Ana içeriğe geç
Sözlük

mah ile cümle

mah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom mahkum edilmişse aile adımız mahvolacak.Our family name will be ruined if Tom is convicted.
Tom yarışı kazanmadı, mükemmel rekorunu mahvetti.Tom didn't win the race, ruining his perfect record.
Başka herkes için onu mahvedenler sizin gibi insanlar.It's people like you who are ruining it for everyone else.
Bu skandal muhtemelen seçilme şansınızı mahvedecek.This scandal will likely ruin your chances of being elected.
Bütün gece Tom ve Mary arasındaki döğüş tarafından mahvedildi.The whole night was ruined by the fight between Tom and Mary.
Tom ve Meryem arasındaki kavga tüm geceyi mahvetti.The whole night was ruined by the fight between Tom and Mary.
Tom'a söylemediğine memnunum. O, sürprizi mahvederdi.I'm glad you didn't tell Tom. That would've ruined the surprise.
Tom'un annesi onun TV'ye çok yakın oturursa gözlerini mahvedeceğini söyledi.Tom's mother said he'd ruin his eyes if he sat too close to the TV.
Tom arabaya çadır koymayı unutarak kamp gezimizi mahvetti.Tom ruined our camping trip by forgetting to put the tent in the car.
Tom onu çok sıcak olan suda yıkayarak en sevdiği gömleğini mahvetti.Tom ruined his favorite shirt by washing it in water that was too hot.
Koluna biraz batarya asidi döktüğümde en iyi gömleklerimden birini mahvettim.I ruined one of my best shirts when I spilled some battery acid on the sleeve.
Birlikte olarak birbirlerini mahvettiler.They ruined each other by being together.
Mahallemizde yeni bir süpermarket açıldı.A new supermarket opened in our neighborhood.
En tehlikeli mahkum kaçtı.The most dangerous inmate escaped.
Kapa çeneni, Tom. Her şeyi mahvediyorsun!Shut up, Tom. You're ruining everything!
Ben mahcuptum.I was mortified.
Biz mahallenin her köşesindeydik.We've been all over the neighborhood.
Üç aydır burada mahsur kaldık.We've been stuck here for three months.
Biz mahkum oluyoruz.We're doomed.
Tom'un bodrumunda bir şarap mahzeni var.Tom has a wine cellar in his basement.
Tom kendini kazara şarap mahzenine kilitledi.Tom accidentally locked himself in the wine cellar.
Burada biraz mahremiyet alabilir miyiz?Can we get some privacy here?
Ben mahalleme gidiyorum.I'm going to my quarters.
Mahvettin işte.You just screwed up.
Ben bir mahkum muyum?Am I a prisoner?
Ertesi gün bir içki mahmurluğu ile uyandım.I woke up the next day with a hangover.
Büyük zamanı mahvettim.I messed up big time.
Tom büyük bir zamanı mahvetti.Tom messed up big time.
Mahalle bakkalına gidiyorum.I'm going to the convenience store.
Bu gece burada uyumamın bir mahzuru var mı?Would you mind if I sleep here tonight?
Tom'u mahcup etmek istemiyoruz.We don't want to overwhelm Tom.
Onun gününü mahvetmek istemediğim için Tom'a ondan bahsetmedim.I didn't tell Tom about it because I didn't want to ruin his day.
Tom'u mahallesine götürsen iyi olur.You'd better get Tom to his quarters.
Tom'un herhangi bir mahremiyeti yoktu.Tom didn't have any privacy.
Tom sadece biraz mahremiyet istiyor.Tom just wanted some privacy.
Onlar mahkumları götürmüyor.They don't take prisoners.
Mahcup olmak zorunda değilsin.You don't have to be embarrassed.
Tom mahcup hissetti.Tom felt embarrassed.
Mahremiyetini önemsiyor musun?Do you care about your privacy?
Hayatın zevklerinden kendinizi mahrum etmeyin.Don't deprive yourselves of the pleasures of life.
Pek çok ünlünün telefonlarından mahrem fotoğraflar çalındı.Intimate photos were stolen from many celebrities' phones.
Tom bu mahallede yaşar.Tom lives in this neighborhood.
Tom benim mahalleme taşındı.Tom moved into my neighborhood.
Mary benim mahallemde yaşamıyor.Mary doesn't live in my neighborhood.
Beni mahcup etme.Don't make me blush.
Mahkumlar kaçmaya çalışıyordu.The prisoners were trying to escape.
Mahkemede görüşürüz.See you in court.
Aman Allah'ım, çok mahcubum.Oh my God, I'm so ashamed.
Her mahlukat, Allah'ın bir ayetidir.Every creature is a word of God.
Savaş mahkumu olarak yedi yıl geçirdikten sonra Tom çökmüş bir adamdı.Having spent seven years as a prisoner of war, Tom was a broken man.
Tom Mary'yi mahkum eden jürideydi.Tom was on the jury that convicted Mary.
En kötü yalnızlık, samimi bir dosttan mahrum olmaktır.The worst solitude is to be destitute of sincere friendship.
Mahkûm kaçtı!The prisoner has escaped!
Mary ormanda mahsur olduktan sonra orman perileri tarafından kurtarıldı.Mary was rescued by forest elves after she had become stranded in the forest.
Şartlı tahliye edilen mahkum mahallesinde yaşamaya başladı.The parolee started to live in his hometown.
İçki mahmurluğunu durduracak bir şey içmeliydim.I should have drunk something that stops hangovers.
Öyle mahzun bakma.Don't look so sad.
Bu kötü bir mahalle.It's a bad neighborhood.
Bu güzel bir mahalle.This is a nice neighborhood.
Çok sakin bir mahallede yaşıyorum.I live in a very quiet neighborhood.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod