Şimdi, kardeşler, size bildirdiğim, sizin de kabul edip bağlı kaldığınız Müjdeyi anımsatmak istiyorum.弟兄們 、 我 如今 把 先前 所 傳給 你 們 的 福音 、 告訴 你 們 知道 、 這 福音 你 們 也 領 受 了 、 又 靠著 站立 得住
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Aku, TUHAN, yang pertama mengabarkannya kepada Sion; Aku mengirim pembawa kabar baik ke Yerusalem
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Eu, Cel dintîi, am zis Sionului: ,Iată -i, iată -i!` Şi Ierusalimului: ,Îţi trimet un vestitor de veşti bune!`
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Eu sou o que primeiro direi a Sião: Ei-los, ei-los; e a Jerusalém darei um mensageiro que traz boas-novas.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Først jeg har forkyndt det for Zion, sendt Jerusalem Glædesbud.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Ich bin der erste, der zu Zion sagt: Siehe, da ist's! und Jerusalem gebe ich Prediger.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Já jsem první, kterýž Sionu předpovídám: Aj, aj, teď jsou; a Jeruzalému: Zvěstovatele potěšených věcí dám.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Jam pierwszy, który Syonowi opowiadam: Oto, oto są; a Jeruzalemowi dam opowiadaczy rzeczy pociesznych.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Ja som prvý, ktorý predpovedám Sionu: Hľa, tu je to všetko! A Jeruzalemu dám zvestovateľa radostných vecí.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Jeg er den første som sier til Sion: Se, se, der er de, og som sender Jerusalem et gledesbud.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.내가 비로소 시온에 이르기를 너희는 보라 그들을 보라 하였노라 내가 기쁜 소식 전할 자를 예루살렘에 주리라
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Minä ensimmäisenä sanon Siionille: "Katso, katso, siinä ne ovat!" ja annan Jerusalemille ilosanomantuojan.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.onnak elõször [én hirdetém,] ímé itt vannak [a tanúk,] és örömmondót adtam Jeruzsálemnek.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Per primo io l'ho annunziato a Sion e a Gerusalemme ho inviato un messaggero di cose liete
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Prvi jaz sem rekel Sionu: Glej, glej, tu je! In Jeruzalemu dam blagovestnika!
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Пръв Аз рекох на Сиона: Ето ги ! ето ги! И дадох на Ерусалим благовестител.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Я первый сказал Сиону: „вот оно!" и дал Иерусалиму благовестника.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.ראשון לציון הנה הנם ולירושלם מבשר אתן׃
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.انا اولا قلت لصهيون ها ها هم ولاورشليم جعلت مبشرا.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.我 首 先 對 錫 安 說 、 看 哪 、 我 要 將 一 位 報 好 信 息 的 賜 給 耶 路 撒 冷
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.我 首先 對錫 安說 、 看 哪 、 我 要 將 一 位 報好 信息 的 賜給 耶路撒冷
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.Csodálkozom, hogy Attól, a ki titeket Krisztus kegyelme által elhívott, ily hamar más evangyéliomra hajlotok.
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.Divím sa, že tak skoro odstupujete od toho, ktorý vás povolal v milosti Kristovej, k inému evanjeliu,
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.그리스도의 은혜로 너희를 부르신 이를 이같이 속히 떠나 다른 복음 좇는 것을 내가 이상히 여기노라
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.Mă mir că treceţi aşa de repede dela Cel ce v'a chemat prin harul lui Hristos, la o altă Evanghelie.
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.Tôi lấy làm lạ cho anh em đã vội bỏ Ðấng gọi anh em bởi ơn Ðức Chúa Jêsus Christ, đặng theo tin lành khác.
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.Tôi lấy_làm lạ cho anh_em đã vội bỏ Ðấng gọi anh_em bởi ơn Ðức_Chúa_Jêsus_Christ , đặng theo tin_lành khác .
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.Дивуюсь, що так скоро одвернулись від покликавшого вас благодаттю Христовою на друге благовістє.
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.Удивляюсь, что вы от призвавшего вас благодатьюХристовою так скоро переходите к иному благовествованию,
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.תמה אני כי סרתם מהר מאחרי הקרא אתכם בחסד המשיח אל בשורה זרה׃
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.اني اتعجب انكم تنتقلون هكذا سريعا عن الذي دعاكم بنعمة المسيح الى انجيل آخر
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.我 希 奇 你 們 這 麼 快 離 開 那 藉 著 基 督 之 恩 召 你 們 的 、 去 從 別 的 福 音
Sizi Mesihin lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.我 希奇 你 們這麼 快 離開 那 藉著 基督 之恩召 你 們的 、 去從別 的 福音
Sonra çıkıp, başka kişileri de aynını yapmaya ikna etmen gerek. [Dünyaya git müjdeyi tüm yaradılışla paylaş.И тогава да излезеш и да убедиш дори повече хора да направят същото.
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Aceştia din urmă lucrează din dragoste, ca unii cari ştiu că eu sînt însărcinat cu apărarea Evangheliei;
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.A ci, którzy z sporu Chrystusa opowiadają nieszczerze, mniemają, iż przydawają ucisku związkom moim;
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Ceux-ci agissent par amour, sachant que je suis établi pour la défense de l`Évangile,
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Dessa senare göra det av kärlek, eftersom de veta att jag är satt till att försvara evangelium.
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.disse forkynner Kristus av kjærlighet, idet de vet at jeg er satt til å forsvare evangeliet,
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Disse gøre det af Kærlighed, vidende, at jeg er sat til at forsvare Evangeliet;
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.estes por amor, sabendo que fui posto para defesa do evangelho;
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Estos últimos lo hacen por amor, sabiendo que he sido puesto para la defensa del evangelio
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.jedni z lásky vediac, že som nato, aby som bránil evanjelium,
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.이들은 내가 복음을 변명하기 위하여 세우심을 받은줄 알고 사랑으로 하나
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.nämä tekevät sitä rakkaudesta, koska tietävät, että minut on pantu evankeliumia puolustamaan,
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Những người nầy làm bởi lòng yêu mến, biết rằng: tôi được lập nên để binh vực đạo Tin Lành.
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Những người nầy làm bởi lòng yêu_mến , biết rằng : tôi được lập nên để binh vực đạo Tin_Lành .
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Questi lo fanno per amore, sapendo che sono stato posto per la difesa del vangelo
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Ti, ki to delajo iz ljubezni, vedo, da sem postavljen v zagovarjanje evangelija;
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Ti pak, kteříž navzdoru Krista zvěstují, ne v čistotě, domnívají se, že mi k vězení mému soužení přidadí;
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Инші з перекору проповідують Христа, не щиро, думаючи завдати горя кайданам моїм,
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.но да остана в тялото е по-нужно за вас.
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.Одни по любопрению проповедуют Христа не чисто, думая увеличить тяжесть уз моих;
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.אלה ממריבה מגידים את המשיח לא בלב טהור כי חשבים להוסיף צרה על מוסרי׃
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.فهؤلاء عن تحزب ينادون بالمسيح لا عن اخلاص ظانين انهم يضيفون الى وثقي ضيقا.
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.這 一 等 、 是 出 於 愛 心 、 知 道 我 是 為 辯 明 福 音 設 立 的
Sonuncular, Müjdeyi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.這 一 等 、 是 出於 愛心 、 知道 我 是 為辯 明 福音 設立 的
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.al cărei slujitor am fost făcut eu, după darul harului lui Dumnezeu, dat mie prin lucrarea puterii Lui.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.do qual fui feito ministro, segundo o dom da graça de Deus, que me foi dada conforme a operação do seu poder.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.hvis Tjener jeg er bleven ifølge den Guds Nådes Gave, som blev given mig ved hans Magts Virkekraft.