Tom'un mahkemesi yarın başlar.Tom's trial starts tomorrow.
Mahkumlar gözden kayboldu.The prisoners have vanished.
O çok güzel bir mahallede yaşıyor.He lives in a very nice neighborhood.
Muhabirler Tom mahkeme salonunu terk eder etmez sorular sormaya başladı.The reporters started asking Tom questions as soon as he left the courtroom.
Mahkemenin kararı bugün açıklanabilir.The court's decision could be announced today.
Tom'un mahallesi fırtınadan sonra sular altında.Tom's neighborhood was flooded after the storm.
Tom'un mahallesini fırtınadan sonra su bastı.Tom's neighborhood was flooded after the storm.
Tom'un mahallesi fırtınadan sonra sular altında kaldı.Tom's neighborhood was flooded after the storm.
Tom mahkemeye gitmeye hazırlanıyordu.Tom was prepared to go to trial.
Tom, Mary ile olan ilişkisin en mahrem ayrıntılarını ortaya çıkardı.Tom revealed the most intimate details of his relationship with Mary.
Kayıp köpek yavrumuz için bütün mahalleyi araştırıyoruz.We search the whole neighborhood for our lost puppy.
Kaçan mahkumların silahlı ve tehlikeli olduğu göz önünde bulunduruluyor.The escaped prisoners are considered armed and dangerous.
Mahallemizin birçok eski binası var.Our neighborhood has many old buildings.
Tom bizim mahallede bir ev satın aldı.Tom bought a house in our neighborhood.
Tom her şeyi mahvedebilirdi.Tom could've ruined everything.
O, onun eşini öldürmekle suçlandığı için mahkemeye gitti.He went on trial charged with murdering her wife.
Berbat bir içki mahmurluğum var.I have a terrible hangover.
Benim evim kentin dış mahallelerindedir.My house is on the outskirts of the city.
Tom'un davranışı nedeniyle mahkeme Mary'nin hesabının doğru olduğuna inanıyor.Due to Tom's behavior, the court is convinced that Mary's account is accurate.
Tom korkunç bir kar fırtınası nedeniyle on gün mahsur kaldı.Tom was trapped for ten days by a terrible blizzard.
Dava mahkemeye başvurmadan halledildi.The case was settled out of court.
Tom mahkum oldu mu?Has Tom been convicted?
Mahkum serbesttir.Prisoner is discharged.
İnsanların mahremiyeti bir fıkradır.The privacy of people is a joke.
Ona mahkemeler karar verecek.The courts will decide that.
Bu beni mahvetti.This devastated me.
Tom ailesi tarafından mahcuptu.Tom was embarrassed by his parents.
Mary ebeveynleri tarafından son derece mahcup edilmişti.Mary was extremely embarrassed by her parents.
Tom İspanya'ya ait bir mahallede yaşıyor.Tom lives in a Hispanic neighborhood.
Her ikimiz için mahcubum.I'm embarrassed for us both.
O, finansal açıdan sadece kendini değil ailesini de mahvetti.He has financially ruined not only himself but his family.
Kirli ve mahcup hissettim.I felt dirty and ashamed.
Mahkemenin kararı kesindir.The court's decision is final.
Tom komşusunu mahkemeye verdi.Tom sued his neighbor.
2685 yılında Birinci Güneş Sistemi Savaşı dünyanın parçalarını mahvetti.The First Solar System War in the year 2685 devastated parts of Earth.
Tom orta sınıf bir mahallede büyüdü.Tom grew up in a middle class neighborhood.
O, elbiselerini mahvetti.He ruined his clothes.
Ben gününü mahvetmek istemiyorum.I don't want to ruin your day.
Kefalete gücü yetmediği için Tom hapishanede mahsur kaldı.Tom is stuck in jail because he can't afford bail.
Dev bir kertenkele şehri mahvediyor.A giant lizard is destroying the city!
Dün gece mahallemize yakın bir yangın vardı.There was a fire near our neighborhood last night.
Sizin çabalar başarısızlığa mahkumdur.Your efforts are condemned to failure.
Tom geçen Ekim ayında mahkum edildi.Tom was sentenced last October.
Mahkum edilen tüm insanlar öldürüldü.All the people who had been condemned were killed.
Tarihten ders almayanlar bunu tekrarlamaya mahkumdur.Those who fail to learn from history are doomed to repeat it.
Akıllı bir kişi öyle davranmaktan mahcup olurdu.A wise person would be ashamed to act like that.
Tüm planlarımı mahvettin.You ruined all my plans.
Bu birbirine bağlı bir mahalleydi.This used to be a close-knit neighborhood.
Tom ölüm hücrelerindeki 3.000'den daha fazla mahkumdan biri.Tom is one of more than 3,000 inmates on death row.
Tom zaten mahkum edildi.Tom has already been convicted.
Tom mahkum edilmedi.Tom hasn't been convicted.
Keşke Tom ile aynı mahallede bir evim olsa.I wish I had a house in the same neighborhood as Tom.
Sen benim mahallemde yaşamıyorsun.You don't live in my neighbourhood.
O benim mahallemde yaşamıyor.She doesn't live in my neighbourhood.
Bu küçük mahalle kitabevi Amazon tarafından iş dışında kalmak zorunda bırakıldı.This small neighborhood bookstore was forced out of business by Amazon.
Hata yapmak insana mahsustur ama hatada ısrar etmek şeytanidir.To err is human, but to persist in error is diabolical.
Tom ve arkadaşları mahalle çevresinde birlikte bisiklet sürdü.Tom and his friends rode their bicycles together around the neighborhood.
Mahkumlardan biri kaçtı.One of the prisoners has escaped.
Mahallemizdeki her ev neredeyse aynıdır.Every house in our neighborhood is practically identical.
Tom haksız yere mahkum edilmişti.Tom was wrongfully convicted.