Ana içeriğe geç
Sözlük

mülteci ile cümle

mülteci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bölgede dört ayrı mülteci banliyösü kuruldu.Στην περιοχή δημιουργήθηκαν 4 προσφυγικοί οικισμοί.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği.Ύπατη Αρμοστεία του ΟΗΕ για τους Πρόσφυγες.
Bir milyona yakın mülteci Kosova'yı terk etti.Σχεδόν ένα εκατομμύριο άνθρωποι είχαν εγκαταλείψει το Κοσσυφοπέδιο ως πρόσφυγες.
Her hafta onlarca mülteci, bu yolculuk esnasında hayatını kaybetmektedir.Έξι πόνι έχασαν τη ζωή τους κατά τη διάρκεια αυτού του ταξιδιού.
Rojava'da iki milyon mülteci bulunmaktadır.Στο Λίβερπουλ υπάρχουν δυο ομάδες.
Armutlu'lu mülteciler.Δημότες του Ικαρίου.
Ayrıca, iade ve Filistinli mülteciler için tazminat hakkını da destekler.Επίσης υποστήριζε το δικαίωμα του επιστροφής και της αυτοδιάθεσης των Παλαιστινίων.
Mülteci olmuştur.Υπήρξε στρατιωτικός.
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.Υπολογίζεται ότι κατά τη διάρκεια της δράσης του 1000 άτομα φυγαδεύθηκαν στο εξωτερικό.
Kanada ayrıca çok sayıda mülteciyi de kabul eder.Η Νότια Αφρική φιλοξενεί μεγάλο αριθμό προσφύγων και αιτούντων άσυλο.
Bu nüfusun yanı sıra 10.641 kişi de Tulkarim Mülteci Kampı'nda yaşamaktadır.Από αυτούς, οι 3.634 ζουν στην πόλη του Καζιμκαραμπεκίρ.
MSF Fransa bölgeye geri dönerek, Goma 'daki mülteciler için tıbbi yardım hizmetlerine başladı.MSF-Frankrig vendte tilbage til området og ydede lægehjælp til flygtninge i Goma.
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.Som svar herpå etblerede MSF sine første flygtningelejrmissioner i Thailand.
İlk olarak kuzeydoğu Victoria'daki Bonegilla Mülteci Kabul ve Eğitim Merkezi'ne yerleştirildi.De blev oprindeligt anbragt i Bonegilla Migrant Reception and Training Centre i det nordøstlige Victoria.
1 Temmuz 2013 tarihi itibarıyla 145 devlet Mülteci Sözleşmesine; 146 devlet ise protokolüne taraf olmuştur.145 lande har underskrevet konventionen og 146 protokollen per 1. juli 2013.
Diğer mülteciler başkent Santo Domingo'ya yerleşti.Kampene blev afviklet i to arenaer i byen Santo Domingo.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.Tallene bliver trukket hver dag.
Oyuncuları, Çad-Sudan sınırındaki mülteci kamplarında yaşamaktadırlar.De fordrevne lever primært i flygtningelejre i nabolandet Tchad.
Birkaç bin Müslüman mülteci gemilerle İstanbula taşındı.Flere transportskibe skulle transportere 8.000 soldater.
Ayrıca üye ülkeleri mültecilere sığınma vermesi konusunda teşvik etmiştir.Amerikanerne nægtede derimod at modtage civile flygtninge.
Yaklaşık 450.000 Nansen pasaportu vatansız kişilere ve mültecilere sağlandı.Over 4.000 kinesiske tegn lod sig identificere på benene og skallerne.
Sami, mülteci arkadaşları ile onu öldürmek için plan yapar.De indleder i samarbejde med deres ægtefæller en plan om at dræbe deres fader.
İsveç'te çocukluğunu İkinci Dünya Savaşı'ndan mülteci olarak geçirdi ve on yaşındayken Finlandiya'ya döndü.Laila Kinnunen tilbragte sin barndom som finnebarn i Sverige og vendte tilbage til Finland som 10-årig.
Mülteci Krizi küresel bir sorun olarak tanımlandı.Hospitalsinfektioner er et globalt problem.
Bu yüzden Gazze Şeridi'ndeki nüfusun üçte ikisi mülteci kamplarında yaşamaktadır.En tredjedel af befolkningen i de besatte områder lever i flygtningelejre.
1948 yılında İsrail kurulunca mülteci durumuna düştü.I 1948 blev han israelsk statsborger.
Adaylıklar BMMYK Nansen Mülteci Ödülü Websitesinden gönderilmek zorundadır.Nomineringer til Nansenprisen indsendes gennem UNHCR's hjemmeside.
1997'de Gazze sakinlerinin % 51.8'i mülteci ya da mülteci çocuklarıydı.I 1997 var 51,8% av Gazas innbyggere flyktninger eller deres etterkommere.
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.I kjølvannet av dette oppførte MSF sine første flyktningleirer i Thailand.
Filistin Ulusal Yönetimi ve Lübnan'daki mülteci kampları liderleri Arafat için kırk gün yas ilan etti.PNA og ledelsen ved de palestinske flyktningleirene i Libanon meldte om 40 dager sørging over Arafat.
Bölgedeki uluslararası kuruluşlar; İsviçre'ye ait CARITAS ve Danimarkalı mülteci konseyi (DRC)’dir.Disse inkluderer sveitsiske CARITAS og den danske flyktningsråden (DRC).
Darabont Montbeliard, Fransa'da bir mülteci kampında doğdu.Darabont ble født i en flyktningsleir i Montbéliard i Frankrike.
20.000 civarında Yahudi de Almanya'dan gelen mültecilerdi.Minst 20 000 var flyktninger fra Tyskland.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Dens hovedformål er å sikre rettighetene og velferden til flyktninger.
Bu mültecilerin Antiokus'un hattını geçmesine izni yoktu.Disse flyktningene fikk tillatelse til å passere gjennom linjene til Antiokos.
1978'den 1985'e kadar Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri (UNHCR) idi.Han var FNs høykommissær for flyktninger fra 1978 til 1985.
Ayrıca Afganistan'dan gelen mülteci akını nedeniyle Afgan nüfus da bölgede yaşamaktadır.Der er også et betydelig afghansk samfunn i provinsen pga flyktningestrømmen fra Afghanistan.
Mültecilerin %80'ini kadınlar oluşturuyor.Over 80 prosent av medlemmene er kvinner.
Çok sayıda göçmen Ma'abarot denilen İsrail'in mülteci kamplarında bulunuyordu.De ble huset i midlertidige leirer kjent som ma'abaroter.
Halen mülteci akınları sürmektedir.Jernbanebrua holder fortsatt en gangvei.
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.Han engasjerte seg dessuten for flyktningene fra Eritrea.
Armutlu'lu mülteciler.Møtes av jublende folkemengder.
Mültecilik, hukuki bir statüdür.AIDS som juridisk problem.
İlerleyen aylarda koşulları daha iyi görebilmek için mülteci kamplarını ziyaret etti.Over nyttår begynte opprørere å ta kontroll over byer for lengre perioder.
Buranın genel merkezi Tinduf’un güneyindeki mülteci kamplarıdır.Dakhla flyktningleir er en av de fire hovedleirene i flyktningleirene rundt Tindouf.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği.FNs høykommissær for flyktninger/FN.
Diğer mülteciler başkent Santo Domingo'ya yerleşti.Administrasjonssenteret er byen Santo Domingo.
Yaklaşık 500 mülteci Finlandiya'ya vardı ve bunların 350'si diğer ülkelere taşındı.Av disse var omtrent 500 flyttsamer og de resterende var finske nybyggere.
Kanada ayrıca çok sayıda mülteciyi de kabul eder.Haiti har også mange kidnappinger.
200.000 Kırım Tatarı mülteci Dobruca'ya kaçtı.200.000 penduduk Tatar Krimea mengungsi ke Dobruja.
Filistin Ulusal Yönetimi ve Lübnan'daki mülteci kampları liderleri Arafat için kırk gün yas ilan etti.Otoritas Palestina dan kamp-kamp pengungsi di Lebanon mengumumkan masa berkabung selama 40 hari.
Çok sayıda göçmen Ma'abarot denilen İsrail'in mülteci kamplarında bulunuyordu.Kebanyakan pengungsi tersebut ditempatkan di perkemahan-perkemahan yang dikenal sebagai ma'abarot.
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.Sabagai tanggapannya MSF membentuk misi kamp pengungsinya yang pertama di Thailand.
Kanada ayrıca çok sayıda mülteciyi de kabul eder.Kanada juga mengarantinakan ribuan orang.
1 Temmuz 2013 tarihi itibarıyla 145 devlet Mülteci Sözleşmesine; 146 devlet ise protokolüne taraf olmuştur.Pada 1 Juli 2013, terdapat 145 negara yang telah menjadi negara anggota dan 146 untuk Protokol tersebut.
Valilikte yaşayanların 100,701'i (%39) 15 yaşın altındaydı ve 80,263 (%31 oranında) kayıtlı mülteci vardı.100.701 jiwa (atau 39%) di bawah usia 15 tahun dan 80.263 jiwa (atau 31%) merupakan pengungsi.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Tujuan utamanya adalah untuk melindungi hak-hak para pengungsi.
1933 yılındaki düzenleme de, Suriye'li Ermeni ve Türk mültecileri kapsayacak şekilde genişletildi.Pada tahun 1933, paspor ini diterbitkan untuk pengungsi Armenia, Asiria, dan Turki.
Bu tip mülteci politikası Pacific Solution (Pasifik Çözümü) sonra Manus´ada uygulanmıştır.Penerapan undang-undang ini kelak dikenal dengan nama Solusi Pasifik (Pacific Solution).
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.Hadits ini dishahihkan oleh Al Hakim dan disetujui oleh Adz Dzahabi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod