Materyalizm düşünce formlarını maddenin ve maddi yaşamın bir yansıması olarak görür.Materialism sees thought forms as a reflection of matter and material life.
Maddi şeyler değil, değerli anları biriktir!Sammle kostbare Momente, keine materiellen Dinge!
1890 - Tadilatlar Kamondo Ailesinin maddi destekleriyle yürütüldü.1890 - Reparatur-Arbeiten wurden mit finanzieller Unterstützung der Familie Camondo durchgeführt.
HC Midtjylland maddi sıkıntı çektiği için, Şubat 2018'de Skjern Håndbold'a taşındı.Da HC Midtjylland unter finanziellen Schwierigkeiten litt, wechselte er im Februar 2018 zu Skjern Håndbold.
Yeni Yozgatspor 2. Lig'deki ilk sezonunda büyük maddi sorunlar yaşadı.Yeni Yozgatspor geriet in seiner ersten Saison in der 2. Lig in finanzielle Schwierigkeiten.
P390 Maddi hasarı önlemek için sıvı döküntüleri temizleyin.P390 Verschüttete Mengen aufnehmen, um Materialschäden zu vermeiden.
Olaylar sonrasında her iki taraftan yüzlerce yaralı ve milyonlarca franklık maddi zarar ortaya çıktı.Sie forderte insgesamt mehrere hundert Verletzte auf beiden Seiten und Sachschäden in Millionenhöhe.
Ancak insanın hem ömrü, hem de maddî imkânları sınırlıdır.Der Mensch ist in seiner Wahrnehmung und seinem Handeln festgelegt (samskara).
Harcamaları federal devletin maddi kaynaklarından karşılanmaktadır.Zusätzliche Zuschüsse erhalten sie aus den Steuereinkünften des Bundesstaates.
Dördüncü çemberde maddiyata düşkünlükte ortalamadan sapmış açgözlüler cezalandırılır.Hinten sitzende Steuerleute sind im Vierer-mit ebenfalls erlaubt.
Son yıllarda ise maddi sıkıntılar yüzünden şampiyonalara katılamamıştır.In den folgenden Jahren konnte sie aufgrund von Verletzungen nicht an den Weltmeisterschaften teilnehmen.
Yaralanmalar ve maddi hasar meydana geldi.Es kam zu Körperverletzungen und Sachbeschädigungen.
Her üç saldırı da büyük maddi zararla sonuçlandı.Bei den drei Attentaten entstand hoher Sachschaden.
Ancak maddi olanaksızlıklar nedeniyle devam edemedi.Aber aus finanziellen Gründen schien dies nicht möglich gewesen zu sein.
Bu durumda ailesinin maddi sıkıntıları da önemli bir rol oynuyordu.Auch für seine Familie sei die emotionale Belastung gewaltig gewesen.
Olayda 40 kişi ölmüş, çok büyük maddi hasar meydana gelmiştir.40 Personen wurden verletzt und es entstanden erhebliche Sachschäden.
İranlı yetkililer ülkede meydana gelen maddi zararın 5 milyar Euro olduğunu tahmin ettiklerini açıkladı.Die Nachrichtenagentur ISNA bezifferte den entstandenen Sachschaden im Iran mit 5 Milliarden Euro.
Böylece mükemmellikten yoksun maddi bir dünya ortaya çıkar.Doch ihre scheinbar perfekte Welt bekommt Risse.
Sinemadan iş gelmemesi maddi gücünü ciddi anlamda zayıflattı.Im Kino kam ihr Talent kaum zur Geltung.
Hem maddi hem manevi açıdan.Sowohl in militärischer als auch in spiritueller Hinsicht.
Bu ilmin öğretmenleri de öğrencilerinden asla maddi bir karşılık talep etmemişlerdir.Bei der Studentenwehr war nie nach Belohnung gefragt worden ...
Ana bina, 2010 yılında devletten hiçbir maddi yardım almadan, tamamlanır.Die gemeinnützige Einrichtung kommt seit dem Jahr 2010 ohne Subventionen der Stadt Wien aus.
Topluluk, bu gerekçe ile ona maddî destek olmayı reddetti.Sie weigerte sich, diese Bewegung direkt zu unterstützen.
Kaşkaların kendi ellerinden çıkma maddi kalıntıları henüz bulunamamıştır.Von den Schächten selber finden sich keine Spuren mehr.
Kasırganın neden olduğu en büyük can kaybı ve maddi zarar, New Orleans'ta meydana geldi.Die schwersten Verluste an Menschen und Besitz entstanden im westlichen Pennsylvania.
Bütün maddi gelirler paylaşılmaktadır.Die Einkünfte wurden geteilt.
Onlardan bu iş için maddi destek istedi.Hierin baten sie um finanzielle Unterstützung.
Perinçek'in maddi ve manevi tazminat talepleri ise reddedildi.Allerdings blieben ihm künstlerische Anerkennung und finanzieller Erfolg weiterhin verwehrt.
Erdemler de eylemler gibi maddidir.Die Darstellerinnen werden auch als AV Idols bezeichnet.
1818 yılından itibaren bu anıt için maddi kaynak toplamaya başlar.Bis 1811 wurden genug Gelder gesammelt, um die Arbeit am Denkmal zu beginnen.
Ailesinin maddi durumu pek iyi değildir.Die finanzielle Situation der Familie besserte sich kaum.
Sigorta bedeli, bir sigorta sözleşmesiyle teminat altına alınan kıymetlerin toplam maddi bedeli.Eine Rechtsschutzversicherung übernimmt die Kosten in allen Instanzen bis zur vereinbarten Versicherungssumme.
Dergi maddi desteği olmayan yazarlardan ücret talep etmeyecektir.Einzelne Titel der Zeitschrift Keiner hilft keinem.
Liv ve Maddie, görünüşte ikiz olmalarına karşın kişilikleri birbirine oldukça zıt ikiz kız kardeşlerdir.Diva und sie sind Zwillingsschwestern und sehen sich zum Verwechseln ähnlich.
Bu da maddi yardımlar ve hacizlere karşı konulmasına da dayanmaktaydı.Auch soll er gegen Schlangen und Pest helfen.
İnsan, vücuduyla maddi dünyaya, ruhu ile de manevi dünyaya bağlıdır.Mensch und Baum verbinden durch ihren Körperstamm Erde und Himmel.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.L'opération fut un succès, cependant la famille Schuldiner était en grande difficulté financière.
1890 - Tadilatlar Kamondo Ailesinin maddi destekleriyle yürütüldü.1890 - travaux de Réparation effectués avec l'aide financière de la famille Camondo.
Oxford öğrencilerinin eğitimleri sırasında maddi destek için değerlendirebilecekleri pek çok imkân mevcuttur.De nombreuses formes de soutien financier existent pour ceux qui veulent étudier à Oxford.
Pratikte, Genç Avrupa, maddî sıkıntılar yaşadı ve kısa süreli varlığı süresince geniş çaplı destek görmedi.En pratique, Jeune Europe ne disposait pas de l'argent et du soutien populaire pour exister sur le long terme.
Maddi güdülerden uzak olarak ailesinin yanına dönebilir çünkü artık maddi dürtülerden korkmaz.Détaché du monde, il peut retourner auprès des siens puisqu'il ne craint plus les tentations matérielles.
Bütün maddi gelirler paylaşılmaktadır.Tous les biens financiers sont mis en commun.
Erdemler de eylemler gibi maddidir.Or, les créatures comme elles sont stériles.
Yaralanmalar ve maddi hasar meydana geldi.Il y a des blessés et des dégâts matériels.
Bu yangın, büyük maddi zarar verdi.L’incendie cause de gros dégâts.
Hukuka aykırı fiil maddi ya da manevi bir zarara neden olmalıdır.Toutefois, il faut justifier d'un intérêt légitime matériel ou moral.
İngiltere, sonraki yıllar boyunca İspanya savaşının yarattığı maddi zorlukları yaşadı.L'Angleterre a été financièrement épuisée après les années de guerre avec l'Espagne.
Fakat bu kanal Eylül 2009'da maddi sorunlar nedeniyle kapandı.Celui-ci, fermé depuis septembre 2009, était en difficulté financière.
Maddi delilleri incelemenin temel prensibi çok basittir.Le principe du test immunologique est simple.
Bu bakımdan, gerçekte bir maddi dünyanın var olduğunu hiçbir surette söyleyemem."Nous ne pouvons donc par aucun moyen affirmer l'existence du monde extérieur.
Ailesinin maddi durumu pek iyi değildir.Sa vie familiale n'est guère heureuse.
Pablo Honey, Radiohead'in 1993 yılında maddi sıkıntılarla çıkardığı ilk albümüdür.Pablo Honey Albums de Radiohead Pablo Honey est le premier album du groupe Radiohead, sorti en 1993.
Tarım alanında maddi ve teknik olanakların geliştirilmesi hedeflendi.Elle a pour but d'améliorer les pratiques et techniques agricoles dans le royaume.
1870 yılında babasını kaybetti ve ailesi maddi sıkıntıya düştü.En 1830, son père est mort en laisse sa famille en difficulté financière.
21. yüzyılın başında kulüp maddi sorunlarla yüz yüze kaldı.Au début du XXIe siècle, le club est au bord de la faillite.
Maddi veya başka olanakları olduğu için sevmediğin bir işi yapmamamı söyledi.Ils sont tristes s'ils sont au chômage ou s'ils ont un travail qu'ils n'aiment pas.
Onun için temel hedef, bedeni ve maddiliği yapıbozuma uğratmaktır.Pour lui, l'essentiel est de donner à son œuvre souffle et structure.
Yaşlı, kimsesiz, çok yoksul ve çok yaşlı bir Kalmuk kadınına konuk olur, ona maddi yardımda bulunur.Celle-ci, vieille femme méchante, sale et avare, les admet tout juste chez elle.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Néanmoins, il n'y a aucun mort mais les dégâts ont été considérables.
Sinemadan iş gelmemesi maddi gücünü ciddi anlamda zayıflattı.Par conséquent, à l'arrivée au sol, l'énergie cinétique n'est pas diminuée.