Kayıp kavramının içeriği maddi ve maddi olmayan öğelerden oluşur.Bonita podniku se skládá z finančních a nefinančních aspektů.
Ancak zaman içerisinde maddi yetersizlikler dolayısıyla kapatılmıştır.Jen v naléhavé potřebě peněz byl krátkodobě zastavován.
A arabasıyla B'ye çarpmıştır (Bu maddi vakıaya bir örnektir.Banksem. **Ve voze se vystřídal s P.
Sigorta bedeli, bir sigorta sözleşmesiyle teminat altına alınan kıymetlerin toplam maddi bedeli.Škoda je hrazena v penězích, maximálně však do výše limitu pojistného plnění stanoveného v pojistné smlouvě.
Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle 1 sene sonra ayrılmak zorunda kaldı.Provoz ale musel o rok později z finančních důvodů ukončit.
Bilginin kaynağı ya da maddî destek de halk tarafından sağlanabilir.Mohou zahrnovat samotné shromážděné informace nebo explicitní znalosti získané z informací.
Betis ise son yıllarda maddi sıkıntılar yaşamaktadır.Gaga čelila v posledních letech závažným zdravotním problémům.
İç savaş Lübnan'da çok ağır maddi hasara ve can kaybına yol açtı.Přesto laviny způsobovaly velké škody materiální i na lidských životech.
Fakat burada da maddi sıkıntılar sebebiyle ayrılmak zorunda kalmıştır.Poté stejně kvůli mechanickým potížím odstoupil.
Maddi hasarın ise 1 milyar dolar seviyesinde olduğu hesaplanmıştır.Škoda se odhaduje v řádu miliard.
Ailesi maddi olarak çok zayıftı ve bütün gün çalışmak zorunda kaldı.Familia ei a era foarte săracă astfel încât ea a trebuit să lucreze toată ziua.
Bu yangın, büyük maddi zarar verdi.Acest incendiu s-a soldat cu mari pagube.
Ailenin maddi durumu bu dönemde gittikçe kötüleşmiştir.Starea pacientului se îmbunătățește simțitor în această perioadă.
Bir oyunda şahsi maddi varlıklarını (genellikle para) risk etmeye kumar oynamak denir.Bunurile din viața reală (de obicei banii) pot fi puse în joc.
Maddi durumun düzelmesi kulübün sonuçlarına da etki gösterdi.Reunificarea reușită a statelor a avut consecințe și asupra numelui țării.
Can kaybının olmadığı depremde önemli bir maddi hasar yaşanmadı.Cutremurul a fost resimțit fără a fi înregistrate pagube materiale însemnate.
Yaşlı, kimsesiz, çok yoksul ve çok yaşlı bir Kalmuk kadınına konuk olur, ona maddi yardımda bulunur.Ubayda și rămăne o femeie văduvă și bătrână care avea nevoie de ajutor.
Köylünün maddi durumu fazla iyi değildir.Villains Bunătatea bunicii Nu arată atât de potrivit.
Ancak üşterinin ödediği ücretin karşılığını alabilmesi sadece maddi varlıklara dayanmamaktadır.Într-adevăr, cheltuielile pe care le are de efectuat statul nu se pot efectua decât în bani.
Bu taşkınlarda büyük maddi kayıplar yaşanmaktadır.De aici enormele noastre pierderi.
Birçok kişiye maddi borcu vardır.Eu vorbesc de bani mulți.
Kâr amacı olmayan İYAD ulusal veya uluslararası hiçbir kuruluştan maddi destek de almamaktadır.În caz contrar, nu se pot elibera certificate recunoscute național și internațional.
Pablo Honey, Radiohead'in 1993 yılında maddi sıkıntılarla çıkardığı ilk albümüdür.Pablo Honey este primul album al formației rock britanice Radiohead, lansat la începutul anului 1993.
Maddi kaynaklar ve giysiler, ABD'nin her yanından astronomlar tarafından sağlanmıştı.Podoabele și hainele le aduceau din orașele imperiului.
Ancak çalışmalar maddi yetersizliklerden dolayı hafriyat aşamasında kalmıştır.Dragostea rămâne mai mult la nivelul căutărilor, fiind lipsită de împlinire fizică.
1985-1986 sezonu sonunda ise maddi sıkıntılardan dolayı ligden çekildi.În anii 1988 - 1995 a încetat să joace din cauza unei depresii.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Az anyagi élet termelési módja határozza meg a társadalmi, politikai és szellemi életfolyamatot általában.
Ailesi maddi olarak çok zayıftı ve bütün gün çalışmak zorunda kaldı.Mentálisan erősnek kell lenned és minden nap keményen kell dolgoznod."
Vakti gelen ruh maddi aleme iner.A szellemek számára elérkezett az idő.
Dördüncü çemberde maddiyata düşkünlükte ortalamadan sapmış açgözlüler cezalandırılır.A negyedik részben Vesztegzár megöli.
Kuveyt; sekiz yıl boyunca Irak'a, İran ile olan savaşında maddi destek sağlamıştı.Kuvait pénzügyileg nagymértékben támogatta Irak Irán elleni nyolcéves háborúját.
Fakat sultânın yardımı ile tekrar maddi durumu düzelir.Az orvosi segítségnek köszönhetően Tila felépült.
Bu büyük maddi külfet getirmektedir.A méhlegelő bőséges táplálékot nyújtson.
Dergi maddi desteği olmayan yazarlardan ücret talep etmeyecektir.A Kiadó a szerzőknek nem fizet honoráriumot.
(Yaşama yapışma arzusu, maddi bağlılıklar.)(Tanácsok a józan emberi észtehetséghez.
Maddi hasarın ise 1 milyar dolar seviyesinde olduğu hesaplanmıştır.Az anyagi kárt mintegy egymilliárd dollárra becsülik.
Ailenin maddi sorunları oluşmaya başladı.Emellett a családja anyagi problémáit is rendeznie kellett.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Aineellisen elämän tuotantotapa on ylipäätään yhteiskunnallisen, poliittisen ja henkisen elämän ehtona.
Sorb Halkının Vakfı, resmi web sitesinde maddi kaynaklarının bütün kalemlerini açıklamaktadır.Faktabaari sitoutuu julkistamaan kaikki rahoituslähteensä avoimesti verkkosivuillaan.
1985-1986 sezonu sonunda ise maddi sıkıntılardan dolayı ligden çekildi.Kauden 1985/86 päätteeksi seura ajautui talousvaikeuksiin ja erotettiin liigasta.
Haftalık olarak yayımlanan Küçük Mecmua, maddi imkânsızlıklardan ötürü zamanla aksadı.Kerran viikossa ilmestynyt pienilevikkinen lehti lopetettiin taloudellisesti kannattamattomana.
Betis ise son yıllarda maddi sıkıntılar yaşamaktadır.Leeds on viime vuosina kärsinyt rajuista talousvaikeuksista.
Bombalama sonucu maddi hasar meydana geldi.Kansantaloudellisesti merkittäväksi muodostui pommitusten aiheuttamat materiaaliset vauriot.
2013-14 sezonunda ise maddi sıkıntılar çeken takımının değişilmezi olmayı başardı.Kaudella 2012/13 talousvaikeudet olivat entistä pahempia.
Oda arkadaşları içinde maddi durumu en iyi olandır.Mattapintaiset materiaalit ovat siis parhaita.
Bütün maddi gelirler paylaşılmaktadır.Omaisuus jaetaan kaikkien kesken.
Bu yangın, büyük maddi zarar verdi.Mellakat aiheuttivat suuret taloudelliset vahingot.
Ancak kitabın getirdiği maddi başarı sonucunda Doré başka İngiliz yayıncılardan da teklifler aldı.Lontoon kuvien jälkeen Doré sai töitä myös muilta brittikustantajilta.
Far from the Madding Crowd, progressive metal grubu Wuthering Heights'ın 2004 yılında çıkan albümü.Far from the Madding Crowd on tanskalaisen Wuthering Heights -yhtyeen kolmas studioalbumi vuodelta 2004.
Birçok kişiye maddi borcu vardır.Velkaorjuus koskee miljoonia ihmisiä.
Su taşkınları nedeniyle çok sayıda insan yaşamını yitirdi, büyük çapta maddi hasar oluştu.Matalapaine vaikutti yli miljoonan ihmisen elämään ja aiheutti mittavaa aineellista vahinkoa.
İnsan, vücuduyla maddi dünyaya, ruhu ile de manevi dünyaya bağlıdır.Ihminen nähdään ruumiina, sieluna ja henkenä.
Oxford öğrencilerinin eğitimleri sırasında maddi destek için değerlendirebilecekleri pek çok imkân mevcuttur.Oxfordin opiskelijoilla on myös mahdollisuus saada stipendirahoitusta omille opinnoilleen.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Ο τρόπος παραγωγής καθορίζει γενικά την κοινωνική, πολιτική και πνευματική διαδικασία της ζωής.
Çatışmanın sonunda her iki taraf da insan ve maddi kaynaklarını tüketti.Μέχρι το τέλος της σύγκρουσης, και οι δύο πλευρές είχαν εξαντλήσει τους ανθρώπινους και υλικούς πόρους.
Ancak kitabın getirdiği maddi başarı sonucunda Doré başka İngiliz yayıncılardan da teklifler aldı.Παρά τις αρνητικές κριτικές, ο Ντορέ έλαβε αναθέσεις και από άλλους Βρετανούς εκδότες.
Fakat sultânın yardımı ile tekrar maddi durumu düzelir.Μετά την χειρουργική αποκατάσταση η γονιμότητα αποκαθίσταται.
Hem maddi hem manevi açıdan.Και ψυχολογικά και σωματικά.
Maddi sıkıntıları, amcasının ölümüyle hafifler ve tekrar Paris'e gitmek için oradan ayrılır.Η διαμονή του εκεί τερματίζεται απότομα όταν ο εργοδότης του πέθανε και στην συνέχεια επιστρέφει στο Παρίσι.
Ailesi maddi sorunlar çekiyordu.Η οικογένειά του αντιμετωπίζει οικονομικά προβλήματα.