mümkün ile cümle
mümkün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hepsini bir seferde istiyordum; ama bunun mümkün olmadığını da biliyordum.I wanted it all at once, but knew I couldn't really get that.
Acaba çizgili kasın bu tür molekülleri içermemesi mümkün mü?Is it possible that skeletal muscle doesn't express this type of molecules?
Bu çok uzak bir fikir fakat mümkün olabileceğine inanıyorum.That's a very far-fetched idea, but I really believe that it may be possible.
Ve teknolojinin sihri öldürmek yerine mümkün kılması gerektiğini düşündüm.And it felt like technology should enable magic, not kill it.
Kaldırım kenarına çakılana kadar otobüs şoförünün ne yapacağını anlamamanız mümkün.YOU MlGHT NOT REALlZE THE BUS OPERATOR'S INTENTlON UNTlL YOU GET CUT OFF AT THE CURB.
- Hayatta mümkün değil.- No fucking way. - Me neither.
- Mümkünatı yok.- No way.
Siz de mümkün Diyelim bebeğiniz banyodan yeni çıktı, ıslak ve üşüyor.You would keep as much surface as you can covered, and then make sure each of the areas is dry.
Diyelim bebeğiniz banyodan yeni çıktı, ıslak ve üşüyor. Siz de mümkünAnd then when they're fully dry, then you would consider adding a cream.
Onları yatırıma adayarak, verimliliğini arttırması mümkün.And if you viewed him as an economy, he is experiencing ...
İmkansızı çözmeye çalışarak, imkansızı mümkün kılarsınız.By tackling the impossible, you make the impossible possible.
Birlikte çalışmadan bu sorunları çözmemiz mümkün değildir.We cannot solve these problems unless we work together.
Acaba cevabı sadeleştirmek mümkün mü? Bir bakalım.Let's see, is there any place to simplify this anymore?
Öğrencileri derse geri getirmek zordur, ama mümkündür de.So it's hard to get students to come back to class, but it is possible.
Mümkün olan iskelete bakarız bu birleşmiş dünyada yaşamak için.We look at the framework that makes it possible to live in this connected world.
Tüm dünya ortaklaşa bu kararı almamız mümkün değildir.But we can't make that decision as a global community.
Birçok insan mümkün olmadığını düşünüyor.Many people just think it isn't possible at all.
Evet, bunu yapabilmek mümkün.Yes, it's possible to do that.
Hadi bu teknik mucizeyi mümkün kılan öncüleri hatırlayalım.Let us recall the pioneers who made this technical marvel possible.
Açıkçası, grevin, bu sorunların mümkün olduğunca çabuk çözülmesini umut ediyoruz.Obviously, we hope that the strike is -- that the issues are resolved as quickly as possible.
En iyi kahve, kahvenin en iyi ţekilde kavrulmasý, mümkün olduđunca hýzlý.Best coffee, best roasted, fast as possible.
Bir fikrim olduđunda, bunu mümkün olduđunca çok sayýda kiţiye söylüyorum.When I have an idea, I tell as many people as I can.
Mümkün olduđunca çok geri bildirim almak istiyorum.I want as much feedback as I can.
Kore bize eğitimde nelerin mümkün olduğunu gösteriyor.Korea shows you what's possible in education.
Ama PISA bize eğitimde nelerin mümkün olduğunu gösterdi.But PlSA has shown what's possible in education.
Ülkelerin gelişimin mümkün olduğunu anlamalarına yardım etti.It has helped countries to see that improvement is possible.
Bir miktar avans almam mümkün mü?[banjo music plays]
Işıkları -- şu buraya geleni -- biraz daha göz bebeğime doğru tutmanız mümkün mü?Could you point that a little more directly into my eyeballs?
Ve bu gerçek bir "evet, mümkün" anı.And that's a true "sí se puede" moment.
Evet, mümkün!Sí se puede!
Bak bu mümkün.Aren't women impossible? Don't worry, buddy.
Ama bilim adamları uzun bir süre bunun ... ... asla mümkün olmayacağını düşündüler.But scientists have for a long time thought this just was never going to be possible.
Gerektiğinde konvansiyonel tek odalı bir düzenleme mümkün.You have a conventional one-bedroom arrangement when you need it. Maybe that's most of the time.
Yani mümkün olan tüm fırsatlardan bireysel eylemleri desteklemek için yararlanacağız.So, utilizing all of these ways to inspire individual action.
Yoksa bu mümkün mü?Is this possible?
Bunu yapmamız gerçekten mümkün mü?"Is it really possible that we could do this?"
O da dedi ki, "Kesinlikle mümkün."He said, "It's absolutely possible."
Zaten her bir nokta için bunu çizmeniz mümkün değildir. -You can't possibly draw them at every single point. So at that point, that's the vector.
Yine de mumkun olan en iyi cevap ile cevaplamaya calisin.Try to answer with the best possible answer, though.
Hangi tip kristallerin oluşmasının mümkün olduğunu simetri matematiği ile anlayabiliyoruz.What crystals are possible, we can understand through the mathematics of symmetry.
En basitinden, bunu mümkün kılacak bir ekonomik model yoktu.There's simply no economic model that that would be possible.
Teoride imkansız, ama pratikte mümkün.It's impossible in theory, but possible in practice.
Bunu yapmaya devam etmek zorundalar, durdurmaları mümkün değil.So they have to just keep on doing it, they can't even stop doing it.
O zaman bile, ne yazık ki, her TEDTalk'u ayrı ayrı özetlemek mümkün değil.Even then, unfortunately, it's not possible to summarize each TED Talk individually.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.The basic alignment shows that these cells are coding for all possible directions.
Bunu söylediğimde "Peki bize bu yaptığının mümkün olup olmadığını göster.So when I said that, they said, "Well show us what is possible.
"Mümkün değil" dedi. "Neden?" "Ne kadar güzel olduğuna bak, olmaz""Why not?" "The woman, look how beautiful she is."
Ask bireylerin kendi araslarinda anlamli bir sekilde iliski kurmasini mümkün kilar.It impels them to leave their shells and risk being being honest and spontaneous together.
Amak bildiklerimiz, mümkün olan her yolda yapıyorlar. .But the ones that we've already found really do kind of do it in every possible way.
Basitçe bu mümkün değildir.It just is not possible.
İşlem yapmadan bundan %100 emin olunamaz ama bir içgüdü ile bunu söylemek mümkün.Although it's not 100% obvious, but you might be able to just get the intuition there.
Pek mümkün değil.Unlikely.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.The joy is about enabling other people's stories to be heard at the same time.
Ve Bernstein bunu mümkün kılıyor.And Bernstein enables that.
Peki, bir kalp krizinin mümkün olan en erken uyarısı için neye ihtiyaç vardır?Well, what is needed for the earliest possible warning of a heart attack?
Bu kısmı da mümkün olduğunca çabuk geçeceğim.Again, I will go through them as fast as possible.
Bu, her şeyi mümkün kılıyor. Herşeyi akla uygun hale getiriyor.And it makes anything possible, makes anything rationalizable.
Bu tarz bir toplum yalnızca mümkün değil, zaten yola çıkmış durumda.This type of society is not only possible, it's already on its way.
Kesinlikle mümkün.It is absolutely possible.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.And it reiterates that distortion is a constant, and our eyes are easily deceived.