Çokuluslu şirketler de mülteci çalışanlarını işten çıkarmaya başladılar.Landeigenaars begon hun huurders uit te buiten.
20.000 civarında Yahudi de Almanya'dan gelen mültecilerdi.Zo'n 22.000 van de Joden waren Duitse vluchtelingen.
1984 yılında Pakistan'da bulunduğu mülteci kampında Steve McCurry tarafından fotoğrafı çekildi.Steve McCurry nam de foto in 1984 in een vluchtelingenkamp bij de grens met West-Afghanistan.
Rojava'da iki milyon mülteci bulunmaktadır.In Oezbekistan wonen 2 miljoen Kazachen.
Mayıs 2012 Mısır'da kayıtlı Suriyeli mültecilerin sayısı genişledi.In mei 2012 werd in Zwitserland gesproken over de Afghaanse vluchtelingen.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.Het aantal barbaren steeg elke dag.
Macaristan'dan kaçarak siyasi mülteci olarak ABD'ye sığındı.Op uitnodiging van de Verenigde Naties kwam hij als politiek vluchteling naar Nederland.
Sami, mülteci arkadaşları ile onu öldürmek için plan yapar.Samen met zijn team tracht hij moordzaken op te lossen.
Şimdi beni zorla mülteci olmaya zorlayan bir girişim var.Het zou om een oproep tot de strijd gaan om een invasie af te slaan.
Armutlu'lu mülteciler.Het zijn gloriejaren.
Polonya da soykırım mültecisiydi.Hij was een Cubaanse vluchteling.
Burada mülteci Türkleri kurtardı.Ze vielen de Turken aan.
Mülteci krizi sırasında HKT gönüllüleri arasında ciddi bir artış görmüştür.Tijdens de crisisjaren van de NEP nam het aantal gevallen van hooliganisme sterk toe.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği.Hoog Commissariaat voor de Mensenrechten van de Verenigde Naties.
Mayıs 1544'te bir gemiyle Portekizli mülteciler buraya vardı.De eerste Portugese schepen waren in 1543 in het land gearriveerd.
Mülteciler ve mübadele göçmenleri gibi.Krijgsgevangenen en vluchtelingen.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.De doelen van de vereniging zijn het verbeteren van de rechten van de rechten en het welzijn van de leden.
Mültecilere Yardım Komitesi üyesiydi.Hij was lid van de Landelijke Organisatie voor Hulp aan Onderduikers.
Mülteci köle çalıştırmak cezalandırılacaktı.Wie vluchtende slaven onderdak verschaft wordt beboet.
Bu tip mülteci politikası Pacific Solution (Pasifik Çözümü) sonra Manus´ada uygulanmıştır.Dit beleid tegen illegale immigratie werd de Pacific Solution genoemd.
Karısıyla beraber mülteci durumuna düştü.Hij is samen met zijn vrouw naturist.
Çok sayıda göçmen Ma'abarot denilen İsrail'in mülteci kamplarında bulunuyordu.Byli oni zakwaterowywani w tymczasowych obozach dla uchodźców zwanych ma’abarot.
Ayrıca, Namibya'da Beyond Borders filminin çekimlerindeyken Angolalı mültecilerle de buluştu.W czasie kręcenia zdjęć do filmu Bez granic spotkała się z angolskimi uchodźcami w Namibii.
Kanada ayrıca çok sayıda mülteciyi de kabul eder.Kraj przyjmuje także dużą liczbę uchodźców.
İngiltere başbakanı David Cameron 20 bin mülteci daha kabul edebileceklerini açıkladı.David Cameron zapowiada przyjęcie 20 tys. syryjskich uchodźców.
Mart 2013 Suriyeli mültecilerin sayısı 1 milyon oldu.Na początku marca 2013 liczba uchodźców przekroczyła milion.
Kukës, 1999 Kosova Savaşı sırasında yüzbinlerce Kosovalı mülteciyi kabul etmesiyle tanınmıştır.W 1999 roku, podczas wojny w Kosowie, w Durrës znalazło schronienie ponad 100 tys. uciekinierów.
2003'ten bu yana İsviçre'de politik mülteci olarak yaşıyor.Od 2003 roku mieszka w Szwajcarii.
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.FIA nie podzieliła tego zdania; postanowiono o dyskwalifikacji Gilles'a Villeneuve'a.
Alan Kurdi'nin fotoğrafı Avrupa ülkelerinde mültecilere bakış konusunda bir değişikliğe yol açtı.Fala imigracji spoza Europy zmieniła wizerunek kraju.
Ocak Ayaklanması'nı açıkça destekledi ve mülteciler için finans sağlıyordu.Po wybuchu powstania styczniowego wspierał je finansowo, a później pomagał popowstaniowym uchodźcom.
Mültecilerin tahliye işlemi bittikten sonra Hollandalı askerler kampta yaklaşık bir hafta daha kaldılar.Po przeprawieniu się wszystkich żołnierzy Macedończycy kolejną noc spędzili w obozie.
1982 - Lübnan'da Sabra ve Şatilla Filistin mülteci kamplarında katliam.1982 – Rozpoczęła się rzeź palestyńskich uchodźców w libańskich obozach Sabra i Szatila.
Halen mülteci akınları sürmektedir.Dalej ciągną się zawaliska.
1984 yılında Pakistan'da bulunduğu mülteci kampında Steve McCurry tarafından fotoğrafı çekildi.W 1984 roku do obozu uchodźców Nasir Bagh przybył fotograf National Geographic Society, Steve McCurry.
750.000 Kosovalı mülteci evlerine geri döndü.27 tys. uchodźców rozpoczęło powroty do swoich domostw.
2006 yılının Yılbaşı gününü ise Kolombiyalı mültecilerle hediyeleri dağıttığı San José, Kosta Rika'da geçirdi.Święta w 2006 aktorka spędziła w towarzystwie kolumbijskich uchodźców w Kostaryce.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.Liczba mieszkańców Gościcina każdego roku zwiększa się.
Avusturya Hükûmeti mültecilerin serbest bırakılmasını protesto ettiyse de ehemmiyet verilmedi.Z uwagi na ściganie powstańców przez władze austriackie postanowił emigrować.
Ayrıca üye ülkeleri mültecilere sığınma vermesi konusunda teşvik etmiştir.Wspomaga także proces powrotu osób uznanych za uchodźców do krajów pochodzenia.
Burada mülteci Türkleri kurtardı.Opuszczone zabudowania splądrowali Turcy.
Birkaç bin Müslüman mülteci gemilerle İstanbula taşındı.Na pokładach okrętów znajdowało się 8 tysięcy żołnierzy armii inwazyjnej.
20.000 civarında Yahudi de Almanya'dan gelen mültecilerdi.Około 140 było imigrantami, którzy właśnie przyjechali do Izraela.
MSF Fransa bölgeye geri dönerek, Goma 'daki mülteciler için tıbbi yardım hizmetlerine başladı.MSF-France återvände till området och erbjöd läkarhjälp till flyktingar i Goma.
Bir milyona yakın mülteci Kosova'yı terk etti.Nära en miljon kosovoalbaner lämnade provinsen som flyktingar.
Mültecilerin %80'ini kadınlar oluşturuyor.80 % av de anklagade var kvinnor.
Halen 1,5 milyon kişi yerleştirildikleri mülteci kamplarında yaşamaktadır.Av dessa 5 miljoner bor 1,5 miljoner i flyktingläger.
İsveç'te çocukluğunu İkinci Dünya Savaşı'ndan mülteci olarak geçirdi ve on yaşındayken Finlandiya'ya döndü.Laila Kinnunen tillbragte sin barndom som krigsbarn i Sverige och återvände till Finland som 10-åring.
1960'lı yıllarda Ermeni mülteci edebiyatının önemli temsilcilerinden biri olarak dikkat çekti.På 60-talet blev Hermods en viktig aktör inom förlagsverksamheten.
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.Cirka 30 % av dem kom från utlandet.
Exodus (gemi), Yahudi mültecileri taşıyan ve 1947'de Filistin'e girmesine izin verilmemiş gemi.Exodus 1947 var ett fartyg med judiska flyktingar som avsåg resa till Brittiska Palestina.
Armutlu'lu mülteciler.Örgryte IS - Lyckans Soldater.
Bu okulların bir kısmına ayrıca Afgan mülteci kızlarda katılmakta.Деякі з цих шкіл також відвідують афганські дівчатка-біженки.
Bunun dışında Sudanlı mültecilerle buluşmak için Mısır'a gitti.За його управління до Єгипту було приєднано Судан.
Helenik Kurtarma Takımı 2016 yılında Nansen Mülteci Ödülünü kazanmıştır.Грецька рятувальна команда була нагороджена Премією Нансена у 2016 році.
1950'de eyalet nüfusunun yüzde 33'ü mültecilerden meydana geliyordu.Вже протягом 1933 року кількість мешканців трудових таборів зросла на 50%.
Savaş süresince, Bijeljina'ya Bosna-Hersek'in diğer bölgelerinden yoğun Sırp mülteci akını olmuştur.Протягом війни Бієліна пережила великий наплив сербських біженців з інших регіонів Боснії і Герцеговини.
Film Peşaver mültecilerinin resimleriyle sona erer.Фільм завершується демонстрацією фотографій дітей.
İçeride saklanan kadın çocuk ve mültecilerin olup olmadığı ise bilinmiyordu.Чи були в нього жінка та діти, також нічого не відомо.
Çokuluslu şirketler de mülteci çalışanlarını işten çıkarmaya başladılar.Американські страхові компанії почали страхувати пасажирів.