İkiniz de 3 yıla mahkum olacaksınız." Bu gördüğümüz senaryoya, mahkumlar çıkmazı denir.Dit scenario is genoemd "The Prisoner's Dilemma" ofwel "het gevangenendilemma".
İkiniz de 3 yıla mahkum olacaksınız." Bu gördüğümüz senaryoya, mahkumlar çıkmazı denir.אז התרחיש הזה נקרא "דילמת האסיר".
İkiniz de 3 yıla mahkum olacaksınız." Bu gördüğümüz senaryoya, mahkumlar çıkmazı denir.يسمى هذا السناريو بـ (معضلة المعتقل)
İkisi de inkar ettiğinde ikisi de iki yıla mahkum olacak. Ama göreceğimiz üzere teşviklerine bakarakאבל אנחנו נראה, בהתבסס על התחושובות בטן שלהם
İkisi de inkar ettiğinde ikisi de iki yıla mahkum olacak. Ama göreceğimiz üzere teşviklerine bakarakولكن سوف نرى، بناءً على حوافزهما،
İnkar ederlerse sadece 2 yıla mahkum olacaklar.ושניהם יושבים שנתיים בכלא.
İnkar ederlerse sadece 2 yıla mahkum olacaklar.فيسجن كلا منهما لسنتين فقط.
İnsanların hayal güçlerini kullanarak kendi kendilerini mahkum etmelerini izlemek gerçekten komik.E' divertente vedere come l uomo sia prigioniero di se stesso attraverso la pura immaginazione.
İnsanların hayal güçlerini kullanarak kendi kendilerini mahkum etmelerini izlemek gerçekten komik.Es realmente delirante ver como los humanos son sus propios prisioneros a través de la pura imaginación.
İnsanların hayal güçlerini kullanarak kendi kendilerini mahkum etmelerini izlemek gerçekten komik.Ini benar-benar lucu, untuk melihat bagaimana manusia, adalah tahanan mereka sendiri melalui imajinasi murni.
İslam Ulusu'nun üç üyesi, cinayet ile suçlanıp, mahkum oldular.이슬람 국가의의 세 명의 멤버가 체포 되었고, 살인 유죄 판결
İşte,o zaman mahkumlar, müzakereyi öğreten derslere katılmaya başladılar.말 콤의 이름과 명성을 확산 시작 했다 감옥 인구 사이. 그리고 그 때를 인구는 토론 수업에서 성장 하기 시작 했다. 대부분의
İşte,o zaman mahkumlar, müzakereyi öğreten derslere katılmaya başladılar.Und hier begannen Malcolms Name und sein Ruf sich unter den Gefängnisinsassen zu verbreiten.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Den gode får nåde hos Herren, men den svikefulle mann fordømmer han.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Den gode undfår nåd av HERREN, men den ränkfulle varder av honom fördömd.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Den gode vinder Yndest hos HERREN, den rænkefulde dømmer han skyldig.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Dobrega obsuje z blagovoljnostjo GOSPOD, njega pa, ki kuje zvijače, obsodi.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Dobrý človek dosiahne priazne od Hospodina; ale muža, ktorý pácha nešľachetnosti, odsúdi.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Dobrý nalézá lásku u Hospodina, ale muže nešlechetného potupí Bůh.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Dobry odniesie łaskę od Pana; ale męża który złe myśli, Bóg potępi.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.El bueno alcanzará el favor de Jehovah, pero Dios condenará al hombre que urde males
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Hyvä saa Herran mielisuosion, mutta juonittelijan hän tuomitsee syylliseksi.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Il buono si attira il favore del Signore, ma egli condanna l'intrigante
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.선인은 여호와께 은총을 받으려니와 악을 꾀하는 자는 정죄하심을 받으리라
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.L`homme de bien obtient la faveur de l`Éternel, Mais l`Éternel condamne celui qui est plein de malice.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Nem erõsül meg ember az istentelenséggel; az igazaknak pedig gyökerök ki nem mozdul.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Người lành được ơn của Ðức Giê-hô-va; Nhưng Ðức Chúa Trời định tội cho người toan mưu ác.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Người lành được ơn của Ðức_Giê - hô-va ; Nhưng_Ðức_Chúa_Trời định_tội cho người toan mưu ác .
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.O homem de bem alcançará o favor do Senhor; mas ao homem de perversos desígnios ele condenará.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Omul de bine capătă bunăvoinţa Domnului, dar Domnul osîndeşte pe cel plin de răutate.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Orang baik disenangi TUHAN, tapi orang yang merancangkan kejahatan akan menerima hukuman
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Wer fromm ist, der bekommt Trost vom HERRN; aber ein Ruchloser verdammt sich selbst.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Ο καλος ευρισκει χαριν παρα Κυριου τον δε μηχανευομενον κακα θελει καταδικασει.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Добрият човек намира благоволение пред Господа; А зломилсеника Той осъди.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.Добрый приобретает благоволение от Господа; а человека коварного Он осудит.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.טוב יפיק רצון מיהוה ואיש מזמות ירשיע׃
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.الصالح ينال رضى من قبل الرب اما رجل المكايد فيحكم عليه.
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.善 人 必 蒙 耶 和 華 的 恩 惠 . 設 詭 計 的 人 、 耶 和 華 必 定 他 的 罪
İyi kişi RABbin lütfuna erer, Ama düzenbazı RAB mahkûm eder.善人 必 蒙 耶和華 的 恩惠.設詭計 的 人 、 耶和華 必定 他 的 罪
Johnson'ın başkanlık döneminde içeri giren ve hala içeride olan müebbet hapse çarptırılmış mahkumlar olacak.Johnson masih menjadi presiden dan hingga kini mereka masih disana.
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Bažanti...
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Förlorare...
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Les nazes...
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Losers...
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Pecundang ...
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Pecundang ...
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Perdedores...
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Загубенячки.
Kaybetmeye mahkum yaratıklar...Неудачницы...
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Er verdammte sich selbst dazu, am Rande bei den Wahnsinnigen seiner eigenen Gemeinde zu agieren.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Hắn đã tự quy lên án mình điều hành những hoạt động mất trí trong chính cộng đồng của hắn.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Han fördömde sig själv till att verka i de sinnessjuka ytterkanterna av sin egen folkgrupp.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Hij veroordeelde zichzelf door te opereren in de krankzinnige grensgebieden van zijn eigen gemeenschap.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.그는 자신의 나라에서도 정신나간 소수 과격파로 비난받았습니다.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Odsoudil se k tomu, že musel operovat s extrémisty z jeho vlastní komunity.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.S-a condamnat la periferia lunaticilor din propria sa comunitate.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Se condenó a sí mismo a operar desde los márgenes lunáticos de su propia comunidad.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Si è relegato alle frange più estremiste della sua comunità.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Skazał samego siebie na potępienie poprzez działanie na krańcu szaleństwa swojego własnego społeczeństwa.
Kendi kendisini aklını kaçırmış yandaşlarını yönetmeye mahkûm etti.Καταδίκασε τον εαυτό του να δρα στα εξτρεμιστικά όρια της ίδιας του της κοινότητας.