Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.di loro il mondo non era degno! -, vaganti per i deserti, sui monti, tra le caverne e le spelonche della terra
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(dos quais o mundo não era digno), errantes pelos desertos e montes, e pelas covas e cavernas da terra.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.Jichžto nebyl svět hoden, po pustinách bloudíce, i po horách, a jeskyních, i v doupatech země.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(이런 사람은 세상이 감당치 못하도다)저희가 광야와 산중과 암혈과 토굴에 유리하였느니라
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(Których nie był świat godzien;) tułali się po pustyniach i po górach, i jaskiniach, i jamach ziemi.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.ktorých svet nebol hoden; blúdili po púštiach a po vrchoch a skrývali sa po jaskyniach a po dierach zeme.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(njih ni bil svet vreden!), po puščavah tavajoč in po gorah in brlogih in podzemeljskih jamah.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.- verden var dem ikke verd - de vanket om i utørkener og fjell og huler og jordkløfter.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.των οποιων δεν ητο αξιος ο κοσμος, πλανωμενοι εν ερημιαις και ορεσι και σπηλαιοις και ταις τρυπαις της γης.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.Ако търпите наказание, Бог се обхожда с вас като със синове; защото кой е тоя син, когото баща му не наказва?
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.(котрих не був достоєн сьвіт,) по пустинях скитались та по горах та по вертепах і проваллях земних:
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.те, которых весь мир не был достоин, скитались попустыням и горам, по пещерам и ущельям земли.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.אשר העולם לא היה כדי להם הם תעו במדבר ובהרים ובמערות ובנקיקי הארץ׃
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.وهم لم يكن العالم مستحقا لهم. تائهين في براري وجبال ومغاير وشقوق الارض.
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.在 曠 野 、 山 嶺 、 山 洞 、 地 穴 、 飄 流 無 定 . 本 是 世 界 不 配 有 的 人
Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular.在 曠野 、 山嶺 、 山洞 、 地穴 、 飄流無定 . 本 是 世界 不配 有的 人
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Beeld je in dat je in een enorme kamer bent, waar het zo donker is als in een grot.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Imaginați-vă că sunteți într-o cameră enormă și e întuneric ca într-o peșteră.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Imaginem que estão numa sala enorme, e que está escuro como numa caverna.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Imaginen que están en una sala enorme tan oscura como una cueva.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Imaginez que vous êtes dans une pièce gigantesque, et aussi obscure qu'une grotte.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Immaginatevi in un stanza enorme nella quale c'è il buio totale.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Képzeljék el, hogy egy hatalmas szobában vannak, és olyan sötét van akár egy barlangban.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.이제 여러분들이 커다란 방에 있다라고 상상해보세요. 마치 동굴같이 어둡습니다.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Představte si, že jste v obrovské místnosti, kde je tma jako v pytli.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Stellen Sie sich vor, Sie wären in einem riesigen Raum und dort ist es so dunkel wie in einer Höhle.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Thử tưởng tượng bạn đang ở trong một căn phòng khổng lồ, nó tối tăm như trong một hang động.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Wyobraźcie sobie, że jesteście w ogromnym pokoju, w którym jest ciemno jak w jaskini.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Представете си, че сте в една огромна стая, е и тъмно като пещера.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Представьте, что вы в огромной комнате и там темно, как в пещере.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.דמיינו שאתם בחדר ענק, והוא חשוך כמו מערה.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.تخيلوا انفسكم في غرفة ما .. وهي مظلمةٌ جداً
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.想像してください 部屋の中の物なら なんでも取ってかまいません
Eee, Charlie ne duruyorsun daha mağaraya girmek için?그러니 들어가보세요 챨리
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Dacă ar exista în New York o peşteră care avea 15 000 de lilieci atunci acum mai are 1000.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Eräässä luolassa New Yorkissa oli 15 000 lepakkoa, joista jäljellä tuhat.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Er is een grot in New York waar 15.000 vleermuizen woonden. Er zijn er nog 1000 over.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Ha vennénk egy barlangot New York államban amiben 15 000 denevér volt, abból 1000 maradt.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Havia uma caverna em Nova Iorque que tinha 15 000 morcegos, e agora só restam 1 000.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Hvis der var en grotte i New York med 15.000 flagermus i, og der er 1.000 tilbage.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.뉴욕에 만오천마리의 박쥐가 있던 동굴에는,
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Nehmen wir eine Höhle in New York mit einem Bestand von 15.000 Fledermäusen, jetzt sind es noch 1.000.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Se c'è una cava a New York nella quale vivevano 15000 pipistrelli, ce ne sono ora solo 1000.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Si vous prenez une grotte dans New York qui contient 15000 chauves-souris, il en restera alors 1000.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.W jaskinii w Nowym Yorku z 15 tys. nietoperzy zostało 1000.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.Ако има пещера в Ню Йорк, която е имала 15 000 прилепа в нея, то сега тя има 1000 останали.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.В Нью-Йорке есть пещера, в которой было 15 тысяч летучих мышей, а осталось 1 000.
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.אם יש בניו-יורק מערה עם 15,000 עטלפים בתוכה,
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.كان هناك كهف في نيويورك فيه 15000 خفاش ،
Eğer New York'ta içinde 15,000 yarasa bulunan bir mağara varsa, 1000 tanesi kalır.今1,000匹に減ったとします まるで この群の半分の人口が
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukAltele mi-ar rupe pestera unde se afla Echo, Şi face limba ei aerisit mai răguşit decat al meu
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukAltrimenti dovrei strappare la grotta dove si trova Echo, e fa la sua lingua arioso più roca del mio
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukAnnars skulle jag riva den grotta där ECHO ligger, och gör henne luftig tunga hesare än mitt
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukElse bi solza jamo, kjer Echo laži, in jo pripravil zračen jezik bolj hripav kot mine
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukElse ville jeg rive hulen, hvor Echo ligger, og få hende til luftige tungen mere hæs end min
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukInak by som sa trhať jaskyne, kde Echo leží, a aby jej vzdušný jazyk viac než moje chrapľavý
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukJinak bych se trhat jeskyně, kde Echo leží, a aby její vzdušný jazyk víc než moje chraplavý
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukKhác, tôi sẽ xé các hang động Echo nằm, làm cho lưỡi thoáng mát cô khàn hơn so với tôi
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğuk아니면 제가 에코 거짓말 동굴 눈물, 그리고 나보다 그녀 공기 혀를 더 쉰 만들 것입니다
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukKülönben is én szakadás a barlangba, ahol Echo fekszik, és amitől levegős nyelv több, rekedt, mint az enyém