Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.هذا ليس بسؤال بين الخصوصية في مقابل الأمن
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.プライバシー 対 治安 という話ではなく 自由 対 統制
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Da gibt es also diese Sache namens öffentlicher Intimität.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Deci avem acest lucru numit intimitate ambientală.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Er is nu zoiets als "verruimde inimiteit".
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Há uma coisa chamada intimidade de ambiente.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Imamo to reč, ki ji pravimo ambientna intimnost.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Kialakult ez a dolog, a környezeti meghittség.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.그래서 우리는 '환경적 친밀감' 이라 부르는 걸 갖게 되는 겁니다.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Máme tedy něco jako obklopující intimitu.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Máme tu niečo ako obklopujúcu intimitu.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Nên chúng ta có cái thứ được gọi là sự gần gũi xung quanh.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Nous avons cette chose appelée l'intimité ambiante.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Otacza nas potencjał intymności.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Quindi abbiamo questa cosa che chiamiamo intimità ambientale.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Tenemos algo llamado "intimidad ambiente".
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Έχουμε λοιπόν αυτό που ονομάζουμε ιδιωτικότητα περιβάλλοντος.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Мы получили вещь, называемую "внешней близостью."
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Отримуємо так звану "зовнішню близькість".
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Така че имаме това нещо, наречено обкръжаваща интимност.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.אז יש לנו את הדבר הזה שנקרא אינטימיות אופפת.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.فقد غدونا نملك ما يمكن ان نسميه " الطموح العاطفي "
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.呢個就係稱之為親密環境。
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.皆と常に繋がっているという訳ではないのだけれど、
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Denn am Anfang war die wachsende Intimität noch nicht groß genug, um das Verlangen abzuschwächen.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Eftersom, från början, var den växande intimiteten inte så stark att den faktiskt ledde till fallande åtrå.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Fordi i starten var den voksende intimitet endnu ikke så stærk at den ledte til en nedsættelse af begæret.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Ker na začetku ta rastoča intimnost še ni bila tako močna, da bi pripeljala do zmanjšanega poželenja.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.왜냐하면 처음에 자라나는 친밀감이 그렇게 강하지 않아서 실질적으로는 열정의 감소로 이어지기 때문입니다.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Koska alussa syvenevä läheisyys ei ollut vielä niin voimakas, että se olisi johtanut halun hiipumiseen.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Mert kezdetben, a kifejlődő közelség nem volt még olyan erős, hogy csökkentette volna a vágyat.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Parce qu'au début, l'intimité croissante n'était pas encore forte au point de diminuer le désir.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Perché all'inizio, l'intimità crescente non era ancora così forte da portare alla diminuzione del desiderio.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Protože na začátku rostoucí intimita ještě nebyla tak silná, aby vedla k úbytku vášně.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Защото в началото, растящата интимност не е била още толкова силна, че да доведе до намаляването на желанието.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Оскільки спочатку щораз більша близькість ще не була такою сильною, щоб знизити бажання.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Потому что в самом начале растущая близость ещё не была настолько сильной, чтобы привести к угасанию страсти.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.כי בהתחלה, האינטימיות הגוברת לא היתה עדיין חזקה עד כדי כך שהביאה לירידה בתשוקה.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.لأنه في البداية ، نمو العلاقة الحميمة لا تكون قوية جدا بعد إنها في الواقع تؤدي إلى إنخفاض الرغبة.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.そんなに強くないので 欲望を低下させるほどではありません 繋がりが深まるほど 責任を強く感じて
Derinlik ve mahremiyet bir arada.Όχι, γιατί; Κάποτε ένιωσα έτσι.
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.Ha ez nyilvánsságot kap, azzal csak ártasz neki
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.Jeśli to się upubliczni, to będzie pogwałcenie prawa
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.Jika ini keluar, ini adalah pelanggaran publisitas
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.Nếu cái này mà được đưa ra Thì anh đang vi phạm pháp luật đấy.
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.Se questa cosa finisce in giro, è violazione della privacy.
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.Si ça devait sortir, ça serait une violation à ses droits.
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.Si esto sale a la luz, es una violación de publicidad.
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.Si esto sale a la luz, es una violación de publicidad.
Eğer bu ortaya çıkarsa, mahremiyetin ihlali bu.إذا نشرت هذا الشريط سيكون إنتهاك للدعاية والإعلان
Fakat şuna bakın. Hiçbir mahremiyet yok. İnsanlar zihinsel ve fiziksel olarak acı çekiyorlardı.lidé tam trpí fyzicky i psychicky.
Fakat şuna bakın. Hiçbir mahremiyet yok.하지만 이것을 보세요. 사생활이 전혀 보장되지 않죠.
Fakat şuna bakın. Hiçbir mahremiyet yok.Maar kijk eens: geen privacy.
Fakat şuna bakın. Hiçbir mahremiyet yok.Sehen Sie sich das an, es gibt keine Privatbereiche.
Fakat şuna bakın. Hiçbir mahremiyet yok.אבל שימו לב, אין פרטיות.
Fakat şuna bakın. Hiçbir mahremiyet yok.ولكن انظروا إلى هذا. لا توجد أية خصوصية.
Fakat şuna bakın. Hiçbir mahremiyet yok.これでは心身ともに 参ってしまいます
Herneyse, girişimcilerle çalışmanın bir sırrı vardır. Öncelikle, onlara mahremiyet teklif etmek zorundasınızJednak, by pracować z przedsiębiorcami, musisz im zapewnić dyskrecję.
Hiçbir mahremiyet yok.Brak prywatności.
Hiçbir mahremiyet yok.Här finns ingen avskildhet.