Öyle ki şehirde yüzden fazla suşi lokantası yer almaktadır.ما يعني أنه كان يوجد تقريبًا مطعما سوشي مقابل كل مطعم سوبا.
Diğer pek çok ülkelerin lokantalarının bu ülkelere ait mutfaklarında da bu çubuklardan bulunur.تقدم العديد من المطاعم الأمريكية في دولٍ أخرى هذا الطبق أيضاً.
İstanbul'da bir lokanta işletmektedir.رجل متقاعد ويملك مطعما في برلين.
Pek çok suşi lokantası, günün mevcut balığına göre şef tarafından hazırlanan fiks menüler sunar.Muitos restaurantes de sushi oferecem pratos com preços fixos escolhidos pelo chef dependendo do dia.
Lokanta sahibi Flappy, Stewie'nin onun bebeği olduğuna inanır ve bu sebeple işi Meg'e verir.Ela faz com que o dono do restaurante, Flappy, acredite que Stewie é seu bebê para que obtivesse o trabalho.
Günümüzde lokanta olarak hizmet verir.Hoje serve como um restaurante.
Doktor, Nevada'da bir lokantaya girer ve Clara'ya benzeyen bir garson ile karşılaşır.Em Nevada, o Doutor entra em uma lanchonete, onde encontra uma garçonete fisicamente idêntica a Clara Oswald.
Çalışma yaşamına Batı Virjinya'da Applebee's adlı bir lokanta zincirinde garson olarak başladı.Seu primeiro trabalho foi como garçonete em uma franquia da Applebee's, em Virgínia Ocidental.
Sam Merlotte (Sam Trammell), Sookie'nin çalıştığı lokantanın sahibi.Sookie é garçonete no bar Merlotte's, de propriedade de Sam Merlotte.
Bina içerisinde ofisler, lokantalar ve dünyanın en yüksek konutları yer almaktadır.Há restaurantes, hotéis, lojas de luxo e alguns dos mais altos edifícios do mundo.
Lokantada ayrıca günboyu öğle yemeği servisi de yapılmaktadır.Dose diária junto com a refeição da noite.
Lokantalar çoğunlukla özel mülktür.Ze zijn voornamelijk privébezit.
Sadece lokantasında bir toplantı yaptık.De bestuursvergaderingen vonden plaats in een herberg.
Lokanta, Restaurant dergisinin 2009 yılı Dünyadaki en iyi 50 lokanta sıralamasında 21. sırayı almıştır.Het restaurant belandde op de 22ste plaats wereldwijd in de Top 50 van het magazine Restaurant in 2003.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Kenny is een jongeman die werkt bij een restaurant.
O lokantayı önerebilirim.Ik kan dat restaurant aanbevelen.
O lokantayı tavsiye edebilirim.Ik kan dat restaurant aanbevelen.
Bu lokantadaki ortam hoşuma gidiyor.De sfeer in dit restaurant bevalt mij.
Bu lokantayı tavsiye edebilirim.Ik kan dit restaurant aanbevelen.
Onların hepsi lokantaya gitti.Ze zijn allemaal naar het restaurant gegaan.
O, lokantanın başaşçısıdır.Hij is de hoofdkok van het restaurant.
Sadece lokantasında bir toplantı yaptık.W klubie tym rozegrał jedno spotkanie.
Pansiyon veya lokanta gibi turistlere hizmet eden bir bina yoktur.Służy on ruchowi turystycznemu jako restauracja i pensjonat.
Fring, lokanta işletmecisidir.Mandy jest tam sprzedawczynią.
Şu anda lokanta ve sosyal tesis olarak kullanılmaktadır.Aktualnie wykorzystywany jest jako restauracja i historyczne centrum informacyjne.
Köprünün altındaki lokanta ve market kısmı 2003'te açıldı.Przetargi na budowę mostu i dróg dojazdowych ruszyły w 2003 roku.
Genç nüfus ise lokantacılık yapmaktadır.Młode osobniki żywią się zooplanktonem.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Filip är rockvaktmästare på en restaurang.
Üst katında kaliteli bir lokanta bulunmaktadır.På toppen finns en restaurang.
Mahallede Lokanta, Market bulunmaktadır.På markplanet finns restaurangen.
İyice pansiyonlar ve lokantalar var.Här finns god service och restaurang.
Balık lokantaları.Рибні ресторани.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Чарлі працює офіціантом у кабаре.
Diğer pek çok ülkelerin lokantalarının bu ülkelere ait mutfaklarında da bu çubuklardan bulunur.Багато рецептів було запозичено з кухонь цих країн.
İstanbul'da bir lokanta işletmektedir.У неї гарний ресторан у Бостоні.
İkinci kat ek tribün vazifesini de görüyor ofisler, 200 yerlik lokanta ve konferans salonu sığıyor.Другий ярус будівлі служить додатковою трибуною, а також вміщує офіси, ресторан на 200 місць і конференц-зал.
En üst 27. katında dönen bir manzara platformu ve bir lokanta vardır.На 27 поверсі розташовані ресторан та обсерваторія.
Bazı yerlerde 1960'lara kadar lokanta yerine aşevi kelimesi kullanılıyordu.Термін рід конюга не використовувався широко до 1960-х років.
Lecter daha sonra, Fontainebleau'da Kolnas'ın lokantasını ziyaret eder.Poté navštíví restauraci dalšího z vrahů ve Fontainebleau Kolnase.
Benim Lokantalarım.Naše lokálky.
İçinde lokanta ve kafeterya bulunur.Jsou v něm byty i kavárna.
Sam Merlotte (Sam Trammell), Sookie'nin çalıştığı lokantanın sahibi.Sam Merlotte (Sam Trammell) Vlastní bar, kde pracuje třeba Sookie, Tara a Lafayette.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Daniel je člověk, který dělá hostinského v místní hospodě.
Sadece lokantasında bir toplantı yaptık.V jedné z kaváren měl schůzku.
Her adada oteller ve lokantalar hizmet vermektedir.Na ostrově se pronajímají a prodávají chatky turistům.
Evlerde ve lokantalarda da yerel yiyecekler genelde elle yenir.Místní restaurace a hospůdky rovněž nabízejí speciální jídla.
Patron tatile gitmiştir ve lokanta hafta sonu için kapanmak üzeredir.17letý Miku má prázdniny a jeho rodiče odjeli na víkend pryč.
İkili çoğunlukla bir Çin lokantasında buluşup sohbet eder.Încă confuzi, cei patru merg să cineze la un restaurant chinezesc.
Benim Lokantalarım.Acvariul meu.
İlk ve ikinci katlarda lokantalar mevcuttur.Camerele de locuire sunt așezate la primul și al doilea nivel.
Ayrıca, 1 adet Turizm işletme belgeli tesis ve çok sayıda lokanta mevcuttur.Aici se află un birou de informații turistice și câteva magazine.
Lokanta sahibi Flappy, Stewie'nin onun bebeği olduğuna inanır ve bu sebeple işi Meg'e verir.Az étterem tulajdonosa, Flappy azt hiszi, hogy Stewie Meg gyereke, azért megkapja az állást.
Stewie, lokantadaki gözlemeleri beğendiği için bu oyuna dahil olur.Stewie jól elvan az étteremben, mert nagyon megszereti az étterem rakott palacsintáját.
İlk ve ikinci katlarda lokantalar mevcuttur.Az első és második emeleten szobákat alakítottak ki.
Bu terimlerin pek çoğu sadece suşi lokantalarında kullanılır.Ezek legtöbbjét csak szusiéttermekben használják.
Günümüzde lokanta olarak hizmet verir.Jelenleg étteremként működik.
Lokantayı bir kere açtıktan sonra ise Carl'dan kurtulmayı planlamaktadır.Azon aggódik, hogy miután Tokió helyreállt, nem fogja tudni kinyitni a boltját.
Sam Merlotte (Sam Trammell), Sookie'nin çalıştığı lokantanın sahibi.Sam Merlotte (Sam Trammell) on Sookien työpaikan Merlotte’s-baarin omistaja ja muodonmuuttaja.
Sahilinde bu pide lokantalarını görmek mümkündür.Rannoilla näkyy siellä täällä peltotilkkiuja.
Tarık Usta yerine lokantaya alınmış olan Hadise vardır.Se muistuttaa pistäytymispaikan sijaan täyden ravintolaillan viettämistä.