Ama bunu kesinlikle küçümsememek lazım.Es gebe nichts wirklich daran auszusetzen.
Bu hipotezin geçerli olup olmadığını düşünmemiz lazım.Nous devrions réfléchir à si l'hypothèse est valable ou pas.
Şimdi bir telefon açmam lazım.Maintenant je dois passer un coup de fil.
Gözlerimi açık tutmam lazım.Il faut que je garde les yeux ouverts.
Tom'la hızlıca yüz yüze konuşmam lazım.J’aimerais parler rapidement à Tom en tête à tête.
Odayı boşaltmak lazım!Il faut évacuer la salle !
Senin yaşındayken yemek lazım.Il faut manger à ton âge.
Oğlana bahşiş bırakmak lazım.Il faut laisser un pourboire pour le garçon.
Seçimlerde iyi oylamak lazım.Il faut bien voter aux élections.
İngilizce konuşmak lazım.Il faut parler l'anglais.
Eski gelenekleri devam ettirmek lazım.Il faut entretenir les vieilles traditions.
Pasaportunuz ve üç fotoğrafınız lazım.J'ai besoin de votre passeport et de trois photos.
Anahtar sana lazım mı?Te faut-il des clés ?
Amerikanın ağlaması lazım.L’Amérique devrait le pleurer.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.On peut retrouve l'ambiance et les costumes des saloons.
Watkins "Daha ne yapman lazım?Qu'as-tu à dire à cela, Harriet ?
Bizim EVET ve HAYIR dememiz lazım.Répondez par oui ou par non.
Kendimizi Şampiyonlar Ligi'ne hazırlamamız lazım.Je veux gagner la Ligue des Champions.
"2006'da ne yapmak lazım".Comment faire ? 2006.
ELCEVAP: Had ve ta'zir lazım olur."Blanche" et "Folio" pour tomes I et VII.
Başka birinin bu işi yapması lazım.C'est à d'autres de le faire.
Film aslında 160 dakika olması lazımdı.Le film dure 160 minutes.
Bütün gece çalıp inletmemiz lazım," yazdı.Mère, je veux te baiser toute la nuit »).
Şimdi, öykünün sonunu yeniden yazmaları lazımdı.Une nouvelle fois, il fallut reconstruire l’ouvrage.
Onun için ahır gübresinin iyi muhafaza edilmesi lazımdır.La vigne doit être entretenue convenablement.
Yeni bir şekilde düşünmeyi öğrenmemiz lazım.Je demande à réfléchir.
Ciddî tedbirleri lazımdır." 08:15 "Enola Gay" Little Boy'i attı.Histoire : il y a soixante ans, à 8 h 15, Enola Gay larguait « Little Boy » sur Hiroshima.
İlk önce kapıyı açmaları lazım.Il doit tout d'abord désigner une porte.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Le dialogue aboutit à une contradiction.
Albüm versiyon 1. "Kibir (Yanmam Lazım)" – 4:34 15."Lovely City (When Do You Laugh?)" 2:43 15.
Çözüyoruz ancak sizin sakin olmanız lazım.Pour autant, je vous en supplie...gardez votre calme...
Ona uyman lazım.Vous le devez à la géhenne.
Kopmam Lazım 05.Ease Off Me 05.
Pozisyonum gereği, vokalist olmamam lazım diye düşünüyordum."Ils disaient que je ne pouvais être photographe de mode ».
Kabul etmek lazım!Il faut l'accepter.
Akıncı birlikleri için lazım olan her şey buralarda hazırlanıyordu.Des camps militaires étaient installés dans les environs.
O da, Hamidüddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır.Lorsqu'il fut arrivé dans ce lieu, il leur dit : Priez, afin que vous ne tombiez pas en tentation.
Seninle konuşmam lâzım.Necesito hablar contigo.
Bir çıkar yol bulmam lâzım.Tengo que encontrar una salida.
İyileşmek için yemen lazım.Para mejorar, tienes que comer.
Çok okumam lazım.Tengo que leer mucho.
Hastaneye gitmem lazım.Tengo que ir al médico.
Pasaportumu yenilemem lazım.Necesito renovar mi pasaporte.
Tom buraya gelmeden gitmem lâzım.Tengo que irme antes de que venga Tom.
Senin iyi olduğunu bilmem lâzım.Necesito saber que estás bien.
Kimin geleceğini bilmem lâzım.Necesito saber quién va a venir.
Yorgunum. Dışarı çıkmadan biraz dinlenmem lazım.Estoy cansado. Debería descansar un poco antes de salir.
Tom'u uyarmamız lazım.Tenemos que avisar a Tom.
Sana bir avukat lazım.Necesitas un abogado.
Çiçeklerin nereye gönderilmesi lazım?¿A dónde hay que enviar las flores?
Her şeyden önemlisi, şu an çalışmak lazım.Sobre todo, hay que trabajar ahora mismo.
Onu yarın yapmam lazım.Tengo que hacer eso mañana.
Mobilyaları korumamız lazım.Tenemos que proteger los muebles.
Bir yazar olarak görevlerini izah ederken Barton şöyle der: "Şunu söylemem lazım ki zihnin yaşamı ...Mientras expone su deber como escritor, Barton dice: «Tengo que decirte, la vida de la mente...
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Se busca llegar a una contradicción.
"2006'da ne yapmak lazım".En Vivo" en el 2006.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.No quedan vestigios del revestimiento exterior.
Başka birinin bu işi yapması lazım.Alguien tiene que hacer el trabajo.
Watkins "Daha ne yapman lazım?Señor Pastor, ¿qué debo hacer?
Film aslında 160 dakika olması lazımdı.En la versión original, la obra dura 160 minutos.