Lavabo taşmak üzere.The sink is almost overflowing.
Lavabo pis ve tıkanık.The sink is dirty and clogged.
Tom, Mary'ye tıkanan lavabonun nasıl açılacağını gösteriyordu.Tom was showing Mary how to unclog a drain.
Tom tıkanan lavaboyu açmaya çalışıyor.Tom is trying to unclog the sink.
Tom lavabonun tıkanıklığını gidermeye çalışıyor.Tom is trying to unclog the sink.
Özür dilerim, lavabonuzu kullanabilir miyim?Excuse me. May I use your bathroom?
Harpik lavabo temizleyicileri 1932 yılında satın alındı ve aynı yıl, Dettol başlatıldı.Harpic Lavatory Cleaners was acquired in 1932, and that same year, Dettol was launched.
Ayrıca, ağaçların büyük parçaları lavabolar ve küvetler için oyulmuştur.Also, larger pieces of the wood have been carved into sinks and basins.
Sodyum hidroksit (NaOH): Sabun, lavabo açıcı.Helium Baby: Toilet water.
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Patti wakes up and runs into the bathroom, fully clothed.
Lavabonun Üzerinde Yeme Sanatı."The Art of Eating Over the Sink."
Sonra da lavabonun yanında belirgin bir odanın bir ucundan bir hareket duydu.Then he distinctly heard a movement across the room, near the wash-hand stand.
Ayrıca eğer mutfakta lavabo açıcı kullanırsak bunun işe yarayacağını biliyoruz.And then we know that if we sprinkle Drano around the kitchen, that helps.
Mutfak lavabosuna bile. Lavabodaki metal iletken.The metal in the sink is conductive.
Bekle, Lavaboya gitmem gerek.Hang on, I need to go use the restroom.
Lavaboya mı gitsem?Go to the washroom?
Aşk ağır bir yük altında lavabo.Under love's heavy burden do I sink.
Koko bir defasında evcil kedi yavrusunu bir lavabo'yu duvardan sökmekle suçlamıştı.Koko once blamed her pet kitten for ripping a sink out of the wall.
Lavabodaydým da duydum sizi.I, uh, heard it while I was in the bathroom over the speaker and...
Beni lavaboya işetirdi çünkü tuvalette asla yer olmazdı.She'd stand me in the sink to pee because there was never room in the toilet.
İşte mağazalardaki bu insanlar, sizin, lavabolarını kullanmanıza izin vermezler.So these people, these people in the store, they're not going to let you go in there.
Benim bunun sayesinde, lavaboya gitmek için para vermem gerekmiyor.I don't have to pay to go to the bathroom with this.
Kendi lavabomu, kendim icat ettim.I invented my own bathroom, go into the cup.
Ancak, temizlik maddeleri hala genellikle erişilebilir oldukları lavaboların altında tutulmaktadır.Cleaning agents, however, are still generally kept under sinks, where they are accessible.
Hücrede bir masa, sandalyeler, bir yatak ve ayrıca bir lavabo için yeterli yer vardır.In the cell there is enough place for a table, chairs, a bed and also a sink.
Ben bir lavaboya gidip geliyorum.Ich gehe mal schnell zur Toilette.
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Adriena erhebt sich und geht schlafwandelnd.
Sizi lavaboya götüreceğim.Je vais vous installer au bac de lavage.
Elmaları lavaboda yıkadım.Palettes en bois à Lavazan.
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Laure remonte à la surface ... et se réveille à nouveau dans la baignoire.
Lavaboda bir kız Dawn'a ağlayarak, 'Burada başkaları var.' der.J’arrive avec une amie que le concierge refoule à la porte », raconte-t-elle. « Il n’y avait personne.
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Elaine se despierta y va al baño a vomitar.
Lavabomuzu tamir edebilir misin?Puoi aggiustare il nostro lavello?
Tom bardağının içindekileri lavaboya döktü.Tom versò il contenuto del suo bicchiere nel lavandino.
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Una mattina, Jeff si sveglia e si reca in bagno.
Tom lavaboya gitti ve musluğu açtı.Том подошёл к раковине и включил кран.
O her zaman bulaşıkları lavaboda bırakır.Она вечно грязную посуду в раковине оставляет.
Videoda bir küvette uyanan Kesha, lavaboda diş fırçası aramaya koyulur.Однако его ждёт разочарование — в ванной он видит мужчину, чистящего зубы.
Yüksek güç amplifikatörleri için bu çok büyük ve pahalı güç kaynakları ve ısı lavabolar gelir.Для этого потребуются мощные и дорогостоящие конденсаторы.
Videoda bir küvette uyanan Kesha, lavaboda diş fırçası aramaya koyulur.أنه شاهد أحد الحراس يرمي القرآن في المرحاض.
Yeşil ağaç kurbağaları evlerin içindeki lavabo ve tuvalet gibi su kaynaklarına yerleşmeleriyle de tanınırlar.Relas-verdes são bem conhecidas por habitarem fontes de água dentro de casas, como lavatórios ou retretes.
Elmaları lavaboda yıkadım.Op de beetplaten zijn waswallen aangebracht.
Kadın gözlerine inanamaz ve lavaboya gider.Ze kan haar ogen niet geloven en springt in het bubbelende water.
Ayrıca lavaboların temizlenmesinde büyük rol oynar.Hij speelde ook een leidende rol in de zuiveringen.
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Kleopatra budzi się rano wyspana i wypoczęta.
Kadın gözlerine inanamaz ve lavaboya gider.Mężczyzna, nie spuszczając wzroku, podchodzi do kobiety i eskortuje ją na parkiet.
Bir anda kendisini lavabodan dışarı atar.Plötsligt kastar hon sig i vattnet.
Yeşil ağaç kurbağaları evlerin içindeki lavabo ve tuvalet gibi su kaynaklarına yerleşmeleriyle de tanınırlar.Зелені деревні жаби відомі тим, що населяють водні джерела всередині будинків, таких як раковини або туалети.
Bir anda kendisini lavabodan dışarı atar.Спершу ти собою утопчеш його біля стовбура.
Lavabo Lavabo ayağı Klozet Rezervuar Bide Pisuvar Helataşı Eviye Küvet Duş teknesiUn cap de duş Cabină de duş rotundă Duşuri de băi comune Cabină transparentă de duş
Videoda bir küvette uyanan Kesha, lavaboda diş fırçası aramaya koyulur.În cazul contactului cu ochii, se recomandă spălarea acestora într-un jet de apă.
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Raest felébred, és Darujhisztán felé indul.
Lavabo Lavabo ayağı Klozet Rezervuar Bide Pisuvar Helataşı Eviye Küvet Duş teknesiBad Sauna Brusebad Badeværelse Svømmehal Swimmingpool
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Jay kjører vekk, og sovner ved en strand.
Rory, sabah uyanır ve lavaboya gider.Ketika malam dia bangun dan buang air di bejana.
Videoda bir küvette uyanan Kesha, lavaboda diş fırçası aramaya koyulur.Nó bắt đầu với cảnh Kesha thức dậy trong một buồng tắm của một ngôi nhà và tìm bàn chải trong nhà vệ sinh.
Charlie o sırada ortadan kaybolarak lavaboya gider.チャーリーはトイレへ姿を消す。
Videoda bir küvette uyanan Kesha, lavaboda diş fırçası aramaya koyulur.אביב מוצא קריאת מצוקה נסתרת ממנה בשירותים.
Elmaları lavaboda yıkadım.שטיפת הידיים מהסבון.
Belediye binasında çay ocağı, kütüphane lavabo, emlak servisi binanın 1. katında yer almaktadır.Намира се до езерото в жилищен комплекс „Дружба 1“.