Aden şu anlamlara gelebilir: Aden, Yemen - Yemen'deki bir liman şehir.Aden har flere betydninger: Aden – en havneby i Yemen Adeno- – præfiks til en række medicinske betegnelser.
Aldarion Limanı onarır ve genişletir.Havnen blev udvidet og forbedret.
Balıkçılar için özel küçük bir limanda dahi vardır.I flere landsbyer findes små fiskerihavne.
Şing Mun Nehri Tai Wai bölgesinden başlar ve Şa Tin kasabasın merkezinden geçerek Tolo Limanı'na akar.Shing Mun River kanalen går fra Tai Wai området gennem bymidten af Sha Tin til Tolo-havnen.
Cezayir'in kıyıları genelde dağlara çok yakın ve sarptır, fazla doğal liman yoktur.Kysten langs denne del af Adriaterhavet har kun ganske få fremspring og bugter, og ingen naturlige havne.
Herhangi bir demiryolu, liman veya hava alanı bulunmamaktadır.Landet har heller ikke havn eller lufthavn.
Bu limanlar aşağıda listelenmiştir.Disse bøger er ikke inkluderet ovenfor.
Şehir bir liman şehri olan Paranaguá'nin 105 kilometre batısındadır.Den ligger 105 km vest for havnebyen Paranaguá.
Brugge limanı ise Antwerp limanına göre daha güvenli kalıyordu.Endnu værre så det ud for havnebyen Antwerpen.
Yolcu limanı ise 1969'da açıldı.Lufthavnens landingsbane blev indviet i 1969.
Rotterdam Limanı Avrupa’da en geniş liman'dır.Duisburg-Ruhrorter Havn er den største flodhavn i Europa.
Geriye kalan gemiler 13 Eylül 1500'de Hindistan'da Kalikut (bugün Kajikod) limanına ulaşıp demir attılar.Derpå sejlede de mod øst og gik i land i Calicut i Indien i september 1500.
Bu batılı evler genellikle Avrupa’nın büyük kentlerinde, finans merkezlerinde ve limanlarında bulunurdu.Hjemløshed er mest almindeligt i storbyer og disses forstæder.
Yangshan Limanı Donghai Köprüsü ile Şanghay'a bağlanmaktadır.Den er forbundet med Shanghai via Donghaibroen.
Girit büyük çoğunluğu dağlarla kaplı olan bir adadır ve pek çok doğal limana sahiptir.Bjergkæden gennemskæres af flere floder, og øen har mange søer.
Liman, yıllık 2.500.000 ton elleçleme kapasitesine sahiptir.Terminalen har en kapacitet på 11.500 ton fragt om året.
19. ve 20. yüzyılda bu küçük şehir önemli bir güherçile ihraç limanıydı.I 1500-tallet var Son en vigtig tømmerhavn.
Yokohama güzel bir liman şehridir.Yokohama er en smuk havneby.
Bazı kaynaklara göre Yafa, 4.000 yıldan fazla bir süre boyunca liman olarak kaldı.I henhold til en del kilder har Jaffa vært en havn i minst 4000 år.
1630'da Fransızlar doğal bir limana Fort de Rocher'ı inşa ettiler.I 1630, bygde franskmennene fortet Fort de Rocher.
19. yüzyılın başlarında dünya dış ticaretinin %40'ı Liverpool limanından geçmekteydi.På begynnelsen av det 19. århundre gikk omkring 40 % av verdens handel over havnen i Liverpool.
Te Whanganui-a-Tara adı Wellington Limanı'nın olduğu bölgeyi anlatır ve Büyük Tara Limanı anlamına gelir.Te Whanganui-a-Tara viser til Wellingtons havn og betyr "den store havnen til Tara".
Wellington Limanı'nda 3 ada bulunur: Matiu/Somes Adası, Makaro/Ward Adası ve Mokopuna.I havneområdet til Wellington ligger det tre øyer: Matiu/Somes Island, Makaro/Ward Island og Mokopuna.
Başlıca limanları Szczecin, Świnoujście, Gdynia ve Gdansk'tır.De viktigste sjøhavnene befinner seg i Gdańsk, Gdynia, Świnoujście og Szczecin.
Hiçbir limana bulunmamaktadır.Det finnes ingen havn.
Her yıl 10 milyon ton kargo bu limana ulaşmaktadır.Hvert år fraktes 40 millioner tonn gods gjennom kanalen.
Aşdod Limanı ise İsrail'in en büyük limanıdır ve ülke ithalatının %60'ı bu limandan yapılır.Ashdods havn er den største i Israel og håndterer rundt 60 prosent av Israels havnefrakt.
Baixa limana yakın yerleşim bölgesidir ve dar ve eski sokakları ve eski koloni binaları mevcuttur.Baixa ligger ved siden av havnen og har trange gater og gamle kolonibygninger.
Darwin, bir zamanlar yalnızca küçük bir limana sahip küçük bir kasabaydı.Skegness var opprinnelig en fiskerlandsby med en liten havn.
Haven liman anlamına gelmektedir.Stedsnavnet Marsa betyr «havnen».
Limana gittiğinde tekne uzaklaşmış olur.Når båten legger til havn blir hun svært skuffet.
Önemli bir limandır.重要港湾である。
Burası doğal bir limana benzer.Det motsatte er en naturlig innsjø.
Çevre duvarları içerisinde kalan liman 16 hektardır.Sjøens areal er på 18 hektar.
Kuruyan limanı gözetlemek artık bir ihtiyaç olmadığından da tekrar inşa edilmedi.Havna som da ble ødelagt er ennå ikke gjenoppbygd.
İş sahası olan CBD, Wellington Limanı'nın bir uzantısı olan Lambton Limanı'na oldukça yakındır.Byen sitt sentrale forretningsstrøk ligger like ved havnen Lambton Harbour, en arm av Wellington havn.
Bayrak devleti, denizcilik alanında gemilerin kayıtlı olduğu limanın bulunduğu ülkedir.Who's Who in America er forlagets flaggskip.
Haçlı filosu limandan ayrıldı.Containerbåt forlater havna.
Nampho, 1897 yılında dış ticaret için bir liman haline gelene kadar küçük bir balıkçı köyü idi.Wuzhou ble først åpnet som havn for handel med utlandet i 1897.
Şehrin derin bir doğal limanı vardır.Øya har ei naturlig havn.
Doğu limanı ise günümüzde artık yalnızca gezinti teknelerini barındırır.I dag brukes den tidligere havnen bare av fritidsbåter.
20. yüzyılın başlarında,kent dünyanın en tehlikeli liman kentlerinden biri olarak ünlenmişti.I begynnelsen av det tjuende århundret mistet byen sin posisjon som den viktigste havnebyen i elven.
Santos – Brezilya’da bir liman adıdır,kahve yetişmez.Chate er navnet på en flatbunnet båt, uten dekk, i Haiti.
Antik Yafa limanı tarih boyunca sürekli el değiştirdi.Oldtidens havn i Jaffa er skiftet eier mange ganger i historiens løp.
Atina'nın en önemli limanı Pire'de mallardan alınan bu vergiler önceleri %1, daha sonra %2 olarak konulmuştur.I Pireus, den viktigste havnen til Athen, ble denne skatten til å begynne med satt til 1%.
Adada havaalanı bulunmamakta, sadece küçük bir liman bulunmaktadır.Øya har ingen flyplass, kun en liten fiskehavn.
Batum önemli bir liman kentidir.Runavík er en viktig havn.
Belçika limanlarının çatışmada sağladığı stratejik avantajlar büyük bir önem taşımaktaydı.Den psykologiske effekten av den belgiske motstanden på resten av Europa var av like stor betydning.
Sakai Ortaçağ'dan bu yana Japonya'nın en büyük ve önemli limanlarından biri olmuştur.Siden middelalderen har byen vært en av Japans viktigste og største havnebyer.
11 Kasım - İngiliz Donanması’na bağlı uçaklar, Taranto limanındaki İtalyan donanmasına saldırdı.11. november – Royal Navys fly senker italienske slagskip i slaget ved Taranto.
II. Dünya Savaşı sırasında Lizbon Avrupa’nın Atlas Okyanusu’na açılan birkaç tarafsız limanından biriydi.Lisboa var en av få nøytrale havner ved Atlanterhavet under den andre verdenskrig.
Günümüzde de bir limanı ve üniversitesi olan önemli bir şehirdir.Byen er i dag både en travel havneby og feriested.
Delfi'nin güney batısı, Korint Körfezi'ndeki Kirma liman şehrinin 15 km uzağındadır.Sørvest for Delfi, rundt 15 km borte, ligger havnebyen Kirrha ved Korintbukta.
Tekne sahiplerinin dinlenmeleri için yat limanı mevcuttur.I havnen finnes det tørrdokk for skipsreparasjoner.
Finalde iki tane vaka bulunmaktaydı, ilki Rotterdam limanındandı.Opprinnelig var det to poller i Arendal havn.
Bu liman dünyadaki en büyük dördünce doğal limandır.Den er verdens fjerde største øy.
Guatemala'nın Karayip Denizi'ndeki en büyük limanıdır.Limón er landets viktigste havn i Karibia.
Wollogong Limanı ise daha çok özel yatlar için liman hizmeti vermektedir.Vágur fungerer som servicehavn for enkelte letebrønner på færøysk sokkel.
Aldarion eve yolculuk yaparken kuvvetli bir rüzgar onları Gri Limanlar sürüklemişti.Etter en noe strabasiøs ferd smatt de inn gjennom et trangt innløp til havna i Wick.
Valletta Limanı.Grenland havn.