Bazı birlikler limana çıkartıldı.Zatopiono też wiele jednostek w porcie.
Tadjoura bir Hava Alanı'na sahiptir, ayrıca bir limanı vardır.Baquerizo Moreno jest miastem portowym, posiada także lotnisko.
Bazı kaynaklara göre Yafa, 4.000 yıldan fazla bir süre boyunca liman olarak kaldı.Jafa służyła jako port morski przez 4 tys. lat.
Koyda birer liman ve marina bulunmaktadır.W Menominee znajduje się port i marina.
Bütün gemilerin limanı terk etmesi 30 Mayıs'ı buldu.30 marca ukończono zakładanie wręg okrętu.
Bu havaalanı New York ve New Jersey Liman İdaresi tarafından işletilmektedir.Zarządcą mostu jest Port Authority of New York and New Jersey.
Hull limanı 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında büyük bir balıkçı limanı olarak da bilinmekteydi.Port – oryginalna zabudowa portu rybackiego z XIX i XX wieku.
Limanın yolcu kapasitesi artıkça yeni ve büyük bir terminale ihtiyaç duyulmuştur.Prawie wszystkie komercyjne loty zostały przesunięte do nowego i większego terminalu.
Belçika limanlarının çatışmada sağladığı stratejik avantajlar büyük bir önem taşımaktaydı.Z powodu sytuacji politycznej podróż zespołów na Grand Prix Belgradu wiązała się z trudnościami.
Başlıca limanları Szczecin, Świnoujście, Gdynia ve Gdansk'tır.Największymi portami są port Gdańsk, port Szczecin, port Gdynia i port Świnoujście.
Haven liman anlamına gelmektedir.Woda oznacza morze.
Dikson bir limanı ve hidrometeorolojik merkezi vardır.Mieści się tam też placówka Instytutu Meteorologii i Gospodarki Wodnej.
Aynı kaza Titanic Southampton limanından ayrıldıktan hemen sonra da olmuştur.Incydent nastąpił, gdy okręt znajdował się w porcie Southampton.
Ülkesinden ayrılarak iki yıl boyunca bir şilepte çalıştı; Akdeniz ve Afrika limanlarında dolaştı.Przynajmniej dwa razy do roku przyjeżdżał do Łodzi, gdzie odwiedzał matkę i siostrę.
Şogun yönetimi donanma komutanı Enomoto ve beraberindeki gemiler 26 Ağustos günü Sendai Limanına ulaşır.Flota Enomoty dotarła do przystani w Sendai 26 sierpnia.
Bu özellik geminin küçük limanlara yaklaşmasını kolaylaştırır.Duże okręty tego rodzaju zbliżają się do małych fregat.
Seyahat sırasında 43 bin deniz mili (80 bin km) katedilmiş ve altı kıtada 20 limana uğranmıştır.Przebyli oni około 43 tys. mil i odwiedzili dwanaście portów na sześciu kontynentach.
San Francisco Limanı'nın gelişmesi ile şehir bir ticaret merkezi haline geldi.Rozwój Portu San Francisco ugruntował centralną pozycję miasta w handlu w regionie.
1866 - İspanyol Donanması, Şili'nin Valparaíso limanını bombaladı.1866 – Wojna Chile i Peru z Hiszpanią: flota hiszpańska zbombardowała chilijski port Valparaíso.
Güneydeki liman ise ticaret amaçlı kullanılmıştır.Jezioro jest wykorzystywane do celów wędkarskich.
Litvanya, liman alt yapısına ait büyük yatırımlarını kaybetti.Turner stracił jednak większość swojego majątku na wybudowanie obiektu.
Şehirde demiryolu istasyonu ve hava limanı var.W mieście znajduje się stacja kolejowa oraz port lotniczy.
Büyük deniz limanıdır.Ważny port morski.
Köyde, bir de liman vardır.We wsi znajduje się przystań.
Panfu'da oyuncular avatarlarıyla çeşitli yerleri gezebilirler: Şehir, Liman, Orman, Volkan vb...Każdy gracz mógł zwiedzać swoim awatarem różne miejsca na wyspie: miasto, port, dżunglę, wulkan itd.
Her iki gemi, yardım isteyerek limana ulaştılar.Obydwa okręty o własnych siłach dopłynęły do portu.
Guatemala'nın Karayip Denizi'ndeki en büyük limanıdır.Puerto Barrios to największy port morski Gwatemali.
Anlaşma uyarınca, Bakü petrolünün Karadeniz Limanı'ndan Avrupa'ya teslimatı gerçekleştirildi.Był przeznaczony do transportu ropy z Zatoki Perskiej do Europy.
Ayrıca küçük bir de liman bulunmaktadır.W miejscowości znajduje się również niewielki port.
Haçlı filosu limandan ayrıldı.Reszta floty opuściła port już wcześniej.
Limanın yakınında tarihi bir konserveleme müzesi bulunmaktadır.W podziemiach jest niewielkie muzeum historyczne.
1858 yılında şehir liman statüsü kazanmıştır.18 listopada 1858 roku Poti zyskało status miasta portowego.
Uğranan her limanda binlerce insan büyük donanmayı görmek için limana akın etmiştir.Tysiące ludzi zebrało się na nabrzeżach, aby obserwować wyjście okrętu w morze.
Bu rüzgar sayesinde her iki gemi de yelken açıp barınak limandan ayrılır.Jednakże zrywa się wiatr, który sprawia, że oboje lądują w morzu.
Portekiz donanması hemen ardından adanın hemen karşısında anakaradaki Gemburun Limanın'da işgal ettiler.Niebawem do portu na wyspie przybija także flota ojca.
İskele zamanla Ardeşen Limanı olmuştur.Z czasem port zaczął podupadać.
Sydney'in güzel bir doğal limanı vardır.Sydney ma piękny naturalny port.
İlk görev yeri Boston Limanında Fort Independence idi ve aylığı beş dolardı.Först var han i tjänst vid Fort Independence i Boston Harbor för fem dollar i månaden.
Şehir, Abidjan'ın 1930'lu yıllardaki gelişimine kadar önemli bir liman olarak kaldı.Staden förblev en viktig hamnstad fram till Abidjans tillväxt i slutet av 1930-talet.
Batum limanı, Kazakistan ve Türkmenistan'dan gelen petrolün taşınması için kullanılır.Hamnen i Batumi används för transport av olja från Kazakstan och Turkmenistan.
Marina Piccola ve Marina Grande (adanın ana limanı) adında bitişik iki limanı vardır.Det finns två hamnar, Marina Piccola och Marina Grande, den sistnämnda är huvudhamnen.
1533 ve 1540 yılları arasında San Juan limanını savunmak için yaptırılmıştır.Det uppfördes mellan 1533 och 1540 för att försvara inloppet till San Juans hamn.
Te Whanganui-a-Tara adı Wellington Limanı'nın olduğu bölgeyi anlatır ve Büyük Tara Limanı anlamına gelir.På maori har staden två namn, Te Whanganui-a-Tara syftar på Wellingtons hamn och betyder "Taras stora hamn".
Aden şu anlamlara gelebilir: Aden, Yemen - Yemen'deki bir liman şehir.För fler betydelser, se Aden (namn) och Aden (guvernement) Aden är en hamnstad i Jemen.
Şehrin derin bir doğal limanı vardır.Den har en djup naturhamn.
Rotterdam Limanı Avrupa’da en geniş liman'dır.Rotterdam är den största hamnen i Europa.
Baixa limana yakın yerleşim bölgesidir ve dar ve eski sokakları ve eski koloni binaları mevcuttur.Baixa de Luanda ligger vid hamnen och har smala gator och äldre kolonialbyggnader.
1885 - Özgürlük Heykeli, New York Limanı'na ulaştı.1886 – Frihetsgudinnan invigs i New Yorks hamninlopp.
Başlıca limanları Szczecin, Świnoujście, Gdynia ve Gdansk'tır.Polens viktigaste hamnstäder är Gdańsk, Gdynia, Świnoujście och Szczecin.
Kingstown, Saint Vincent adasının ana limanı ve tarım ve turizm endüstrilerinin merkezidir.Kingstown är huvudstad i staten Saint Vincent och Grenadinerna och främsta hamn på ön Saint Vincent.
Ancak Mersin’ın doğal bir limanı yoktur."Kan du tänka dig Malmö utan båt?
Yat limanı ve balıkçı barınağı olarak çalışmaktadır.Böda hamn används som fiskehamn och gästhamn.
Herhangi bir demiryolu, liman veya hava alanı bulunmamaktadır.På ön finns varken hotell, hamn eller flygplats.
Bunun için Harold'ı bir limana davet eder.Vetlanda ville få tillgång till en hamn.
Osaka Körfezi'ndeki başlıca limanlar Osaka, Kobe, Nishinomiya, Sakai, Amagasaki ve Hannan'dır.Stora hamnar i Osakabukten är t.ex. Osaka, Kobe, Nishinomiya, Sakai, Amagasaki och Hannan.
725-727 Veantur torunu Aldarion'u Gil-Galad ile tanışması için Gri Limanlara getirir.År 725 tog Vëantur med hans barnbarn Aldarion till Grå hamnarna för att träffa Gil-galad och Círdan.
Kara liman yunusu (Phocoena spinipinnis), Güney Amerika'ya kıyılarına endemik bir musurgil türü.Svart tumlare (Phocoena spinipinnis) som är endemisk till Sydamerikas kust.
Her yıl 10 milyon ton kargo bu limana ulaşmaktadır.Nästan 9 miljoner ton gods ankommer och lämnar hamnen varje år.
Ayrıca Korint körfezinde bulunan limanların kontrolünü ele geçirmiştir.Han fick snart kontroll över hamnarna vid Korintiska viken.
Atolde iki havaalanı ve bir liman bulunmaktadır.I Vohemar finns både en lokal flygplats och en hamn.