25 yıl hapse mahkum edildi.Został skazany na 25 lat więzienia.
Müzakerelerde, içinde 1027 Hamas ve Filistinli mahkumun İsrail tarafından bırakılması vardı.Izrael zwolnił z więzień 1027 Palestyńczyków, m.in. członków Hamasu.
Ölüme mahkûm edildi.Skazali mnie na śmierć.
4,5 yıl hapse mahkum edildi.Został skazany na 4,5 roku więzienia.
Üçüncü kez idama mahkûm edildi.Po roku został uwięziony po raz trzeci.
Artık mahkûmların takımına koçluk yapacaktır.Kierował komandami więźniów.
19 sanık idama mahkum oldu.Ustalono 19 sprawców zbrodni.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Ostatnie słowa duchownego przed egzekucją brzmiały: Umieram niewinny.
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.Guts uratował go przed śmiercią, a on od tamtego czasu wiernie mu towarzyszy (ku zgrozie Gutsa).
Elsa mahkûm olacaktır.Tymczasem Elisa przebywa w więzieniu.
Hatta hükümete yaptığı eleştiri nedeniyle tutuklandı ve birkaç kez mahkûm edildi.Sprzeciwiał się jego rządom, za co był kilkakrotnie aresztowany.
Kanalın inşaatında gulagtan mahkum işçiler çalıştırılmıştır.Przy pozyskiwaniu guana pracowali skazańcy.
Ve durumu iyi olunca Ned Kelly idama mahkûm edilir.Przypadek jednak sprawia, że to właśnie Kelly wygrywa immunitet.
Fakat mahkumların çok az bir bölümü 14 yıldan fazla hapiste kalmaktadır.Mało kto z tych więźniów pozostawał przy życiu dłużej niż kilkanaście dni.
1951 - Ethel ve Julius Rosenberg, Sovyetler Birliği için casusluk yapma suçundan idama mahkûm edildiler.1951 – W USA Julius i Ethel Rosenbergowie zostali skazani na karę śmierci za szpiegostwo na rzecz ZSRR.
Aksi takdirde sonsuza dek orada kalmaya mahkûm olacaktır.W przeciwnym wypadku na zawsze straci u niej szanse.
Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar."Pisze o nim: Tyś nie dla Śmierci stworzeń, nieśmiertelny ptaku!.
Bu işler, Sonderkommando olarak adlandırılan Yahudi mahkûmlar tarafından yapılırdı.Byli to Żydzi z tzw. Ausgrabenkommando.
İlerleyen bölümlerde mahkûmların yaşadıkları aktarıldı.Chorych więźniów ostrzegała o nadchodzących selekcjach.
Burada mahkûmiyet, ağır ağır ölmekle aynı anlamı taşımaktadır.Z tym że pojmanie do niewoli było niemal równoznaczne ze śmiercią.
17 Eylül - Mihri Belli 5 yıl hapse mahkûm oldu.21 sierpnia Mikis został również umieszczony w areszcie na okres pięciu miesięcy.
Ankara İstiklal Mahkemesi önüne çıkarılarak tekrar yargılandı ve tekrar idama mahkûm edildi.Po apelacji wniesionej przez IPN sprawa wróciła do sądu pierwszej instancji i była ponownie rozpatrywana.
Varşova bölge mahkemesi tarafından 9 Mart 1959 tarihinde idama mahkum edildi.Wyrokiem WSR w Warszawie z 19 września 1950 został uniewinniony.
Suçlu 13 adam 2001 yılında soykırım suçundan mahkûm edilmiştir.Sprawca zabójstwa został w marcu 2001 skazany na 30 lat więzienia.
21 Ağustos - Erzurum Açık Cezaevi'nden 11 mahkum kaçtı.1 sierpnia, na godzinę przed wybuchem powstania, zwolniono jeszcze 11 więźniów.
Auschwitz’te sadece 7.600 mahkûm sağ bulundu.Do udziału w wyborach w Corozal uprawnionych było 6 730 osób.
İsyana katılan birçok kişi yakalandı, işkenceden geçirildi ve oldukça ağır cezalara mahkûm edildi.Wielu schwytanych podporządkowało się Kościołowi i było skazywanych jedynie na grzywny.
Stangl ömür boyu hapse mahkûm edildi.Hanssen został skazany na dożywotnie więzienie.
Sonuçta ölüme mahkûm edildi.W rezultacie został skazany na śmierć.
Yargılama sonunda 23 Aralık 1980'de idama mahkûm edildiler.Ostatecznie sprawę umorzono na mocy amnestii z 20 lipca 1983.
Ve mahkûmlar görünüyor garda.Mieszkańcami byli więźniowie i dozorcy więzienni.
Mahkeme sonunda 16 yıla mahkûm oldu.Wyrok zmniejszono później do 16 lat.
26 Mayıs - Biri kadın, 9 sol eylemci idama mahkum oldu.26 października u boku oVe pojawił się tajemniczy mężczyzna, prawdopodobnie ich sojusznik.
Ayaklanma bastırıldıktan sonra idama mahkûm edildi.Po stłumieniu powstania został skazany na wygnanie.
Davaları bir ay kadar sürdükten sonra bir kısmı mahkûm edilmiş, bir kısmı öldürülmüştür.Niektórzy zostali zwolnieni po przesłuchaniu, inni w areszcie przebywali kilka miesięcy.
Bachmann öldürmeye teşebbüsten yedi yıla mahküm oldu.Bachmann dömdes till 7 års fängelse för mordförsök.
13 Mart 1980'de Gacy ölüme mahkûm edildi.Den 13 mars 1980 dömdes Gacy till döden för 33 mord.
1987'de son mahkûm Rudolf Hess'in ölümünün ardından yıkılmıştır.Fängelset revs när den sista fången, Rudolf Hess, dog 1987.
Mahkûmların özür dilemesi istenir.Biskopen uppmanar honom att be om ursäkt.
Bir idam mahkûmunun annesi ile vedalaşması teması üzerinde yoğunlaşır.Samma cell efter det att fången har tagit avsked av sin mor.
Kısa bir süre sonra yakalanıp idama mahkûm edildi.Kort därefter greps han och fängslades.
Senato, bir şölen sırasında Nero hakkında olumsuz konuşan praetor Antistius'u ölüme mahkûm etti.Senaten dömde praetorn Antistius till döden för att på en fest ha talat illa om Nero.
Komutanlar hapse mahkûm edildi.Kuppmännen dömdes till fängelse.
Daha sonra dava açan Adler grubu 2,5 milyon $ ödemeye mahkûm etmişti.En federal appelationsdomstol satte ned skadeståndet till 2,5 miljader dollar.
Mahkemede hakim konumunda bulunan dokuz subay Slovik’i suçlu bulur ve idama mahkûm eder.De nio officerare som utgjorde juryn fann Slovik skyldig och dömde honom till döden.
Ölen mahkûmlardan biri olan Sands'in cenaze törenine 100.000 kişi katıldı.100 000 människor deltog på Sands begravning.
Lûgat, sükûnet, hükûmet, mahkûm, malûm, sükût gibi.Vid verb som (för)orsaka, föranleda, framkalla etcetera är orsaksuttrycket satsens subjekt.
Nero'nun öldürülmesinden sadece yedi ay sonra 69 yılı Ocak ayında Galba tarafından ölüme mahkûm edildi.Locusta dömdes till döden av Galba i januari år 69 sju månader efter Neros död och avrättades.
Kanalın inşaatında gulagtan mahkum işçiler çalıştırılmıştır.Ett arbetsläger enligt gulagsystemet inrättades.
1981 - Mark David Chapman, John Lennon'u öldürmek suçundan 20 yıl hapse mahkûm oldu.24 augusti – I New York dömer en domstol Mark Chapman till 20 års fängelse för mordet på John Lennon.
Örneğin, Mittelbau-Dora kampında mahkûmlar V-2 roketi ürettiler.Här arbetade fångarna med att tillverka V-2 robotar.
Kadın tecavüz mağdurlarının zina suçundan mahkum edilmesine ilişkin bir belgeseldi.Bevisbördan för våldtäkt läggs helt på kvinnan.
Hapishane ve mahkûmlar İrlanda tarihinde önemli rol oynadı.Jarlarnas flykt var en viktig händelse i Irlands historia.
Mahkeme sonucu 14 ay hapse mahküm olan Wallraff, Korydallos hapishanesine gönderildi.Han dömdes till 14 månaders ensamcell och kom till fängelset Korydallos.
Bu komisyon herhangi bir türde silah taşıyan herkesi ölüme mahkûm etti.Däremot var det tillåtet att avrätta alla män som hade vapen.
2005 yılında ABD mahkemelerinde Vergi kaçakçılığı suçu nedeniyle 18 ay hapse mahkûm edildi.Maken dömdes 2006 till 15 månader i fängelse för skattebrott.
En son, Eylül 2014'te 3 eski subay daha mahkum edildi.2014 förlorade man ytterligare tre mandat.
Ben Harper iki adamı öldürmek suçundan idama mahkûm edilmiştir.Tucker dömdes till döden för två mord.
Bazı askerler silahsız mahkûmların infaz edildiğine tanık olduklarını belirttiler.Vittnen sade, att han var obeväpnad.
Askeri bir mahkemede yargılanarak ölüme mahkûm edildi.Vid en krigsrättegång döms han till fästning.