Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.I vyšedše, chodili po městečkách vůkol, zvěstujíce evangelium, a uzdravujíce všudy.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Kimenvén annakokáért, bejárák a falukat, hirdetvén az evangyéliomot, és gyógyítván mindenütt.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.제자들이 나가 각 촌에 두루 행하여 처처에 복음을 전하며 병을 고치더라
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Men de gik ud og droge fra Landsby til Landsby, idet de forkyndte Evangeliet og helbredte alle Vegne.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Niin he lähtivät ja kulkivat kylästä kylään julistaen evankeliumia ja parantaen sairaita kaikkialla.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Så gikk de ut og drog omkring fra by til by og forkynte evangeliet og helbredet folk allesteds.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Saindo, pois, os discípulos percorreram as aldeias, anunciando o evangelho e fazendo curas por toda parte.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Und sie gingen hinaus und durchzogen die Märkte, predigten das Evangelium und machten gesund an allen Enden.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Vậy , các sứ đồ ra_đi , từ làng nầy tới làng kia , rao_giảng Tin_Lành khắp_nơi và chữa lành người có bịnh .
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Vậy, các sứ đồ ra đi, từ làng nầy tới làng kia, rao giảng Tin Lành khắp nơi và chữa lành người có bịnh.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Wyszedłszy tedy, obchodzili wszystkie miasteczka, opowiadając Ewangieliję, a wszędzie chore uzdrawiając.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Y saliendo, pasaban de aldea en aldea, anunciando el evangelio y sanando por todas partes
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Εξερχομενοι δε διηρχοντο απο κωμης εις κωμην, κηρυττοντες το ευαγγελιον και θεραπευοντες πανταχου.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Вийшовши ж, ходили по селах; благовіствуючи та сцїляючи всюди.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.И те тръгнаха и отиваха по селата и проповядваха благовестието и изцеляваха навсякъде.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Они пошли и проходили по селениям, благовествуя иисцеляя повсюду.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.ויצאו ויעברו בכפרים מבשרים את הבשורה ומרפאים בכל מקום׃
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.فلما خرجوا كانوا يجتازون في كل قرية يبشرون ويشفون في كل موضع
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.門 徒 就 出 去 、 走 遍 各 鄉 、 宣 傳 福 音 、 到 處 治 病
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.門徒 就 出去 、 走遍 各 鄉 、 宣傳 福音 、 到處 治病
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO, 그녀는 구식입니다! 사랑의 heralds는 태양의 광선보다 열 배는 미끄러지듯 빠른 생각,해야
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO, hon är halt! kärlekens förebådar bör tankar, som tio gånger snabbare glider än solens strålar,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO, hun er halt! kærlighedens varsler skal tanker, som ti gange hurtigere glider end solens stråler,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO, ona je hrom! naznanja ljubezen je treba misli, ki desetkrat hitreje drsijo kot žarke sonca,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırÓ, ő sánta! szeretet hírnökei kell gondolatait, mely tízszer gyorsabb, suhan, mint a nap sugarak,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO, que é manco! arautos do amor deve ser pensamentos, que dez vezes mais rápido do que deslizar vigas do sol,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO, to je lame! láska je ohlasuje by mala byť myšlienky, ktoré desaťkrát rýchlejší sklz, ako lúče slnka,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO, to je lame! láska je ohlašuje by měla být myšlenky, které desetkrát rychlejší skluz, než paprsky slunce,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO, ze is lame! liefde herauten moet worden gedachten, die tien keer sneller glijden dan stralen van de zon,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırO ، فهي عرجاء! وينبغي أن يبشر الحب والأفكار ، أي أسرع بعشر مرات من الحزم زحلقة الشمس ،
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırО, она хромая! возвещает любовь должна быть мысли, которые в десять раз быстрее, чем скользить пучки солнца,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdırהו, היא צולע! מבשרת האהבה צריכה להיות מחשבות, איזה עשר פעמים מהר יותר מאשר להחליק הקורות של השמש,
O, o topal! aşk müjdesini güneş kirişler daha kayar on kat daha hızlı düşünceler, olmalıdır丘を下げる上の影をバック運転:そのため軽快- pinion'd鳩は愛を描くか、
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.A Pavel a Barnabáš zdržovali sa v Antiochii učiac a zvestujúc, aj s mnohými inými, slovo Pánovo.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Ja Paavali ja Barnabas viipyivät Antiokiassa opettaen ja julistaen useiden muidenkin kanssa Herran sanaa.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.바울과 바나바는 안디옥에서 유하여 다수한 다른 사람들과 함께 주의 말씀을 가르치며 전파하니라
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Mas Paulo e Barnabé demoraram-se em Antioquia, ensinando e pregando com muitos outros a palavra do Senhor.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Men Paulus og Barnabas opholdt sig i Antiokia, hvor de tillige med mange andre lærte og forkyndte Herrens Ord.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Nhưng Phao-lô và Ba-na-ba ở lại tại thành An-ti-ốt, giảng Tin Lành và dạy đạo Chúa với nhiều người khác.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Nhưng_Phao - lô và Ba-na-ba ở lại tại thành An-ti-ốt , giảng Tin_Lành và dạy đạo Chúa với nhiều người khác .
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Pál és Barnabás is Antiókhiában idõzének, tanítva és prédikálva másokkal is többekkel az Úrnak ígéjét.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Pavel şi Barnaba au rămas în Antiohia, şi învăţau pe norod şi propovăduiau, cu mulţi alţii, Cuvîntul Domnului.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Także Paweł i Barnabasz zamieszkali w Antyjochyi, nauczając i opowiadając z wieloma innymi słowo Pańskie.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Tolikéž Pavel i Barnabáš pobyli v Antiochii, učíce a zvěstujíce slovo Páně, i s mnohými jinými.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.И Варнава беше на мнение да вземат със себе си Йоана, наречен Марко;
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Павел же и Варнава жили в Антиохии, уча и благовествуя, вместе с другими многими, слово Господне.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Павел же та Варнава пробували в Антиохиї, навчаючи та благовіствуючи слово Господнє з многими иншими.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.ופולוס ובר נבא ישבו באנטיוכיא וילמדו ויבשרו את דבר יהוה המה וגם רבים אחרים עמם׃
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.اما بولس وبرنابا فاقاما في انطاكية يعلمان ويبشران مع آخرين كثيرين ايضا بكلمة الرب
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.但 保 羅 和 巴 拿 巴 、 仍 住 在 安 提 阿 、 和 許 多 別 人 一 同 教 訓 人 、 傳 主 的 道
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.但 保羅 和 巴拿巴 、 仍 住在 安提阿 、 和 許多別人 一同 教 訓人 、 傳主 的 道
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.그런즉 내 상이 무엇이냐 내가 복음을 전할 때에 값 없이 전하고 복음으로 인하여 내게 있는 권을 다 쓰지 아니하는 이것이로라
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.И тъй, аз така тичам, не към нещо неизвестно; така удрям, не като че бия въздуха;
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.ועתה מה הוא שכרי הלא זה שאבשר בשורת המשיח בלא מחיר לבלתי השתמש להנאת עצמי ברשיון הנתן לי בבשורה׃
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.فما هو اجري اذ وانا ابشر اجعل انجيل المسيح بلا نفقة حتى لم استعمل سلطاني في الانجيل.
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.既 是 這 樣 、 我 的 賞 賜 是 甚 麼 呢 . 就 是 我 傳 福 音 的 時 候 、 叫 人 不 花 錢 得 福 音 、 免 得 用 盡 我 傳 福 音 的 權 柄
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.既 是 這樣 、 我 的 賞賜 是 甚麼 呢 . 就是 我 傳 福音 的 時候 、 叫人 不 花錢 得 福音 、 免得 用盡 我 傳 福音 的 權柄
Rabbimiz İsa Mesihin yüceliğine kavuşmanız için, bildirdiğimiz Müjdeyle sizi bu kurtuluşa çağırdı.A mire elhívott titeket a mi evangyéliomunk által, a mi Urunk Jézus Krisztus dicsõségének elvételére.
Rabbimiz İsa Mesihin yüceliğine kavuşmanız için, bildirdiğimiz Müjdeyle sizi bu kurtuluşa çağırdı.chiamandovi a questo con il nostro vangelo, per il possesso della gloria del Signore nostro Gesù Cristo
Rabbimiz İsa Mesihin yüceliğine kavuşmanız için, bildirdiğimiz Müjdeyle sizi bu kurtuluşa çağırdı.Con este fin os llamó Dios por medio de nuestro evangelio para alcanzar la gloria de nuestro Señor Jesucristo