İnsan, vücuduyla maddi dünyaya, ruhu ile de manevi dünyaya bağlıdır.Zemlja uze njegovo tijelo, nebo i dušu.
Bu yangın, büyük maddi zarar verdi.Povodeň spôsobila veľké materiálne škody.
Ailenin maddi sorunları oluşmaya başladı.Aktuálne problémy sociológie rodiny.
Ailesi maddi sorunlar çekiyordu.Potom ale rodina utrpel finančné ťažkosti.
Fakat maddi yetersizlikler yüzünden okuldan ayrılıp fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başladı.Keďže jeho rodina bola chudobná, odišiel zo školy a začal pracovať v továrni.
Kaçırmanın amacı ağır bir fidye alarak örgütün maddi sıkıntısını çözmekti.Stresová odpoveď má slúžiť k riešeniu situácie mobilizovaním všetkých síl organizmu.
Georgetown'da büyük maddi hasarlara neden olmasıyla bilinir.V Heidelbergu sa prelína veľké množstvo architektonických štýlov.
Ailesi maddi olarak çok zayıftı ve bütün gün çalışmak zorunda kaldı.Ľudia boli rozdelení do družstiev a celé dni museli drieť na poliach.
Sezon sırasında en dikkat çeken konu ise yaşanan maddi sıkıntılardı.Najčastejšie riešenou problematikou tej doby bola otázka bývania sociálne najslabších vrstiev.
Bu durumda ailesinin maddi sıkıntıları da önemli bir rol oynuyordu.Pri tem je pomembno vlogo igrala vojaška preteklost njegove družine.
Kütüphane ve şapel binaları, kolejin süregelen maddi sıkıntılarına rağmen 17. yüzyıl ortasında tamamlanmıştır.Freske in frizi v notranjosti so se večinoma ohranili v svojem zgodovinskem stanju iz 17. stoletja.
Farklılık maddi değildir, tanıma ilişkindir.Ne znanje, temveč zmožnost sporazumevanja.
Ailesinin maddi durumu pek iyi değildi.Družina je bila materialno dobro stoječa.
Kulüp, yaşadığı maddi kriz nedeniyle 2008 yılında kayyuma devredildi.Klub je leta 1998 zaradi hudih finančnih težav ponovno razpadel.
1985-1986 sezonu sonunda ise maddi sıkıntılardan dolayı ligden çekildi.Zgodovina se je ponovila 1985-1986, ko je podjetje bankrotiralo zaradi še ene naftne krize.
Yaralanmalar ve maddi hasar meydana geldi.Šok serije poškodb in smrtnih nesreč je bil zelo velik.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Pri tem ni bilo poškodovanih oseb, ne večje materialne škode.
Ancak kulüp maddi sıkıntılar nedeniyle bir üst lige çıkamamıştır.Študija ni dokončala zaradi težkih materialnih razmer.
Çünkü maddi olarak sıkıntı içerisindeydi.Največ zaradi mehanskih težav.
Jamie Lynn, Haziran 2008'de Maddie Briann adında bir kız çocuğu dünyaya getirdi.Jamie Lynn 2008 m. birželio 19 d. pagimdė dukterį vardu Maddie Briann.
Buna göre, eğer bir kimse ölürse, dünyayı maddi olarak etkilenmeyecektir.Mirus žmogui pasaulis nepatiria jokios materialios naudos.
Maddi olanakları sayesinde hovarda bir gezgin hayatı sürdü.Turėdamas piniginių lėšų, gyveno sėkmingą gyvenimą emigracijoje.
Bu anlamda kutsal bir güç ve yaşam enerjisidir fakat maddi varlıklardan da soyutlanmış değildir.Ši substancija, suvokiama kaip gyvybinė energija, tačiau savo prigimtini nėra nei fizinė, nei dvasinė.
Maddi yetersizliklerden ötürü Gençler'in basılması bir kere daha iptal oldu.Dėl nesėkmingos finansinės padėties grupė buvo priversta vėl išsiskirstyti.
2 Şubat 1876'da ressamın babasının tüberkülozdan ölmesiyle ailenin maddi durumu daha da kötüye gitti.Isa suri tuberkuloosi 2. veebruaril 1876, mis pani pere raskesse majanduslikku olukorda.
Ankaragücü'nde yaşanan maddi sorunlar nedeniyle sözleşmesi birkaç gün sonra feshedilmiştir.Pillava eluviisi tõttu sattus paar peagi võlgadesse.
Ailenin maddi durumu bu dönemde gittikçe kötüleşmiştir.Perekonna rahaline olukord hakkas peagi halvenema.
Hukuka aykırı fiil maddi ya da manevi bir zarara neden olmalıdır.Õigushüve kahjustamine võib kaasa tuua moraalse ja/või materiaalse kahju.
Maddie'nin kocası.Ta on Murieli abikaasa.
Ancak çalışmalar maddi yetersizliklerden dolayı hafriyat aşamasında kalmıştır.Mõned seavad end füüsilise julguse tõttu hooletult ohtu.
Bu yangın, büyük maddi zarar verdi.See nähtus põhjustab suurt majanduslikku kahju.
Dördüncü çemberde maddiyata düşkünlükte ortalamadan sapmış açgözlüler cezalandırılır.Veider poiss, kes armub neljandas osas Salad Fingersisse.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Były oczywiście finansowe ofiary, ponieważ zawsze odmawiał zapłaty.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Ci sono stati ovviamente sacrifici economici: perché ha sempre rifiutato di farsi pagare.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Er was de duidelijke financiële opoffering want hij weigerde steeds om betaald te worden.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Es gab natürlich finanzielle Opfer, denn er hat sich immer geweigert, bezahlt zu werden.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Houve, evidentemente, sacrifícios financeiros: porque ele recusou sempre ser pago.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Il y a eu évidemment des sacrifices financiers : parce qu'il a toujours refusé d'être payé.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.당연히 경제적인 희생이 따랐는데 아버지는 항상 대가 받기를 거절했기 때문이죠.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Obviamente, hubo sacrificios financieros: porque él siempre se negó a cobrar.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Rõ ràng có sự hi sinh về tiền của bởi vì ông luôn từ chối nhận tiền trả công.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Sigur că a făcut sacrificii financiare: nu a primit niciodată bani.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Sudah pasti ada pengorbanan uang karena ayah selalu menolak menerima bayaran.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Természetesen anyagi jellegűek is voltak, mert soha nem vett el pénzt munkájáért.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.V první řadě samozřejmě finanční: vždy odmítal, aby mu platili.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Žrtvoval se je finančno, saj je vedno zavrnil plačilo.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Υπήρξαν φυσικά οικονομικές θυσίες γιατί πάντα αρνιόταν να πληρωθεί.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Були, звісно, фінансові жертви, тому що він відмовлявся від винагород.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Очевидно е имало финасови жертви, понеже винаги е отказвал да му се плаща.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.Само собой, был финансовый ущерб, потому что он никогда не брал денег.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.היו כמובן קרבנות כלכליים כיוון שתמיד סירב לקבל תשלום.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.فبداية كان يضحي بوضعه المادي لانه كان على الدوام يرفض أن يؤجر على الوثائق المزورة
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.金銭的な犠牲を払っていました 父にとって支払いを受ける事は 卑しい事でした
Afrika'ya yardım etmenin maddi değeri çok büyük.상당한 가치가 있다는 것입니다.
Afrika'ya yardım etmenin maddi değeri çok büyük.בזמנים שאמריקה ממש זקוקה לו.
Afrika'ya yardım etmenin maddi değeri çok büyük.في وقت كانت فيه أمريكا تحتاج إليها حقا.
Afrika'ya yardım etmenin maddi değeri çok büyük.下世話な言い方をすれば
AIG'ın bir maddi teminat ayırma zorunluluğu yoktu.AIG no tienen que pagar ningun tipo de garantía.
AIG'ın bir maddi teminat ayırma zorunluluğu yoktu.AIGは言いませんでした。 私達の資産の全ての内、
Aileler başka yollarla baş edemedikleri maddi sorunları için geçim yardımı başvurusunda da bulunabilirler.Familjen kan ansöka om utkomststöd om den har ekonomiska problem som den inte klarar av annars.