Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Hij richtte een ware slachting onder hen aan en verborg zich daarna in de rotsspleet van Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.I -a bătut aspru, pe spate şi pe pîntece; apoi s'a pogorît şi a locuit în crăpătura stîncii Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Il les battit rudement, dos et ventre; puis il descendit, et se retira dans la caverne du rocher d`Étam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.In jim razbije pleča in ledja s hudimi udarci. Potem gre dol in prebiva v skalni razpoki v Etamu.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.I zbil je na hnátích i na bedrách porážkou velikou, a odšed, usadil se na vrchu skály Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.블레셋 사람을 크게 도륙하고 내려가서 에담 바위 틈에 거하니라
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Li battè l'uno sull'altro, facendone una grande strage. Poi scese e si ritirò nella caverna della rupe di Etam
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Người đánh chúng nó bị thua bệ cả thể. Ðoạn, người đi xuống và ở tại hang đá Ê-tam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Người đánh chúng_nó bị thua bệ cả_thể . Ðoạn , người đi xuống và ở tại hang đá Ê - tam .
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.und schlug sie hart, an Schultern und an Lenden. Und zog hinab und wohnte in der Steinkluft zu Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Και επαταξεν αυτους κνημην και μηρον εν σφαγη μεγαλη και κατεβη και εκαθισεν εις το χασμα της πετρας Ηταμ.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.И перебил он им голени и бедра, и пошел и засел в ущелье скалы Етама.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.И порази ги с голямо клане на длъж и на шир;* тогава слезе та седна в разцепа на скалата Итам.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.ויך אותם שוק על ירך מכה גדולה וירד וישב בסעיף סלע עיטם׃
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.وضربهم ساقا على فخذ ضربا عظيما. ثم نزل واقام في شق صخر عيطم
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.參 孫 就 大 大 擊 殺 他 們 、 連 腿 帶 腰 都 砍 斷 了 . 他 便 下 去 住 在 以 坦 磐 的 穴 內
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.參孫 就 大大 擊殺 他 們 、 連腿帶腰 都 砍斷 了 . 他 便 下去 住在 以 坦磐 的 穴內
Onlar da beş kralı -Yeruşalim, Hevron, Yarmut, Lakiş ve Eglon krallarını- mağaradan çıkarıp Yeşuya getirdiler.Gua itu pun dibuka, lalu raja-raja Yerusalem, Hebron, Yarmut, Lakhis dan Eglon digiring keluar
Onlar da beş kralı -Yeruşalim, Hevron, Yarmut, Lakiş ve Eglon krallarını- mağaradan çıkarıp Yeşuya getirdiler.그들이 그대로 하여 그 다섯 왕 곧 예루살렘 왕과 헤브론 왕과 야르뭇 왕과 라기스 왕과 에글론 왕을 굴에서 그에게로 끌어내니라
Onlar da beş kralı -Yeruşalim, Hevron, Yarmut, Lakiş ve Eglon krallarını- mağaradan çıkarıp Yeşuya getirdiler.眾 人 就 這 樣 行 、 將 那 五 王 、 就 是 耶 路 撒 冷 王 、 希 伯 崙 王 、 耶 末 王 、 拉 吉 王 、 伊 磯 倫 王 、 從 洞 裡 帶 出 來 、 領 到 約 書 亞 面 前
Onlar da beş kralı -Yeruşalim, Hevron, Yarmut, Lakiş ve Eglon krallarını- mağaradan çıkarıp Yeşuya getirdiler.眾人 就 這樣行 、 將那 五 王 、 就是 耶路撒冷 王 、 希伯崙王 、 耶末王 、 拉吉王 、 伊磯倫王 、 從洞裡帶 出來 、 領到 約書亞 面前
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Banyak penelitiannya dilakukan di dalam gua, yang mungkin cukup berdebu.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Beaucoup de ses recherches ont lieu dans des caves, ce qui peut s'avérer assez poussiéreux.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Cô ấy nghiên cứu rất nhiều về các hang động, mà vấn đề này thì có thể trở nên khá bụi bặm.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Część jej badań odbywa się w jaskiniach, gdzie jest wiele kurzu.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir. E: Haapşuuuu!Mucha de su investigación es en cuevas, que puede ser bastante polvosos.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir. E:Muita da sua pesquisa é feita em grutas, que podem ser muito poeirentas.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.그분의 연구들이 먼지가 많이 묻을 것 만큼 동굴에서 많이 이뤄졌기 때문이죠
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Mare parte a cercetarii ei are loc in pesteri, unde poate fi destul de mult praf.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Molta della sua ricerca si svolge nelle cave, che possono diventare molto polverose.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Mycket av hennes forskning sker i grottor, vilket kan bli rätt dammigt.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Számos kutatást végez barlangokban, ahol igen porosak lehetünk.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Väčšina jej výskumu sa zaoberá jaskyňami, v ktorých môže byť veľmi prašno.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Viel von ihrer Forschung passiert in Höhlen, die sehr staubig werden können.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Zij doet veel research in grotten en dat kan serieus stoffig worden.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Ένα μεγάλο μέρος της έρευνα της γίνεται στις σπηλιές, έχει πολύ σκόνη εκεί.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Багато її досліджень проводяться в печерах, в яких буває досить запилено.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Значительная часть её исследований проходит в пещерах, в которых бывает довольно пыльно.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.Много от нейните изследвания са направени в пещери, които понякога са доста запрашени.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.חלק גדול מהמחקר שלה קורה במערות, היכן שעלול להיות הרבה אבק.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.كثير من أبحاثها تدور عن الكهوف، التي قد تكون متربة غالباً.
Onun birçok araştırması mağaralarda yer alır, ki bu çok tozlu olabilir.ハックション (Achoo!)
Parlak insanlardı. Mağara adamlarına saygısızlık yapmak istemiyorum.아주 똑똑한 인류였죠. 저는 네안데르탈인을 깔보는 것이 아닙니다.
Parlak insanlardı. Mağara adamlarına saygısızlık yapmak istemiyorum.הם היו אנשים מבריקים, אני לא מזלזל בניאנדרטלים.
Parlak insanlardı. Mağara adamlarına saygısızlık yapmak istemiyorum.كانوا أذكياء جداً . أنا لا أقلل من شأن مجموعات النانديرثال .
Parlak insanlardı. Mağara adamlarına saygısızlık yapmak istemiyorum.しかし 彼らには
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.C'était une émission -- c'était l'émission NOVA sur PBS -- à propos de grottes au Nouveau-Mexique.
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.Đó là một chương trình truyền hình -- chương trình NOVA chiếu trên PBS -- về các hang động ở New Mexico.
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.Era o emisiune -- era o emisiune NOVA pe PBS -- despre peșterile din New Mexico.
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.Era uno show televisivo - uno show della NOVA sulla PBS - che parlava di caverne nel New Mexico.
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.Era un programa, era un episodio de NOVA en PBS, sobre cavernas en Nuevo México.
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.Es war eine Fernsehsendung - es war eine NOVA-Sendung auf PBS - über Höhlen in New Mexico.
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.Het was een televisieshow -- een NOVA-show op PBS -- over grotten in Nieuw Mexico.
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.To był program telewizji NOVA, nadawany na kanale PBS, opowiadający o jaskiniach w Nowym Meksyku.
PBS'te yayınlanan NOVA'ydı ve Meksika'daki bir mağaradan bahsediyordu.Беше телевизионно предаване... беше шоу "NOVA" по PBS... за пещери в Ню Мексико.
Pekala, düşünüyorum da bilgisayar arayüzlerinin mağara çizimleri döneminde gibiyiz.Acho que os interfaces dos computadores estão na era das "pinturas das cavernas".
Pekala, düşünüyorum da bilgisayar arayüzlerinin mağara çizimleri döneminde gibiyiz.Deci, eu cam am impresia că ne aflăm în Epoca de Piatra a interfeţelor pentru calculatoare.
Pekala, düşünüyorum da bilgisayar arayüzlerinin mağara çizimleri döneminde gibiyiz.Elképzelésem szerint a számítógépes felületek terén a "barlangrajz" korszakában vagyunk.
Pekala, düşünüyorum da bilgisayar arayüzlerinin mağara çizimleri döneminde gibiyiz.Je tend à croire que nous sommes dans la période "préhistorique" des interfaces d'ordinateurs.
Pekala, düşünüyorum da bilgisayar arayüzlerinin mağara çizimleri döneminde gibiyiz.현재 컴퓨터 인터페이스는 "동굴 벽화"시대나 마찬가집니다. 구닥다리죠.