Ben "Yo, hayır, insanlar çok mahremiyetçidir.「そんなことはないのよ」
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.Egy hálószoba, ahol az emberek intim pillanataikat töltik, ahol az élet születik, maga is harctérré vált.
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.사람들이 친밀감을 나누고 생명을 잉태하던 침실이란 공간은 전장이 되어버렸습니다.
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.Makuuhuone, missä ihmiset tuntevat läheisyyttä, missä itse elämä saa alkunsa, muuttui taistelutantereeksi.
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.Sypialnię, miejsce tak intymne, w którym poczyna się życie, zmieniono w pole bitwy.
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.Спалнята, мястото, където хората споделят интимност, където самия живот е заченат, се превърна в бойно поле.
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.Спальня, место где люди разделяют близость, где зарождается жизнь, стало местом битвы.
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.חדר-שינה, מקום של אינטימיות, שבו נבראים חיים, הפך לשדה-קרב.
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.غرفة نوم، المكان الذي يتشارك فيه الناس الإلفة، حيث تتكون الحياة نفسها، يصبح ساحة معركة.
Bir yatak odası, insanların mahremiyet paylaştıkları yer hayatın tohumlandığı yer, bir savaş alanı olmuştu.寝室という場所が、戦場になったのです 北ボスニアのモスクはセルビアの砲兵隊に破壊され
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Asta nu este o problemă între intimitate împotriva singuranţei.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.C'est n'est pas un problème de vie privée opposée à la sécurité.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Đây không phải là vấn đề giữa quyền riêng tư và an ninh của đất nước.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Det är inte en fråga om integritet mot säkerhet.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Dit gaat niet over privacy tegenover veiligheid.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Es ist keine Entscheidung zwischen Privatsphäre und Sicherheit.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Esta não é uma questão de privacidade contra segurança.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Ini bukan pertanyaan antara privasi terhadap keamanan.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Itt nem a magánélet titkossága áll szemben a biztonsággal.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.이것은 사생활이냐 보안이냐의 문제가 아닙니다.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Kyse ei ole asetelmasta, jossa ovat vastakkain yksityisyys ja turvallisuus.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Nie je to otázka súkromia a bezpečnosti.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.No es una cuestión de la privacidad contra la seguridad.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Non si tratta di scegliere tra privacy e sicurezza.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.To nie kwestia między prywatnością a bezpieczeństwem. między prywatnością a bezpieczeństwem.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Toto není diskuse o soukromí proti bezpečnosti.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Δεν πρόκειται για ερώτηση ανάμεσα σε προστασία των προσωπικών δεδομένων ενάντια στην ασφάλεια.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Това не е въпрос на лични данни срещу сигурност.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.Это не конфликт частной жизни и безопасности.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.לא מדובר בשאלה בין פרטיות לביטחון.
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.هذا ليس بسؤال بين الخصوصية في مقابل الأمن
Bu güvenliğe karşı mahremiyet mi sorusu değil.プライバシー 対 治安 という話ではなく 自由 対 統制
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Da gibt es also diese Sache namens öffentlicher Intimität.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Deci avem acest lucru numit intimitate ambientală.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Er is nu zoiets als "verruimde inimiteit".
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Há uma coisa chamada intimidade de ambiente.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Imamo to reč, ki ji pravimo ambientna intimnost.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Kialakult ez a dolog, a környezeti meghittség.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.그래서 우리는 '환경적 친밀감' 이라 부르는 걸 갖게 되는 겁니다.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Máme tedy něco jako obklopující intimitu.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Máme tu niečo ako obklopujúcu intimitu.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Nên chúng ta có cái thứ được gọi là sự gần gũi xung quanh.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Nous avons cette chose appelée l'intimité ambiante.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Otacza nas potencjał intymności.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Quindi abbiamo questa cosa che chiamiamo intimità ambientale.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Tenemos algo llamado "intimidad ambiente".
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Έχουμε λοιπόν αυτό που ονομάζουμε ιδιωτικότητα περιβάλλοντος.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Мы получили вещь, называемую "внешней близостью."
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Отримуємо так звану "зовнішню близькість".
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.Така че имаме това нещо, наречено обкръжаваща интимност.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.אז יש לנו את הדבר הזה שנקרא אינטימיות אופפת.
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.فقد غدونا نملك ما يمكن ان نسميه " الطموح العاطفي "
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.呢個就係稱之為親密環境。
Buna çevresel mahremiyet deniliyor.皆と常に繋がっているという訳ではないのだけれど、
Bu yüzden onların başlarında yaralar çıkaracağım, mahrem yerlerini açacağım.››därför skall Herren låta Sions döttrars hjässor bliva fulla av skorv, och HERREN skall blotta deras blygd.
Bu yüzden onların başlarında yaralar çıkaracağım, mahrem yerlerini açacağım.››Domnul va pleşuvi creştetul capului fiicelor Sionului, Domnul le va descopri ruşinea``.
Bu yüzden onların başlarında yaralar çıkaracağım, mahrem yerlerini açacağım.››el Señor pelará con tiña la cabeza de las hijas de Sion; Jehovah desnudará sus frentes.
Bu yüzden onların başlarında yaralar çıkaracağım, mahrem yerlerini açacağım.››gør Herren issen skaldet på Zions Døtre og blotter deres Tindingers Lokker.
Bu yüzden onların başlarında yaralar çıkaracağım, mahrem yerlerini açacağım.››그러므로 주께서 시온의 딸들의 정수리에 딱지가 생기게 하시며 여호와께서 그들의 하체로 드러나게 하시리라
Bu yüzden onların başlarında yaralar çıkaracağım, mahrem yerlerini açacağım.››Le Seigneur rendra chauve le sommet de la tête des filles de Sion, L`Éternel découvrira leur nudité.