Adli yargının "asıl" hukuk mahkemeleri niteliğindedir.Władzę sądowniczą wykonują "Sądy Sprawiedliwości".
2010 yılında Danıştay Başkan yardımcısının kararnamesi ile Ulusal İltica Hukuku Mahkemesi'ne atanmıştır.W 2010 został wpisany na listę arbitrów rekomendowanych Sądu Arbitrażowego przy Krajowej Izbie Gospodarczej.
Belirli türel olaylarda en yüksek temyiz mahkemesi olarak da hizmet etmiştir.W wielu ważnych sprawach rada pełniła też funkcje trybunału najwyższej instancji.
Svetlana adlı bir mahkeme hakimi ile evlidir.Wyszła za mąż za Stefana Sędzimira.
1956 yılında mahkeme kaldırılmıştır.W 1956 stanął przed sądem.
Eskişehir İstiklâl Mahkemesi üyeliği yaptı.Powołał m.in. sąd nadworny.
İskoç hukuk sistemi ve mahkemeleri korunacaktı.Bronił systemu federalnego oraz państwa prawa.
Resmi Gazete'de yayımlandıktan 60 gün sonra Anayasa Mahkemesi tarafından incelenebilir ve iptal edilebilir.Do 20 minut od dostarczenia decyzji Komitetu Technicznego można zgłosić odwołanie i wpłacić kaucję.
Bu protestolar arasında avukatların iki defa reddi hakim talebi mahkemece geri çevirildi.Wówczas pozostałe dwa przedsiębiorstwa biorące udział w przetargu złożyły odwołania od tej decyzji do sądu.
"Mahkemeden KCK'ya ilk ceza".To był już ostatni proces z m.k.k."
Yapılan antlaşmalar ışığında, Avrupa Birliği ve ulusal mahkemeler arasında bir iş birliği ilişkisi yatar.Procedura opiera się na ścisłej współpracy między Trybunałem a sądami państw członkowskich.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi'ne bağlıdır.Trybunał orzeka w oparciu o Europejską konwencję praw człowieka.
Bu bir kanun veya yönetmelik maddesi, bir uluslararası anlaşma hükmü veya yüksek mahkeme kararı olabilir.Może powstać w drodze umowy, orzeczenia sądowego, orzeczenia administracyjnego lub zasiedzenia.
Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum.O oddaleniu jej z dworu zdecydował przypadek.
Mahkeme beraat kararı verdi.Sąd podjął decyzję.
21 Temmuz'da mahkeme karar verdi.Trybunał rozpoczął działalność 21 czerwca.
Mahkeme sonunda 16 yıla mahkûm oldu.Wyrok zmniejszono później do 16 lat.
Yüksek Mahkeme, Kudüs'ün Givat Ram hükümet kampüsünde yer almaktadır.Mieści się w kompleksie rządowym w dzielnicy Giwat Ram w Jerozolimie.
Her başlık, birinci derece mahkemeler ile yüksek maddeleri bünyesinde barındırır.Sądy każdego państwa w pierwszym rzędzie stosują własne normy kolizyjne pierwszego stopnia.
Tek hakimli mahkemelerdendir.Jest to jeden z samorządów zawodów prawniczych.
Şehir meclisinde davası görülürken Brian, ABD Yüce Mahkemesi'nde görülen Plessy v.Po ogłoszeniu decyzji Sądu Najwyższego w sprawie Brown v.
Kaçan köleler için 5.000'den fazla mahkeme davası açıldı.Famille, w którym schroniło się ponad 5000 uciekinierów.
Adalet Sarayı kuşatması, 1985 yılında Kolombiya Adalet Yüksek Mahkemesi üyelerine karşı yapılan saldırı.W 1985 roku guerilla zaatakowała Pałac Sprawiedliwości będący siedzibą kolumbijskiego Sądu Najwyższego.
Anayasa Mahkemesinin verdiği karar üzerine davanın yeniden yargılanmasına karar verildi.Z powodu zgłoszonych skarg wyborczych, Sąd Konstytucyjny nakazał przeprowadzenie powtórnego liczenia głosów.
Kısa bir süre sonra yakalanan haydut mahkeme huzuruna çıkartılır.Przyłapany przez policję trafia na krótko za kratki.
Dünya'da iki tür mahkeme modeli ağır basar.Elementami świata są dwa rodzaje trójkątów prostokątnych.
Onlar şu anda mahkeme karşısındalar.Obecnie sprawa toczy się w sądzie.
Davacı tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde iddiaların yöneltildiği taraftır.Odpowiedź na skargę doręcza się skarżącemu.
Savaştan sonra Nisan 1946'da Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nde tanık oldu.W 1946 roku Paulus zeznawał jako świadek w Międzynarodowym Trybunale Wojskowym w Norymberdze.
Mahkeme ona el koyar.W tym wypadku sąd przekaże mu sprawę.
Davanın Yüksek Mahkeme'ye götürülmesine ilişkin başvuru kabul edilmemiştir.Wniosek do Sądu Najwyższego nie został zaakceptowany.
30 Ekim tarihinde terör örgütü üyeliği suçlamasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklandı.Został zatrzymany przez policję 30 grudnia 1999 pod zarzutem wymuszenia rozbójniczego.
1856 Islahat Fermanı ile karma mahkemelerin kurulması kabul edilir.1816 - Założenie sądu pokoju i poczty.
Finlandiya’daki mahkemelerin bağımsızlığı Anayasa ile korunmaktadır.Niezależność sędziów jest zagwarantowana przez konstytucję.
Dava 7 yıl sürmüş ve eşinin açtığı dava Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştür.Sprawa trwała 7 lat, a pozew wniesiony przez jego żonę do Drugiego Wydziału Ankarskiego Sądu Karnego.
Sandra Day O'Connor'ı, Yüksek Mahkeme'nin ilk kadın yargıcı olarak atadı.1981 såg han Sandra Day O'Connor bli ledamot av Högsta domstolen, den första kvinnan i denna institution.
Kendisi şüphesiz bir akıl hastası; mahkemeye çıkmaya veya hapis cezasını çekmeye uygun değildir.Han är utan tvekan mentalt sjuk, är oförmögen att framträda i en rättegång och sitta i fängelse.
Geleneksel paydosları kısaltarak mahkeme sürelerini uzatmıştır.Han förlängde det juridiska året genom att förkorta domstolarnas traditionella viloperioder.
1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi.1964 kom dock ett utslag från Högsta Domstolen i USA om att boken skulle tillåtas.
Poe West Point'ten ayrılabilmek için bilerek kendini mahkemeye verdirtti.Poe beslöt att lämna West Point genom att med flit bli ställd inför krigsrätt.
1979'da Başkan Jimmy Carter tarafından Federal Mahkeme'ye atandı.USA:s president Jimmy Carter utnämnde honom 1979 till en federal domstol.
Krallar artık kendi personellerini atamıyorlardı; bu sorumluluk, imparatorluk mahkemesi tarafından üstlendi.Kungarna fick inte länge anlita personal själva, utan dessa utsågs av det kejserliga hovet.
ABD'de ölüm cezası Yüce Mahkeme'nin Furman v.Dödsstraff i USA Furman v.
Mansur, 1992 yılında Yüksek Anayasa Mahkemesi'ne atandı.Mansour utsågs till domare i Högsta författningsdomstolen 1992.
Yargılama yetkisi mahkemeler tarafından kullanılmaktadır.Den dömande makten utövas av domstolarna.
Yapılan mahkemede suçsuz yere suçlandı.Var den dömde i detta fall oskyldig?
Mahkeme sanıkların talep ettiği sürenin verilmesine karar vererek, duruşmayı 15 Şubat 2017’ye erteledi.Överklagan gick vidare till regeringen som 15 juni 2017 beslutade att avslå överklagandena.
Dole göreve 1900'de başlamıştır fakat 1903'te A.B.D Bölge Mahkemesi hâkimi olmak için istifa etmiştir.Dole iklädde sig denna roll 1900 men avsade sig den 1903 när han utnämndes till domare i U.S. District Court.
Federal Vergi Mahkemesi (Bundesfinanzhof) Almanya'daki en yüksek mercili beş mahkemeden biridir.Domstolen är en av Tysklands fem federala sistainstansdomstolar.
Harry mahkemede aklanır ve Hogwarts'a geri döner.Harry lyckas fly från kyrkogården tillbaka till Hogwarts.
Mahkemelerde şahitlik hususunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında eşitlik esası kabul ediliyordu.I domstolarna har endast troende muslimska män tillåtits vittna.
Anayasa mahkemesi, seçim komitesinin kararını Ocak 2003'te geri çevirdi .Områdets gemensamma beslutsorgan avslog dock förslaget mars 2011.
Savaş sonrası yapılan mahkemede yargılanan Štefan Tiso'ya ömür boyu hapis cezası verildi.Efter andra världskriget dömdes Štefan Tiso till livstids fängelse.
Mahkeme salonuna girdiğinde, herkes şok oldu.Eftersom gärningsmannen tänt på i klassrummet var samtliga offer brännskadade.
27 hukuki arrondisement ise mahkemelerin yetkili olduğu bölgeleri belirler.69 tecken på att du är en rättshaverist.
26 kantonun her birinin kendi yasaları, parlamentoları, hükümetleri ve mahkemeleri vardır.Varje kanton har sina egna grundlagar, lagstiftande organ, regering och domstolar.
Mahkemede hakim konumunda bulunan dokuz subay Slovik’i suçlu bulur ve idama mahkûm eder.De nio officerare som utgjorde juryn fann Slovik skyldig och dömde honom till döden.
Mahkemelere müdahalede bulunulamayacaktı.Parterna gjorde upp utan domstolsförhandlingar.
Üst mahkemeye giden dava oybirliğiyle (9-0) New York Times lehine sonuçlandı.Man överklagade då till högsta domstolen, vilket även New York Times gjorde.
Mahkeme yeniden keşif yapılması kararı verdi.Guvernören beslutar att öppna fallet på nytt.