Bu siyasilerin gitmesi lazım."These politicians have to be gone."
Bir Dünya Kupası'nda bunun olmaması lazım.This is not supposed to happen at the World Cup.
Bu nedenle, somut hedeflerimizin olması lazımdır," dedi.For that reason, we should have concrete targets," Christodoulakis said.
Profesör, "Bütün protestocularla Türkiye'ye küfür eden bu aşırı grupları ayırt etmemiz lazım." dedi."We should [differentiate] between all protestors and those extremist groups swearing at Turkey."
Fakat burası Sırbistan, o yüzden yine de tahtaya vurmak lazım.However, since this is Serbia, I'll knock on wood ...
Yabancılar Türk takımlarında oynayamıyor; bunun için oturma izninizin olması lazım.”Foreigners can't play on any Turkish team because you must have a residence permit."
Bizim kendimize bakmamız lazımdır.We have to look to ourselves.
Mitreva, "Bu görev için somut hazırlıklar yapılması lazım."This task requires solid preparations.
Bu ülkelerin kurulmasının BH'yi güçlendirdiğini düşünmek için aşırı saf olmak lazım.Only the most naive can think that the formation of those countries strengthened BiH.
Deliç, "Bize paradan daha fazla lazım olan şey, sorumlu politikalar ve denetlemedir."What we need more than money now are responsible policies and monitoring.
Acuner, "Şahin'e zaman vermek lazım, icraatını görmek lazım." diye bağlıyor."It is necessary to give time to Sahin, to see her work," she concludes.
Bana çalışan adam lazım, rakı sofralarında konuşan adam değil!"[7]I need a working man, not a man speaking at raki tables!" [1]
Antikor özgüllüğü belirli bir antijen ile spesifik etkileşim için lazımdır.Antibody specificity exists for specific interaction with a given antigen.
Heinz eczaneden karısı için lazım olan ilacı çalmalı mıdır çalmamalı mıdır?Should Heinz have broken into the laboratory to steal the drug for his wife?
Şimdi başıma gelecekleri kabullenmem lazım."[1]Now I must accept whatever may come."[40]
◌ۘ - Satırın üstünde bulunur. لازم (lazım). Muhakkak durulmalıdır.◌ۘ - A mim (م) at the top, it's an abbreviation of لازم (necessary).
Uyumam lazım.Ich muss schlafen gehen.
Bana bir bıçak lazım.Ich brauche ein Messer.
Şimdi karar vermen lazım.Du musst dich jetzt entscheiden.
Vergi beyannamesinin ne zamana kadar vergi dairesinde olması lazım?Bis wann muss die Steuererklärung beim Finanzamt sein?
Tom'u bulmam lazım.Ich muss Tom finden.
Sen bize lazımsın.Wir brauchen dich.
Bana cetvel lazım.Ich brauche ein Lineal.
Bana doktor lazım değil.Ich brauche keinen Arzt.
Kendini toparlaman lazım, anladın mı?Du musst dich zusammenreißen! Hast du verstanden?
Onu görmen lâzım.Du musst es sehen.
Bunu düzeltmem lazım.Ich muss das ausbessern.
Yüreğinin elleri olması lazım ve ellerinin yürekli olması gerek.Dein Herz sollte Hände haben und deine Hände ein Herz.
Hemen okula gitmemiz lazım.Wir müssen gleich zur Schule gehen.
Hemen işe gitmemiz lazım.Wir müssen gleich zur Arbeit gehen.
Hemen doktora gitmemiz lazım.Wir müssen gleich zum Arzt gehen.
Otobüsü beklemeniz lazım.Ihr müsst auf den Bus warten.
Treni beklemeniz lazım.Ihr müsst auf den Zug warten.
Taksiyi beklemeniz lazım.Ihr müsst auf das Taxi warten.
Bazen sadece bakış açımızı değiştirmemiz lazım.Manchmal müssen wir nur unsere Perspektive ändern.
Mutluluğumuzu kat kat çoğaltabilmemiz için, onu paylaşmamız lazım.Man muss sein Glück teilen, um es zu multiplizieren.
Dünyamızın güneşli tarafındayken asla gölgeli tarafını unutmamamız lazım.Auf der Sonnenseite dieser Welt dürfen wir nie die Schattenseite vergessen.
Bana eski günler lazım bir de şimdiki aklım.Ich möchte meine Vergangenheit mit dem Verstand von heute.
Bu tuzağa düşmemek lazım.In diese Falle darf man nicht tappen.
Bizim EVET ve HAYIR dememiz lazım.Die sagen ja und nein.
106. kademe hariç bütün diğer uçaklar 50% film malzemeleri ile silahlandırılması lazım.Alle Staffeln mit Ausnahme der 106. haben für Details 50 % der Flugzeuge mit anderem Filmmaterial auszurüsten.
O da, Hamidüddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır.Wenn er eine Sache beschlossen hat, sagt er zu ihr nur: sei!, dann ist sie.
Başka birinin bu işi yapması lazım.Jemand anderes muss den anderen Job machen.
Bu işte yine para lazımdır.Dafür wird Geld benötigt.
"2006'da ne yapmak lazım".2004 bis 2006“.
ELCEVAP: Ta'zir-i şedid lazımdır.In Indien wird im Dhu l-qaʿda das Heiligenfest des Gesudaraz gefeiert.
Amerikanın ağlaması lazım.Europa muss die USA einspannen.
Film aslında 160 dakika olması lazımdı.Die Originalfassung des Films hatte eine Laufzeit von 150 Minuten.
"'Hanımefendi olmak lazım'"."Man ist Frau."
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Duftstoffe überdecken den Eigengeruch des Trägers der Kleidung.
Bütün gece çalıp inletmemiz lazım," yazdı.Die ganze Nacht hindurch wird erzählt und erzählt. „Es tagte schon.
20 Mayıs 2002 tarihinde Sezen Aksu, Şarkı Söylemek Lazım albümünü satışa sundu.Am 19. Mai 2006 brachten die Sportfreunde ihr Album You Have to Win Zweikampf auf den Markt.
Kendimizi Şampiyonlar Ligi'ne hazırlamamız lazım.Starke für Champions League nachnominiert.
Behlûl Dânâ anlatır: "–Efendim; ateş lâzım olmuştu.Ich kenne deine Qual.“ Alexander gebietet, das Feuer zu entzünden.
Watkins "Daha ne yapman lazım?Was soll Clive Davis sonst noch tun?
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Wir erhalten einen Widerspruch.
Çözüyoruz ancak sizin sakin olmanız lazım.Du musst nur dich selbst finden und dir treu bleiben.
Her oyuncu lazım.Alle waren Schauspieler.
Akıncı birlikleri için lazım olan her şey buralarda hazırlanıyordu.Hier war das Gelände für alle Truppen gut zugänglich.
Medyanın da cinsiyetçi tavırlarının sorgulaması lazım.Auch Kommunikation braucht Sex-Appeal.