Bandırma limanına her gün düzenli olarak İstanbul'dan Feribot seferleri yapılmaktadır.Hier vertrekken meerdere keren per dag veerboten naar Tórshavn.
Bölgede önemli bir limandır.Bij de stad ligt een belangrijke haven.
Şehrin bir havaalanı ve limanı vardır.De stad beschikt over een haven en een vliegveld.
Ele geçirilen gemi ve mallar çeşitli limanlarda satılabilir.De aan wal gebrachte goederen werden binnen de omwalling verkocht.
Limanın devlet eliyle yaptırılmasına 1954 yılında başlanmıştır.In 1954 werd begonnen met de aanleg van de haven.
Fakat hem liman, hem de fabrika II. Dünya Savaşı'nda yıkıldı.De haven en de kledingfabriek werden gedurende de Tweede Wereldoorlog verwoest.
Liman, dünyanın en işlek havalimanları sıralamasında 15. sırada bulunmaktadır.De luchthaven stond in 2013 op de vijftiende plaats op de lijst van drukste luchthavens ter wereld.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Hij bouwde daar zijn "Borg ved Havn" (Burcht bij de Haven).
Hazar Denizi kıyısında önemli bir liman şehridir.Het is een belangrijke havenstad aan de Caribische Zee.
Aynı kaza Titanic Southampton limanından ayrıldıktan hemen sonra da olmuştur.Het schip vertrok kort na 12 uur uit de haven in Southampton.
Ardından limanını balıkçılık için geliştirdiler.De visserij is later belangrijk geworden, na de aanleg van de haven.
Aldarion Limanı onarır ve genişletir.De haven is volledig vernieuwd en uitgebreid.
Yeni liman donanma gemileri için eğitim üssü olarak kullanıldı.Het schip wordt gebruikt als opleidingsschip van de Portugese Marine.
Brugge limanı ise Antwerp limanına göre daha güvenli kalıyordu.De oeverzwaluw doet het wel goed in de haven van Antwerpen.
Shenzhen limanı dünyanın en işlek limanlarındandır.De haven van Shenzhen is de derde in grootte van de wereld.
17. yüzyılda önemli bir korsan limanı olmuştur.Er was al in de 17e eeuw een sluisje in de vaart.
Haçlı filosu limandan ayrıldı.Een cruiseschip verlaat de haven.
Trabzon doğu ticaretinde önemli bir limandı.Trabzon is een belangrijke havenstad.
Limanda farklı uzaklıklarda görülen beş gemi, karadaki beş kişinin yansıması gibidir.Op verschillende afstanden zijn vijf schepen te zien, die het verstrijken van de tijd symboliseren.
Petrol buradan limandaki petrol tankerlerine yüklenir.De brandstof wordt via een eigen pijplijn aangevoerd vanaf de olie-steiger in de haven.
Liman yıl boyunca günün 24 saati aralıksız çalışmaktadır.De spoorlijn wordt het hele jaar door 24 uur per dag gebruikt zonder onderbrekingen.
Marco Polo, 1271 yılında Ayas limanını ziyaret etti.Marco Polo bezocht de stad in 1275.
Doğu limanı ise günümüzde artık yalnızca gezinti teknelerini barındırır.De Vieux-Port is tegenwoordig enkel nog een jachthaven.
Romalılar ve Bizanslılar döneminde Pelusium önemli bir liman şehri olmuştur.Tijdens de Romeinse tijd was het als Ipses een belangrijke havenstad.
Tokyo, Osaka, Kobe, Yokohama, Chiba ve Hakata ile birlikte Japonya'nın başlıca limanlarındandır.De havens van Tokio, Chiba, Kawasaki, Yokohama en Yokosuka bevinden zich allen in de Baai van Tokio.
Liman Sahar Sanayi Limanı Şirketi (SIPC SAOC) tarafından işletilmektedir.De haven wordt beheerd door de Sohar Industrial Port Company (SIPC SAOC).
Kobe limanı Japonya'daki en ünlü limandır.De haven van Kobe was tot aan de Kobe-aardbeving de grootste haven van Japan.
Tenerife'de çalışan tek hava limanı Los Rodeos iki günlüğüne kapatıldı.Verschillende vliegtuigen weken daarom uit naar Los Rodeos op Tenerife.
Limanda yılda ancak üç ay buzlar çözülüdür.De zee is slechts drie maanden per jaar volledig ijsvrij.
Eğer kalınmayacaksa, denizden tahliyenin yapılabileceği tek liman.Als het vliegveld wordt aangelegd zal het niet het eerste luchthaven in zee zijn.
Bizim gemi limana yaklaştı.We kwamen dichter bij de haven.
Bizim gemi limana yaklaştı.We naderden de haven.
Bir balıkçı limanı da vardır [1] .Verder is er een vissershaven[2].
Stockport hiçbir zaman bir deniz ve nehir limanı olmamıştır.Stockport nigdy nie był portem rzecznym ani morskim.
Leip, Hamburg limanında eski denizci ve liman işçisinin oğluydu.Hans Leip był synem byłego marynarza i robotnika portowego w porcie w Hamburgu.
İlk görev yeri Boston Limanında Fort Independence idi ve aylığı beş dolardı.Służył najpierw w forcie Independence w porcie bostońskim za 5 dolarów miesięcznie.
Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur.Miasto zbudowane zostało nad jednym z największych naturalnych portów na świecie.
Amerika Birleşik Devletleri Donanması, 1803'te Trablus limanlarını başarılı bir şekilde kapattı.W roku 1803 US Navy założyła blokadę portów Trypolisu.
Wellington Limanı'nda 3 ada bulunur: Matiu/Somes Adası, Makaro/Ward Adası ve Mokopuna.Obszar portu Wellington dzieli się na trzy wyspy: Matiu/Somes, Makaro/Ward i Mokopuna.
Barbados'un The Deep Water Harbour adlı uluslararası limanı da burada bulunmaktadır.Michael znajduje się międzynarodowy port morski Barbadosu – Deep Water Harbour.
Parga, Epir kıyısında liman kenti, 1401'de elde etti.Parga, miasto portowe na wybrzeżu Epiru, nabyte w 1401 roku.
20. yüzyıl'da Assab Etiyopya'nın ana limanı oldu.W XX w. miasto stało się głównym portem morskim Etiopii.
La Spezia limanı.Stocznia w La Seyne.
Baku Limanı'nın 1900 yılındaki görünümü.Widok Lubeki z 1900 r.
Şehrin limanı gemilerle doludur.Port miejski wypełnił się opuszczonymi statkami.
İş sahası olan CBD, Wellington Limanı'nın bir uzantısı olan Lambton Limanı'na oldukça yakındır.Dzielnica biznesowa znajduje się blisko Portu Lambdon, części Portu morskiego Wellington.
19. yüzyılda adanın en büyük ve en önemli limanı ve ticari merkezi idi.W XIX wieku było głównym i największym meksykańskim portem.
İsrail ordusunun ele geçirdiği gemi Aşdod limanına demirlendi.Statek został zatrzymany przez izraelską prokuraturę w porcie w Hajfie.
Aşdod Limanı ise İsrail'in en büyük limanıdır ve ülke ithalatının %60'ı bu limandan yapılır.Jest to największy port towarowy w Izraelu, przeładowujący około 60% izraelskiego ładunku morskiego.
Adada liman bulunmamaktadır.Na wyspie nie ma portu.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.Doki znajdujące się na tym terenie były dawniej częścią londyńskiego portu.
Kanaldan limana katılım her gün için yaklaşık 1 gemi ortalamasına denk düşmektedir.Stocznię opuszcza średnio jeden statek na miesiąc.
Kalamos'ta ana yerleşim adanın doğu sahilindeki Kalamos liman kasabasıdır.Głównym miejscem zamieszkania mieszkańców jest portowe miasto Kalamos na wschodnim krańcu wyspy.
Ardından limanını balıkçılık için geliştirdiler.Jego pomieszczenia wykorzystywano następnie na potrzeby rybołówstwa.
Şehir bir limana sahiptir.Miasto posiada duży port.
Büyük bir limana sahiptir.Posiada ogromny statek.
Körfez içinde kalan Mersin Limanı 2005'in ortalarında özelleştirilmiştir.Obecne granice portu morskiego w Kołobrzegu określono w 2005.
Panama Kanalı'nın açılmasıyla liman önemini kaybeder.Cieśnina straciła na znaczeniu żeglugowym po wybudowaniu Kanału Panamskiego.
Hava limanı vardır.Posiada port lotniczy.
Güneyde, ticari limanın yakınındaki küçük olanı.Jedna z mniejszych, znajdująca się na południu miasta dzielnica.