İnsanlar çok çalışırlarsa Peko onlara bol mahsul gönderir.If people of his kin remember his advice and work hard, Peko sends them abundant crops.
En önemli mahsul pirinç, diğer önemli ürünler ise mısır ve manyoktur .The most important crop is rice, while other important products are maize and cassava.
P'ajŏn : Resimde deniz mahsulü yeşil soğan krep olan haemulp'aj picnP'ajŏn: pictured is haemulp'ajŏn, a seafood scallion pancake
Haemul-pajeon'a deniz mahsulleri eklenir ("deniz ürünleri pajeon" olarak bilinir).Seafood is added in haemul-pajeon (literally "seafood pajeon").
Fıstık, Senegal'in nakit mahsulü olarak bilinir.Peanuts are known to be Senegal's cash crop.
Yeşil şeftali yaprak bitinin varlığı, mahsullerin kalitesine zarar verebilir.The presence of the green peach aphid can be detrimental to the quality of the crops.
Pamuk başlangıçta Güney'de küçük ölçekli bir mahsuldü.Cotton was at first a small-scale crop in the South.
Bitki, birçok sebze mahsulü için refakatçi ekim bitkiisi olarak de kullanılır.The plant is used in companion planting for many vegetable crops.
Ek olarak, iklim istikrarlı mahsul ekimi için uygun değildi.[3]In addition, the climate was not favorable to stable crop cultivation.[3]
Şimdiye kadarki en önemli mahsul, 14.000 tonun üzerinde üretim yapılan mısırdır.By far the most important crop is corn, producing over 14,000 tons.
Dişli ve mahsuller ise tarım ve endüstriyel emeğin iş birliğini temsil eder.[1]The cog and crops represent the cooperation of agriculture and industrial labor.[1]
Vergiler buğday, arpa, yaz mahsulleri, meyve ve diğer ağaçlar üzerinden ödenirdi.[1]Taxes were paid on wheat, barley, summer crops, fruit- or other trees.[4]
Ayrıca deniz mahsülleri doldurmalı empanada de marisco ya da peynirli empanada de queso türleride mevcuttur.Es werden auch Füllungen mit Meeresfrüchten empanada de marisco oder Käse empanada de queso zubereitet.
Ukko ("yaşlı adam") göğün, havanın ve mahsüllerin tanrısıydı.Sila („Geist“) ist der Inuit-Gott von Himmel, Wetter und Lebenskraft.
En fazla üretilen mahsul çeltiktir.Dies ist die schnellste Herstellungsart.
Köyün doğusu ve batısındaki mahsuller birbirinden farklıdır.Allerdings unterscheiden sich die westlichen und östlichen Populationen voneinander.
Pekko (veya Pellon Pekko), mahsül tanrısı, özellikle de arpa ve mayanın.Pekko (ou Pellon Pekko), dieu des récoltes et en particulier de l'orge.
Karaçal Barajı'nın faaliyete geçmesiyle birlikte yıllık, hatta yılda iki defa mahsul alınması planlanmaktadır.Le conduit de cheminée doit être ramoné au moins deux fois par an par un professionnel.
Yeni mahsul beni hayal kırıklığına uğrattı.Me decepcionó el nuevo producto.
Yağmurlar mahsulü harap etti.La lluvia arruinó la cosecha.
Ukko ("yaşlı adam") göğün, havanın ve mahsüllerin tanrısıydı.Ukko (“anciano”) era el dios del cielo, el tiempo meteorológico y los cultivos.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, %40 gibi bir artış sağlar.Capacidad de carga interna de combustible incrementada: aumentada en un 40 %.
Bu rüzgarlar bazen mahsule zarar verebilmektedir.En ocasiones puede soplar viento fuerte.
Ukko ("yaşlı adam") göğün, havanın ve mahsüllerin tanrısıydı.Ukko ("vecchio uomo") era il dio del cielo, del tempo atmosferico e dei raccolti.
Bu rüzgarlar bazen mahsule zarar verebilmektedir.Queste nuvole rendono a volte difficoltoso il respiro.
Tarladaki mahsul için yağmur yağması gereklidir ve yağmur duasına çıkılır.Mi manca la finestra, che quando piove entra dentro l'acqua.
Mahsul toplandı.Урожай собран.
Bu rüzgarlar bazen mahsule zarar verebilmektedir.Иногда могут приносить довольно сильный вред.
Kurak mevsimin uzun olduğu bölgelerde mahsul yılda ancak bir defa ekilir.Время лёта даже в одной и той же местности колеблется по годам.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, %40 gibi bir artış sağlar.Dependendo da carga, a velocidade real pode ser aumentada em até 40%.
Ekilecek olan mahsulün ne olduğunu hep beraber karar verilir ve o mahsul ekilir.Zawsze wierzy w to, że jej przybrany syn podejmie właściwą decyzję i zrobi to, co powinien.
Ayrıca her yıl bereketli mahsül için “Dua” denilen törenler tertip edilir.Z tego powodu niezwykle ważne są coroczne uroczystości żniwne, zwane dożynkami.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, %40 gibi bir artış sağlar.Å andra sidan har kvävebelastningen ökat och uppgår till motsvarande 40 %.
En fazla üretilen mahsul çeltiktir.Produktionen sker i Sköllersta.
Ayrıca her yıl bereketli mahsül için “Dua” denilen törenler tertip edilir.Varje år anordnas även flera "öppet hus" för allmänheten.
Bu rüzgarlar bazen mahsule zarar verebilmektedir.Tyto druhy někdy způsobují rozsáhlé škody na olistění.
Pekko (veya Pellon Pekko), mahsül tanrısı, özellikle de arpa ve mayanın.Pekko vagy Pellon Pekko a termés istene.
Kırsal kesimi anlattığı öykülerinde, halkın tarlasını ve mahsullerini yöneten köyün ağaları bulunur.Frans Hals említésre méltó, aki a falusi házakat és azok udvarait festette meg.
Deniz mahsülü yemekleri içinde çeşitli balıklar (çoklukla tütsülenmiş), midye ve karides sıklıkla kullanılır.Ünnepek alkalmával gyakoriak a tenger gyümölcseiből készült ételek (kagylók, rákfélék).
Köyün doğusu ve batısındaki mahsuller birbirinden farklıdır.Ytimen länsiosa ja itäosa ovat erilaisia.
Ukko ("yaşlı adam") göğün, havanın ve mahsüllerin tanrısıydı.Ο Ούκκο (γέρος) ήταν θεός του καιρού, του ουρανού και της σοδειάς.
Deniz mahsülü yemekleri içinde çeşitli balıklar (çoklukla tütsülenmiş), midye ve karides sıklıkla kullanılır.Fiske- og skaldyrsretter omfatter forskellige fisk (ofte røget) samt muslinger og rejer.
Kurak mevsimin uzun olduğu bölgelerde mahsul yılda ancak bir defa ekilir.Ståltrawlerne er kun hjemme en del af året.
Bereketli topraklar üzerinde üç kez mahsul alınmaktadır.I ødemarken ble han tre ganger fristet av Djevelen.
Semt sakinlerinin birçoğu balıkcılık ve fındık mahsülüdür.De som er igjen lever stort sett av fiske og dyrking av løk.
Kurak mevsimin uzun olduğu bölgelerde mahsul yılda ancak bir defa ekilir.Musim tanam pagi di lebak hanya sekali dalam setahun.
Buna ek olarak çiçek açmasından hemen önce yağan yağmurlar safran mahsulünü artırır.Mưa ngay lập tức trước khi cây ra hoa sẽ làm tăng lượng saffron.
Mama Zara mahsül tanrıçası.Mẹ cô là nữ thần tối cao.
Yemeğin ana maddesini oluşturan dilimlenmiş deniz mahsulü genellikle garnitür üzerinde servis edilir.Miếng hải sản cắt lát, thành phần chính của món ăn, thường được bọc trong rau củ trang trí.
Pekko (veya Pellon Pekko), mahsül tanrısı, özellikle de arpa ve mayanın.ペッコ (Pekko) - 農作物、特に大麦と醸造の神。
Deniz mahsulü ya da et dolu tepsiler tombala ödülü olarak verilir."(乗組員が土産と盗肉は段ボールに詰められ送られる。
Bereketli topraklar üzerinde üç kez mahsul alınmaktadır.土方歳三に憑かれている。
Mahallede bahçeler olup alınan mahsullerin çoğu satılmamaktadır.大部分地方入聲不分陰陽(分宜、萍鄉市無入聲,豐城、萬載入聲分陰陽)。
Her yıl mahsul zamanı yapılır.一年中任何时间均能开花结果。
Köyün doğusunda bulunan bir mahsul batıda bulunmaz.הרי לא במקרה אני חי במערב.
Deniz mahsulleri ve pirinç, ahşap (genellikle bambu) kalıplarla bastırılarak hazırlanmıştır.Морските продукти и оризът се пресоват в дървени (по-често бамбукови) калъпи.
Nişasta kaynağı olarak pek çok tarım mahsulu kullanılabilir.Като източник на нишесте могат да се използват много култури.
Deniz mahsülü yemekleri içinde çeşitli balıklar (çoklukla tütsülenmiş), midye ve karides sıklıkla kullanılır.Često tvori plove kojima napada druge ribe (krkuše, bodorke, uklije), ponekad i svoju vrstu.
Kurak mevsimin uzun olmadığı bölgelerde bir yılda iki defa mahsul alınabilir.Više od dva puta tjedno komorač ne bi smjele konzumirati osobe koje su sklone proljevu.
Her yıl mahsul zamanı yapılır.Každoročne je poriadaná púť.