1985-1986 sezonu sonunda ise maddi sıkıntılardan dolayı ligden çekildi.À partir de la saison 1985-86, les difficultés financières se font ressentir.
Ailenin maddi sorunları oluşmaya başladı.La famille connaît des difficultés financières.
Maddî zorluklar yaşıyorlar.Ellos están sufriendo dificultades financieras.
2006 - Porto Riko Hükümeti maddi sıkıntı nedeniyle, tüm Hükümet kuruluşlarını ve okulları kapattı.2006: el gobierno puertorriqueño entra en quiebra, forzando la clausura de escuelas y otras agencias.
Depremin sebep olduğu maddi zararın şu anki terimlerle ölçülmesi imkânsızdır.El coste de los daños provocado por el terremoto es casi imposible de determinar en términos modernos.
Ciddi maddi problemleri olan profesör bu teklifi kabul eder.Es por eso que el profesor se verá en muchos problemas por esta prenda.
1979'da bu tezin üzerinde çalışmak için Auburn üniversitesi'nden maddi olarak destek aldı.En 1979, recibió una beca de la Universidad de Auburn para estudiar el problema.
Buna göre, eğer bir kimse ölürse, dünyayı maddi olarak etkilenmeyecektir.De la misma manera, si un solo palestino muere, el mundo debería estar avergonzado.
Ancak Toyotomi'nin maddi gücü hiç sarslanmadı.Las aptitudes mecánicas de Sutton nunca le abandonaron.
Maddi hukuk bakımından hak sahibine davacı, yükümlü olana ise davalı denmektedir.Si alguien cometió un delito, deberá ser juzgado».
Bunun neticesinde, turnuva öncesi konulan tüm maddi hedeflere ulaşılmıştı.Sorprendentemente el premio de este torneo era cualquier cosa que se deseara.
"Sierra" (Maddie & Tae şarkısı)- Maddie ve Tae tarafından bir şarkı.«Fly» (2015), canción de Maddie & Tae.
Bu takılar kız tarafının isteği ve oğlan tarafının maddi durumuna göre değişmektedir.Modificar las dimensiones del juguete de forma que se adapte a las necesidades del niño y a su edad.
Şöhretli bir araba yarışçısı akla gelebilecek her türlü maddi olanak içinde yüzerdi.Auto ventas Una persona física podía venderse a sí mismo.
Bütün maddi gelirler paylaşılmaktadır.Conocer en qué forma se distribuyen los ingresos.
Ancak kulüp maddi sıkıntılar nedeniyle bir üst lige çıkamamıştır.Lamentablemente el equipo no pudo ascender a la Serie A debido a los problemas financieros del club.
Bu yangın, büyük maddi zarar verdi.Éste ataque solo dejó daños materiales.
1985 yılında maddî imkânsızlıklardan dolayı kapandı.Falleció de causas naturales en 1985.
Neticede 50 civarında kişi ölürken Kamışlı'da maddi hasar oluşmuştur.Esto significa que 50 millardos de personas han muerto naturalmente antes de la madurez sexual.
Bunlara ilave olarak bazı yan misyoner kuruluşların da bu maddi kaynaklarda payları bulunmaktadır.Parece que al menos algunos genes selectores homeóticos tienen esta propiedad.
Bu sıralarda kulüp maddi sıkıntılar içerisindeydi.El club pronto se encontró con problemas financieros.
1932 yılında boşandı, alkolik oldu maddi sıkıntılar çekti ve 1935'te bir kliniğe yatırıldı.A partir de 1922 dejó de trabajar, tenía problemas de salud y tuvo un aborto en condiciones difíciles.
Ailesi maddi olarak çok zayıftı ve bütün gün çalışmak zorunda kaldı.La famiglia era molto povera e la ragazza era costretta a lavorare ogni giorno.
Maddie & Tae, Madison Marlow ve Taylor Dye tarafından oluşturulmuş Amerikalı kadın country müzik ikilisi.Maddie & Tae sono un duo femminile statunitense di musica country composto da Madison Marlow e Taylor Dye.
Onlar da her şeyden önce maddî bir varlığa sahiptir.I primi di ogni girone disputarono la finalissima.
Mutluluk, manevi değerlere mi bağlıdır, maddi değerlere mi bağlıdır?Stiamo cercando denaro o piuttosto beneficio spirituale?
Maddi sıkıntıları, amcasının ölümüyle hafifler ve tekrar Paris'e gitmek için oradan ayrılır.Espatria e, grazie alla presenza dello zio, si reca a Parigi.
İngiltere, sonraki yıllar boyunca İspanya savaşının yarattığı maddi zorlukları yaşadı.L'Inghilterra era stata finanziariamente messa in difficoltà dalla guerra con la Spagna degli anni precedenti.
Bucaspor böylece maddi olarak zor bir döneme girmiştir.Pavia, che di conseguenza si viene a trovare in difficoltà economiche.
Yolculuk belgelerinin ve maddi kaynakların ayarlanması birkaç ay sürmüştür.Le ricerche dei tipi ed il lavoro di registrazione durano più mesi.
Öte yandan, şehrin maddi kültürü tipikdir ve akalardan farklıdır.Le istituzioni segrete di cultura son certo altrettanto antiche quanto la divisione delle classi.
Y Combinator sitesinden maddi destek aldı.Supporta finanziariamente il suo compagno.
Maddi değeri yüksek malzemeler kullanarak yapılan tasarıma mücevher tasarımı denir.Per la costruzione sono stati utilizzati materiali calcarei di pregio.
P390 Maddi hasarı önlemek için sıvı döküntüleri temizleyin.P390 – Assorbire la fuoriuscita per evitare danni materiali.
Olayda 40 kişi ölmüş, çok büyük maddi hasar meydana gelmiştir.Ci furono 13 morti, una cosa enorme per quei tempi.
Ailesi maddi sorunlar çekiyordu.La sua famiglia affronta gravi problemi finanziari.
Öyle ki, Berkeley sonuç olarak maddi varlığın gerçekte varolmadığı sonucunu öne sürdü.La dottrina di Berkeley esclude in virtù di questo principio l'esistenza assoluta dei corpi.
Her yeri titrer ve bu sıralarda Özdemir Birsel maddi sıkıntıya düşer.Ma il dolore è subito passato e all'improvviso essi si ricoprono di metallo organico.
Çılgın Kalabalıktan Uzak (özgün adıyla Far from the Madding Crowd), Thomas Hardy'nin bir romanı.Вдали от обезумевшей толпы, Томас Харди.
Mapplethorpe'un HIV virüsüne yakalandığı öğrenildiğinde, fotoğraflarının maddi değeri oldukça artmıştır.Когда стало известно, что Мэпплторп болен СПИДом, цена его фотографий резко возросла.
İlk madde (maddî ûlâ), yer kaplayan varlıkların meydana getirici bir aletidir.Долина земных властителей (не относится к Чистилищу) 1-й круг.
Saldırıda yaralanan olmazken camlarda ve bir arabada maddi hasar oluştu.Несмотря на отсутствие травм, ущерб был нанесен окнам и машине.
Aynı zamanda kendisini Süleyman Mâbedi'nin (Beytü'l-Makdis) bakımına ve maddî-mânevî hizmetine adamıştı.Сули-бей был справедливым и милостивым для своих граждан, но жестоким и безжалостным к противникам.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.Операция была успешна, но семья Шульдинеров была полностью истощена финансово.
Ancak insanın hem ömrü, hem de maddî imkânları sınırlıdır.Людей (кроме Шельги и Зои) он презирает.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Жертв нет, но был нанесён большой материальный ущерб.
Fakat maddi sıkıntılardan dolayı bu gazete de kapandı.Из-за финансовых проблем журнал был закрыт.
Fakat sultânın yardımı ile tekrar maddi durumu düzelir.Однако чуть позже он исцеляется с помощью крови Клауса.
İran Hükümeti, PJAK'ın Amerika Birleşik Devletleri'nden maddi ve askeri destek aldığını savunuyor.Турецкие СМИ утверждают, что РКК пользуется военной и финансовой поддержкой США..
Perinçek'in maddi ve manevi tazminat talepleri ise reddedildi.Правовая и моральная обоснованность обвинения не вызывала сомнений.
Ailenin maddi sorunları oluşmaya başladı.В семье возникли финансовые проблемы.
Harcamaları federal devletin maddi kaynaklarından karşılanmaktadır.Деньги будут выделены из федерального бюджета.
Hem maddi hem manevi açıdan.Как в физическом, так и в духовном плане.
Büyük bir maddi krize girer ve beş parasız kalırlar.На это уйдёт 5 крейцеров, и у меня ещё останутся деньги.
Maddi yetersizliklerden ötürü Gençler'in basılması bir kere daha iptal oldu.Вскоре из-за финансовых проблем юношеские команды были распущены.
Bir başka tanım vermek gerekirse tarih koşullarından doğan maddi kültür eşyasını inceleyen bilimdir denebilir.Новое рождение возможно, если мы с серьезностью воспримем то, что открывает нам историческое исследование.
Böylece deniz memelilerinde ilk kez "maddi kültür" kanıtlanmıştır.Там, по её собственным воспоминаниям, она «впервые почувствовала вкус демократии».
1910 dan sonra maddi kült ürün bütün sahalarına yayıldı.С 1940 года тотальный дефицит существовал уже практически на всё.
Bazıları maddi hasarlara sebep olan 3-4 ay süresince artçı sarsıntılar devam etti.Заживание ран длится 3—4 месяца, когда мочеиспускание вызывает боли.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.فأسلوب إنتاج الحياة المادية هو شرط العملية الاجتماعية والسياسية والعقلية للحياة بوجه عام.