laf ile cümle
laf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Galeries Lafayette (), Fransız grand magasin (büyük mağaza) firması.갤러리 라파예트(프랑스어: Galeries Lafayette)는 프랑스의 백화점 기업이다.
Burada Laf Çok.그러나 이설도 많다.
Çok ağır laflar eden bir öğretmendir.차별이 매우 심한 교사다.
Ağzında hiç laf tutamaz direk söyler.단신에 주걱턱으로 외모는 보잘것 없다.
Lafları duymuyorlardı.나는 엿듣지 않았다.
Bunlar lafla olmaz.이것은 헛소리로 말했던 것은 아니다.
Fakat te'vil, kelimenin (lafzın) ihtimallerinden birini tercih etmektir.상가(相加): 고구려의 부족장인 대가(大加) 중에서 그들의 대표 자격으로 선출된 사람.
Var mı başka bir kitapta böyle bir laf.ישנם עוד מילים מסגנון דומה בספר.
Pardon toprağı laf gelişi!פתחי רחמך, אדמת נגב!
Marquis de Lafayette savunmaya yardım için 1200 asker gönderdi.סולפיקיוס שלח עשר ספינות ו-1,000 חיילים לעזרת האתונאים.
Lafargue'ler 1911'de birlikte intihar ettiler.אוסוואלד פרייזלר התאבד בשנת 1939.
Ev denmesi lafın gelişidir.Развити са домашните занаяти.
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Ibrahim je tada, prema predaji, bacao kamenčiće na vraga kako bi ga otjerao od sebe.
Lafları duymuyorlardı.Nisu glazirane.
Son lafım budur, teşekkürler, teşekkürler." sözlerinden oluşur.Navodno su joj zadnje riječi bile "Merci, monsieur".
Kızı Asteria'ya veda eder ve Tamerlano'ya ağır tenkit edici laflar atıp onu azarlar.Lúči sa s dcérou a Andronico a Asteria ho vynášajú von z miestnosti.
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Ko je Ibrahimu bilo naročeno žrtvovati, je za to vzel Izmaela.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.Delitev je bila bolj kot ne nominalna, ker je realna oblast ostala v Gracijanovih rokah.
Yerel bir pazarda, bir kasap Lady Murasaki'ye lafla tacizde bulunur.Nekega dne lady Murasaki na lokalni tržnici v javnosti užali prostaški mesar.
Lafeu - Bir yaşlı asilzade.Abelard: Človek v srednjem veku.
Erlerden gönül iste, bilgisizden lâf.Atleisk joms, ir padėk suprasti.
Laf Lafı Açıyor.Ikvėpiančios kalbos.
Lafont, 74 yaşında kalp rahatsızlığı sonucu ölmüştür.Meyerson suri 74-aastaselt infarkti.
William Bruce Rose, Jr. olarak Lafayette, Indiana'da dünya'ya geldi.William Bruce Rose, Jr. sündis Indiana osariigis Lafayette'is planeerimata raseduse tagajärjel.
Ağdalı laflar etmekte Duk-chun'un üstüne yoktur.Deok-cheon ist ein Meister der überflüssigen Worte.
Ağdalı laflar etmekte Duk-chun'un üstüne yoktur.Duk-chun e expert în a spune chestii inutile.
Ağdalı laflar etmekte Duk-chun'un üstüne yoktur.Duk-chun jest ekspertem w mówieniu zbędnych rzeczy.
Ağdalı laflar etmekte Duk-chun'un üstüne yoktur.Il est très doué pour dire des choses inutiles.
Ağdalı laflar etmekte Duk-chun'un üstüne yoktur.Ο Duk-chun είναι ειδικός στο να λέει περιττά πράγματα.
Ama uzun lafın kısası, bence bu oldukça etkileyici bir fotoğraf.I tak je to podle mě naprosto nádherná fotografie.
Ama uzun lafın kısası, bence bu oldukça etkileyici bir fotoğraf.Mimo to uważam, że to naprawdę niesamowite zdjęcie i piękne w każdej skali.
Ama uzun lafın kısası, boşalan bu yer için sudan elektronlarını koparıp alıyoruz.Elektrony są dosłownie wyrywane z wody.
Ama uzun lafın kısası, boşalan bu yer için sudan elektronlarını koparıp alıyoruz.Jadi, Anda benar-benar melucuti elektron dari air.
Ama uzun lafın kısası, boşalan bu yer için sudan elektronlarını koparıp alıyoruz.그러므로, 말그대로 물에서 전자를 벗겨먹는 겁니다
Ama uzun lafın kısası, boşalan bu yer için sudan elektronlarını koparıp alıyoruz.Por lo tanto, literalmente se están desnudando electrones fuera del agua.
Ama uzun lafın kısası, boşalan bu yer için sudan elektronlarını koparıp alıyoruz.Takže ty chybějící elektrony doslova sebereme vodě.
Ama uzun lafın kısası, boşalan bu yer için sudan elektronlarını koparıp alıyoruz.Так розкуркулюють воду на електрони.
Ama uzun lafın kısası, boşalan bu yer için sudan elektronlarını koparıp alıyoruz.Т.е., буквално електроните се освобождават от водата.
Ama uzun lafın kısası, boşalan bu yer için sudan elektronlarını koparıp alıyoruz.لذا، أنت كنت حرفيا تجريد الإلكترونات الخروج من المياه.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).A minha mãe disse um dia: "Não há nada pior que ser só garganta sem pôr as mãos na massa".
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla). ( Gülüşme )Also für mich ist es wichtig, dass wir einen Kanal aufbauen für Innovation und dass es freie Innovation ist.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla). ( Gülüşme )Ibu saya suka bilang, tong kosong nyaring bunyinya (tertawa)
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla). ( Gülüşme )Mama mea a spus odată că nu-i nimic mai rău decât să fie numai gura de tine (Râsete)
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla). ( Gülüşme )Mẹ tôi từng nói tệ nhất là người chỉ được cái mồm, thùng rỗng kêu to ( Tiếng cười)
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).저희 어머니께서는 늘 말만하고 실행하지 않는 것보다 나쁜건 없다고 하셨습니다.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).Ma mère m'a dit une fois, il n'y a rien de pire que d'avoir une grande gueule et rien dans le pantalon.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).Mijn moeder zei ooit, er is niks erger dan alleen maar mond zijn en geen broek.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).Mi mamá una vez dijo, no hay nada peor que hablar demasiado y no llevar pantalones. (Risas)
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).Moja mama powiedziała raz: "Nie ma nic gorszego niż być mocnym tylko w gębie."
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).Moja mam raz povedala, nie je nič horšie než mať plné ústa reči.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).Una volta mia mamma ha detto che non c'è niente di peggio che essere tutto fumo e niente arrosto.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).Майка ми веднъж каза, че няма по-лошо от това само да говориш и да не правиш.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).(Смех)
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).אמי אמרה פעם, אין דבר גרוע יותר מדיבורים ללא מעשים.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).قالت أمي ذات مرة أنه ليس هناك ما هو أسوأ من أن تكون فماً بلا بنطال.
Annem bir keresinde dedi ki, 'lafla peynir gemisi yürümez' (yaklaşık manasıyla).(笑)
Aptal lafımı geri alıyorum.Je n'aurais pas dû te traiter d'idiote.
Aptal lafımı geri alıyorum.Törlöm, hogy dinkának hívtalak.
Aptal lafımı geri alıyorum.Θα το πάρω πίσω το "ανόητη".
Aptal lafımı geri alıyorum.سأسحب كلمة غبية