm kamu mallarının sağlanması için kamu girişimini destekleyebilir.قد يساعد التعامل مع القيمة الاقتصادية للتراث على تعزيز الحفاظ عليه.
Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir.يمكن للناس تغيير الطبقات إذا كسبوا المزيد من المال.
Ticaret mallarını bir beldeden bir beldeye taşıyordu.وصار يحمل عليها بضائع التجار وينقلها من بلد إلى بلد.
Vasiyetinde mallarının 1/3'ünü Livia'ya geri kalan iki payıda ardılı Tiberius'a bıraktı.Em seu testamento, ele deixou um terço de suas propriedades para Lívia e o restante para Tibério.
El Fayed kiraladığı Paris'teki konak da dahil olmak üzere mali olmayan taşınmaz malların çoğunu satın aldı.Al-Fayed comprou boa parte das propriedades não financeiras, incluindo o arrendamento da mansão parisiense.
Değiş tokuş şu anlamlara gelebilir: Terim Takas, iktisadi olarak malların karşılıklı değiştirilmesi.A troca se dá no mercado; os bens são trocados por valores equivalentes.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Ele é um "Robin Hood ", que se supõe ter roubado dos ricos para dar aos pobres.
Ayrıca beldede tarım mallarınını işleyen besin sanayi ve makine aletler sanayi imalatı kurulmuştur.É a quantidade de unidades de produto que as máquinas e equipamentos instalados são capazes de produzir.
Dünya ticaretinde aktarılan malların % 92'si, yılda 5,7 milyar ton, deniz yolu üzerinden taşınmaktadır.Em termos de valor transacionado, estima-se que 95,8% do comércio entre os dois se dê por via marítima.
Rawls’ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.Nesses termos, Rawls estabelece uma situação equitativa entre os indivíduos.
Katolik Kilisesi'nden ayrılan ülkelerde Kilise'nin mallarına ve topraklarına el kondu.No entanto, por outro lado, o Duque confiscou as propriedades da Igreja Católica em suas terras.
Tarımsal malların üretimi, üreticilerin iradelerine tam olarak bağlı değildir.Seu objetivo primordial é acabar com as hierarquias desnecessárias entre os criadores.
Mallarını korumaya çalışan 12 Yahudi öldürüldü ve birçoğu yaralandı.Enkele Joden die hun bezittingen trachtten te verdedigen werden gedood.
Yol üzerinde malların çoğu değiştirilmiş ve asıl varış noktasına yetişmeden birden çok el değiştirmiştir.Na een aantal omwentelingen te hebben gemaakt, zal het schroefje dus een bepaalde weg hebben afgelegd.
Kredi parası, malların ve hizmetlerin ödemesini yapmak için borçludan bir talepte bulunulmaktadır.Dat houdt dus in dat een bedrijf geld zal moeten betalen voor ontvangen leningen, diensten en/of goederen.
Mallarına el konuldu; kendisi de eski saray'a gönderildi.Ook gaf aan hij de edelen die tegen hem in opstand waren gekomen hun oude bezittingen weer terug.