Ana içeriğe geç
Sözlük

mah ile cümle

mah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Senin yüzünden her şey mahvoldu.Everything is ruined because of you.
Mahkumlar kaçıyorlar!The prisoners are escaping!
Don, mahsulü mahvedecek.The frost will ruin the crop.
Her şeyi mahvedebilirdin.You could've ruined everything.
Birinin mahkûmu koruyor olması gerekmez mi?Shouldn't somebody be guarding the prisoner?
Tom gerçekten mahcup görünüyordu.Tom looked really embarrassed.
Tom gerçekten mahcup görünüyor.Tom seems really embarrassed.
Tom gerçekten mahcuptu.Tom was really embarrassed.
Son tanık mahkûmun kaderini belirledi.The last witness sealed the prisoner's fate.
Tom ve avukatı sadece birkaç dakika önce birlikte mahkeme salonunu terk ettiler.Tom and his lawyer left the courtroom together just a few minutes ago.
Bu Tom Jackson, mahkemen avukat tayin etti.This is Tom Jackson, your court appointed attorney.
Kar fırtınasından dolayı Tom Boston'da mahsur kaldı.Because of the snow storm, Tom was stuck in Boston.
Tom mahkemeye çıkmaya çağrıldı.Tom was summoned to appear in court.
Hakim Tom'u üç yıl hapse mahkûm etti.The judge sentenced Tom to three years in prison.
Tom bir yerde mahpus tutuluyor.Tom is being held prisoner somewhere.
Hayatımı mahvettin!You ruined my life!
Kedi ağaçta mahsur kaldı.The cat was stuck in the tree.
Tom'un büyüklüğe mahkum olduğunu ben her zaman biliyordum.I always knew that Tom was destined for greatness.
Eğer mahallede olursan uğra.Stop by if you're ever in the neighborhood.
Sen hiç bir suçtan mahkum edildin mi?Have you ever been convicted of a felony?
Tom biraz mahcup görünüyordu.Tom looked a bit embarrassed.
Tom biraz mahcup görünüyor.Tom looks a bit embarrassed.
Keşke mahallede süper indirimli bir süpermarket olsa.I wish there were a super discount supermarket in the neighbourhood.
Mahkûmlar serbest bırakıldı mı?Have the prisoners been released?
Bir mahkûm kaçtı.A prisoner has escaped.
Bize biraz mahremiyet ver, ne dersin?Give us some privacy, will you?
Bize biraz mahremiyet verir misin?Would you give us some privacy?
Tom bizim mahallede bir eve zorla girerken polis onu suçüstü yakaladı.The police caught Tom red-handed, breaking into a house in our neighborhood.
Video oyunları hayatımı mahvetti, en azından benim hala iki canım var.Video games ruined my life, at least I still have two lives left.
Tom'un beklenmedik ölümü çalışma arkadaşları mahvetti.Tom's unexpected death devastated his work colleagues.
Mahzende satılmamış yedi kasa şarap vardı.There were seven cases of unsold wine in the cellar.
Jason yağmura yakalanmış ve yeni takımını mahvetmişti.Jason was caught in the rain and ruined his new suit.
Tom yağmura yakalandı ve yeni takım elbisesi mahvoldu.Tom was caught in the rain and his new suit got ruined.
Hayatım mahvoldu.My life is ruined.
Tom hayatımı mahvetti.Tom ruined my life.
Hiçbir şey mahvolmadı.Nothing got ruined.
Şimdi onu mahvettin.Now you've ruined it.
Botların mahvoldu.Your boots are ruined.
O açıkça mahvoldu.It's obviously ruined.
O her şeyi mahvedecek.It'll ruin everything.
Onu mahvedeceksin.You're going to ruin it.
Neden hayatımı mahvediyorsun?Why are you ruining my life?
Şimdi onu benim için mahvettin.Now you've ruined it for me.
Lütfen bunu benim için mahvetmeyin.Please don't ruin this for me.
Partini mahvettiğim için üzgünüm.I'm sorry I ruined your party.
Hayatımı mahvetmeye mi çalışıyorsun?Are you trying to ruin my life?
O gerçekten hayatımı mahvedebilir.That could literally ruin my life.
Tom akşamımızı mahvetmeye mi çalışıyor?Is Tom trying to ruin our evening?
Hayatını mahvetmene izin vermeyeceğim.I won't allow you to ruin your life.
İtibarımı mahvetmeye mi çalışıyorsun?Are you trying to ruin my reputation?
Şimdi sen gittin ve her şeyi mahvettin.Now you've gone and ruined everything.
Onu yaparsan her şeyi mahvedersin.If you do that, you'll ruin everything.
Doğum günü partini mahvettiğim için üzgünüm.I'm sorry for ruining your birthday party.
Böyle bir şey kariyerini mahvedebilir.Something like this could ruin your career.
Umarım hiçbir şey birlikteki son günümüzü mahvetmez.I hope nothing ruins our last day together.
Tom'a söyleme. O, sürprizi mahveder.Don't tell Tom. That would ruin the surprise.
Eğer onu yaparsan arkadaşlığımızı mahveder.If you did that, it would ruin our friendship.
Ne yazık ki Tom ortaya çıkacak ve partimi mahvedecek.I'm afraid Tom will show up and ruin my party.
Eğer Tom ortaya çıkarsa, bu, Mary'nin gününü mahvedecek.If Tom shows up, it's going to ruin Mary's day.
Bunun itibarımı mahvedeceğini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think this will ruin my reputation?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod