Aynı zamanda tamsayı olması lazım, yarım bilet de satamaz .Cada boleto que vende es un numero entero en un entero
Aynı zamanda tamsayı olması lazım, yarım bilet de satamaz .Det skal være et heltal, fordi han ikke kan sælge halve lodder. .
Aynı zamanda tamsayı olması lazım, yarım bilet de satamaz .그리고 정수여야 합니다 반 개는 안 되니까 정수여야 합니다
Aynı zamanda tamsayı olması lazım, yarım bilet de satamaz .يجب ان يكون عدد صحيح، ولا يمكن ان يبيع نصف بطاقة اذاً، وهو بلا شك --يجب ان يكون عدد صحيح
Aynı zamanda tamsayı olması lazım, yarım bilet de satamaz .整数である必要があります。 これが、定義域です。
Ayrıca bu açı negatif olursa ne olur sorusunu da sormak lazım?Después esto sería como un rectángulo o algo así.
Ayrıca bu açı negatif olursa ne olur sorusunu da sormak lazım?Inoltre, cosa succede se quest'angolo e' negativo?
Ayrıca bu açı negatif olursa ne olur sorusunu da sormak lazım?А что если этот угол отрицательный?
Ayrıca bunların ölçeklenebilir de olması lazım.Chcę też, żeby były skalowalne.
Ayrıca bunların ölçeklenebilir de olması lazım.또한 확장이 가능해야 하는데
Ayrıca bunların ölçeklenebilir de olması lazım. Ölçeklenebilir demek şu demek:つまり1ドル投資すれば2ドルになる 場合によっては10ドルになるということです
Ayrıca bunların ölçeklenebilir de olması lazım.También quiero encontrarlos escalables.
Ayrıca bunların ölçeklenebilir de olması lazım.Я також хочу, щоб вони були масштабовані.
Ayrıca bunların ölçeklenebilir de olması lazım.كما ينبغي أن تكون قابلة للتوسع.
Ayrıca, evrim boyunca kadın kalçası küçülürken, bebek kafalarının büyüdüğünü dikkate almak lazım.진화과정에서 아이의 머리가 커질수록 여성의 엉덩이는 작아져 왔다는 것도 한번 생각해보세요. 구역질과 피로, 고통을 느끼며
Ayrıca, İsa'yı öldürdüğün için ne kadar üzgün olduğunu da tanrıya söylemen lazım.Също така, трябва да покажеш на Бог колко съжаляваш за убийството на сина му Исус.
Babanın bunu bilmesi lazım!¡Tu padre tiene que saberlo!
Babanın bunu bilmesi lazım!Твой отец должен узнать об этом!
Bağırmayı bırakıp konuşmaya başlamamız lazım.그만 소리지르고 대화를 시작해야죠.
Bağırmayı bırakıp konuşmaya başlamamız lazım.We moeten stoppen met schreeuwen en beginnen te praten.
Bağırmayı bırakıp konuşmaya başlamamız lazım.Трябва да спрем да викаме и да почнем да разговаряме.
Bağırmayı bırakıp konuşmaya başlamamız lazım.עלינו להפסיק לצעוק ולהתחיל לדבר,
Bağırmayı bırakıp konuşmaya başlamamız lazım.نحتاج أن نكف عن الصراخ ونبدأ بالحديث
Bağırmayı bırakıp konuşmaya başlamamız lazım.そして大人の会話ができるのならば
Bak ne diyeceğim. Bunun şerefine bir ıslatmak lazım. Hayır, hayır.Мне надо поделиться этим в Твиттере.
Bak ne diyeceğim. Bunun şerefine bir ıslatmak lazım.Weisst du was, ich sollte das all meinen Followern tweaten.
Bak ne diyeceğim. Bunun şerefine bir ıslatmak lazım.待って、ウッドが外で会おうって
" Bak, koroya girmen lazım."Ascolta, tu devi entrare nel coro.
" Bak, koroya girmen lazım."Auzi, trebuie să intri în cor.
" Bak, koroya girmen lazım."Dengar, kamu harus ikut paduan suara.
" Bak, koroya girmen lazım."Ecoute, tu dois rejoindre la chorale.
" Bak, koroya girmen lazım."Hey, du musst unbedingt dem Chor beitreten!
" Bak, koroya girmen lazım."Hør her, du bliver nødt til at blive en del af koret."
" Bak, koroya girmen lazım."야, 합창단 같이 하자.
" Bak, koroya girmen lazım."Kom igen, du måste börja i kören.
" Bak, koroya girmen lazım."Kuule, sinun täytyy liittyä kuoroon.
" Bak, koroya girmen lazım."Man, luister. Jij moèt bij dit koor komen.
" Bak, koroya girmen lazım."Nézd, be kell lépned a kórusba.
" Bak, koroya girmen lazım."Nghe này, cậu phải gia nhập dàn hợp xướng.
" Bak, koroya girmen lazım."Oye, tienes que entrar al coro.
" Bak, koroya girmen lazım."Poslechni, musíš se přidat ke sboru!
" Bak, koroya girmen lazım."Słuchaj, musisz zapisać się do chóru.
" Bak, koroya girmen lazım."Tens que vir para o coro. "No fim do semestre fazemos uma viagem ao México,
" Bak, koroya girmen lazım."Άκου, πρέπει να λάβεις μέρος στην χορωδία.
" Bak, koroya girmen lazım."Слушай, трябва да се присъединиш към хора.
" Bak, koroya girmen lazım."Слушай, ты должен вступить в хор!
" Bak, koroya girmen lazım."שמע, אתה חייב להצטרף למקהלה.
" Bak, koroya girmen lazım.اسمع يجب ان تنضم للجوقة
" Bak, koroya girmen lazım.学期末にタダでメキシコに
Bakmamız lazım gelen şey:우리가 찾아야 할 것은 70억 인구를
Bakmamız lazım gelen şey:Werken met freon is niet duurzaam.
Bakmamız lazım gelen şey:מה שעלינו לבחון הוא כיצד אנו דואגים
Bakmamız lazım gelen şey:مايجب أن نهتم له هو كيف
Bakmamız lazım gelen şey:食料 医療 教育 交通 コミュニケーション手段を
"Bak, şu durmadan bahsettiğin otomat makinesini artık yapman lazım" dedi."Dengar, kamu harus melakukan yang selalu kamu bicarakan dan membuat mesin penjual ini."
"Bak, şu durmadan bahsettiğin otomat makinesini artık yapman lazım" dedi."Devi farlo, non solo parlarne, devi costruire il distributore automatico".
"Bak, şu durmadan bahsettiğin otomat makinesini artık yapman lazım" dedi."Ecoute, tu devrais vraiment faire ce dont tu parles et fabriquer ce distributeur." Et donc je l'ai fait.
"Bak, şu durmadan bahsettiğin otomat makinesini artık yapman lazım" dedi."Hörru, du måste göra den här grejen som du har pratat om, och bygga godisautomaten."
"Bak, şu durmadan bahsettiğin otomat makinesini artık yapman lazım" dedi."Kijk, je moet dat, waar je het altijd over hebt, maar eens gaan doen namelijk een automaat bouwen."
"Bak, şu durmadan bahsettiğin otomat makinesini artık yapman lazım" dedi."만날 얘기하는 그 자판기 만들어야 되지 않겠어?"