Polis nadiren müdahale eder.The police rarely intervene.
Tom tıbbi müdahale gerektirmiyordu.Tom didn't require medical attention.
Ben müdahale etmemeni tavsiye ederim.I advise you not to interfere.
Biz müdahale edemeyiz.We can't interfere.
Neden müdahale ettin?Why did you interfere?
Polis birisinin frenlere müdahale ettiğini düşünüyor.The police think that someone tampered with the brakes.
Müdahale gerekliydi.The intervention was necessary.
Hiç anne ve baban müdahale ediyor mu?Do your parents ever interfere?
Onların müdahale etmeleri gerekirdi.They should have intervened.
Müdahale etmemi istemediğini biliyorum, fakat onu savunmam gerekiyor.I know you don't want me to interfere, but I have to defend her.
Polisin müdahale etmesi gerekiyordu.It was necessary for the police to intervene.
Duygularımızın eylemlerimize müdahale etmesine izin veremeyiz.We can't allow our emotions to interfere with our actions.
Tom müdahale etmeye çalıştı.Tom tried to intervene.
Müdahale etmene izin vermeyeceğim.I won't let you interfere.
Bir şey okurken ona müdahale etme.Don't interfere with him while he is reading.
Meslektaşlarının yaşadığı anlaşmazlığa müdahale etti.He intervened in his coworkers' disagreement.
Müdahale ayakta mı yapılmıştı?Was the operation an outpatient procedure?
Gavril'in müdahalesi en azından kuzeninin canını kurtardı.Gavril's intervention saved at least his cousin.
27 Şubat günü, Konseyin dış müdahale isteğinin olmadığını söyledi.On 27 February, he said that the Council was not seeking foreign intervention.
Bu dönemde Belçika ordusu Kongo'ya (Operasyon Dragon Rouge) müdahale etti.During this period, the Belgian army intervened in Congo (Operation Dragon Rouge).
P315 Hemen tıbbi tavsiye/müdahale alın.P315: Get immediate medical advice/attention.
O , Darboux'un müdahalesi sayesinde bir ay sonra cezaevinden tahliye edildi .He was released from prison after a month, thanks to the intervention of Darboux.
15 Haziran'da katıldığı bir konferansta Mursi, Suriye'ye dıştan müdahale çağrısı yaptı.At a conference on 15 June, Morsi called for foreign intervention in Syria.
Ateş: Yerden müdahale (tek tip kayarak müdahale vardır."HELL(BOY) ON EARTH: Beyond the Hellverse".
Müdahale esnasında, dokuz Türk aktivist öldü.During the struggle, nine Turkish activists were killed.
Jacqueline, Marc Mero'nun müdahale etmesinin ardından unvan talebinde bulundu.Jacqueline claimed the title after Marc Mero interfered.
Kullanıcı müdahalesi olmadan indeksleri güncelledi.It updated indexes without user intervention.
Federal askerler müdahale sırasında On Gün Savaşı sona erdi.The Ten Days War ended when federal troops intervened.
Ayrıca Hollanda Birleşik Cumhuriyeti de sık sık İsveç karşıtı müdahalelerde bulunmuştur.The Dutch Republic often intervened against Sweden.
Özellikle kral kobra ısırıklarına müdahale edebilebilmesi için yapılmış iki çeşit panzehir vardır.Two types of antivenom are made specifically to treat king cobra envenomations.
P373 Yangın patlayıcılara ulaştığında, yangına MÜDAHALE ETMEYİN.P373: DO NOT fight fire when fire reaches explosives.
Avrupa Birliği Acil Müdahale Koordinasyon Merkezi yardım için hazır olduğunu belirtmiştir.The European Union stated its Emergency Response Coordination Centre was ready to deploy assistance.
Katı yakıt reaktörlerinde, ksenon-135 yakıtta kalır ve reaktör kontrolüne müdahale eder.In solid-fuel reactors, xenon-135 remains in the fuel and interferes with reactor control.
12 Eylül müdahalesi sonrası ülkedeki tüm siyasi faaliyetler yasaklandı.Half a year later on 21 September all political activities were banned in the country.
Hükümetin HIV/AIDS'e karşı gösterdiği temel tepki önleyici müdahaledir.The underlying government response to HIV/AIDS is now that of preemptive intervention.
Peroz Müdahale için Vakhtang'ı cezalandırmak için bir ordu gönderdim.Peroz I sent an army to punish Vakhtang for intervening.
Güvenlik güçleri olaylara müdahale etmişlerdir.Security forces intervened.
Japonya’nın Sibirya Müdahalesindeki amaçları çok karmaşık ve iyi tanımlanmamıştır.Japan's motives in the Siberian Intervention were complex and poorly articulated.
ABD'nin arta oranda Vietnam Savaşı'na müdahalesi, 1962.Increase of U.S. involvement in Vietnam War, 1962.
Galiçya'nın merkezi hükümetin müdahalesi olmadan kendi yasalarını yapma hakkı.Galicia to have its own tributary laws, without the intervention of central government.
Suların akışına hükmederler; sular onların müdahalesiyle hızlı veya yavaş akar.They may carry the water in pots on their heads or load them onto donkeys.
Doktorlar Ratzenberger'e müdahale ederken sıralama turları durduruldu.The session was stopped while doctors attended to Ratzenberger.
Politika yakın zamana kadar bir devlet desteği düzeni ve pazar müdahalesiyle işliyordu.It was, until recently, operated by a system of subsidies and market intervention.
Extremis güçleri düşüşünden sağ kurtulmasını sağlayan Potts,müdahale eder ve Killian’ı öldürür.Potts, whose Extremis powers allowed her to survive her fall, intervenes and kills Killian.
Araştırmalar göstermiştir ki cerrahi müdahaleler etkisizdir ve daha kötü sonuçlar doğurabilir.Studies have shown that surgical intervention is ineffective and may worsen outcome.
Sayid ise Juliet'i sorgulamaya başlar fakat Jack, Sayid'e müdahale eder.Sayid attempts to interrogate Juliet, but Jack intervenes and defends her.
Süleyman müdahale etmesi için Hasan Büzurg'e başvurdu.Suleiman appealed to Hasan Buzurg to intervene.
Kasım 2001'de NATO'nun bir Hazırlıklı Acil Müdahale gücü olarak kuruldu.It was established in November 2001 as a High Readiness Force (HRF) of NATO.
Muhammed El Baradey de orduya olaylara müdahale etmesi için çağrıda bulundu.ElBaradei called on the army to intervene.
Cerrahi müdahaleden sonra sinirin kurtarılması temel olarak hastanın yaşına bağlıdır.Recovery of a nerve after surgical repair depends mainly on the age of the patient.
Çok sayıda cerrahi müdahale gerektirebilir.Multiple surgeries may be required.
Polis ve itfaiye olaylara kasıtlı olarak müdahale etmedi.The police and fire service did not intervene.
Servisin geniş yetkileri etkin siyasete müdahale etmesine izin verdi.The agency's broad powers allowed it to actively intervene in politics.
Materyalizmi batıl inanç ve kutsal müdahaleye karşı genel bir saldırıya neden oldu.His materialism led him to a general attack on superstition and divine intervention.
(Mark Twain: "Okulun eğitimime müdahale etmesine asla izin vermem.")"The Mark Twain They Didn't Teach Us About in School".
Polis olaylara gaz bombasıyla müdahalede bulundu.Police broke up the fight with gas bombs.
Çıplak insan gözü filtreleri müdahale gerek kalmadan, polarizasyon zayıf duyarlıdır.The naked human eye is weakly sensitive to polarization, without the need for intervening filters.
Mahkemelere müdahalede bulunulamayacaktı.Courts should not interfere.
Kırım toprakları tarihi boyunca birçok kez müdahaleye uğramıştır.There has been opposition to NRMs throughout their history.
CIA raporunda Sovyet ordusunun müdahale için hazırlıklara başladığı belirtildi.A CIA report suggested the Soviet military were mobilising for an invasion.