lütuf ile cümle

lütuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder.They should know that all favors are in the hands of God. He grants them to whomever He wants.
Allah bize lütuf ve ihsanından yine lutfeder, verir. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır" deselerdi.God and His Messenger will soon do us more favors and we have hope in God's mercy."
Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir.They should know that all favors are in the hands of God. He grants them to whomever He wants.
İşte Allah’tan bir lütuf ve nimet olarak doğru yolda yürüyenler onlardır.He has made disbelief, evil deeds and disobedience hateful to you.
Bütün lütuf ve inayet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir.They should know that all favors are in the hands of God. He grants them to whomever He wants.
Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir.You see them bowing and prostrating themselves, seeking the grace of God and His good will.
Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır.You see them bowing and prostrating themselves, seeking the grace of God and His good will.
Bize lütuf edilen bu güzel toprakların kıymetini anlamak için bir dakikanızı ayırın.Take a moment to appreciate this beautiful continent we are blessed to live on.
Bu gevşekliği, diğerleri arasında Augustine tarafından vaaz edilen ilahi lütuf teolojisine bağladı.He blamed this laxity on the theology of divine grace preached by Augustine, among others.
Savaş zamanı verilen hizmet karşılığında ödenecek lütuflar ve arazi hibeleri yerine getirilmiyordu.Meanwhile, each of the states had an army (or militia), and 11 of them had navies.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Yvette: „Ein Glück, daß ich Sie vor dem warnen kann.
İnsanlara lütufta bulunur.In (ders.): Der werdende Mensch.
Onu ziyaret eder, hediyeler getirir ve kurban adayarak lütuf dilerlerdi."Zu ihm haben die Reisenden aufgeblickt und den Heiligen um seine Fürsprache gebeten.
Düşmanı olmayanlara karşı da oldukça lütüfkardı.Zu harmlos war der Gegner.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Elle dit : "Je me réfugie contre toi auprès du Tout Miséricordieux.
Araştırması nihaî kanıtladı ve Nazi vesayetçileri ile hızlı bir şekilde lütuflarını kaybetti.Værnet perdit rapidement son crédit auprès des nazis.
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.Les poèmes, ce sont des cadeaux.
Başarıyla canlandırdığı bu rol Lugosi için hem bir lütuf, hem de bir lanet oldu.Son association avec Bartók a été pour lui une bénédiction et une malédiction à la fois.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Jesús dijo: “Felices son los misericordiosos, puesto que a ellos se les mostrará misericordia”.
Düşmanı olmayanlara karşı da oldukça lütüfkardı.Muy útil para enemigos no muy fuertes.
Onları biraz alaylı olarak selamlar ve Manon'a karşı yaptığı birçok lütufları ona hatırlatır.Los saluda irónicamente, recordando a Manon los muchos favores que le ha hecho.
Pula "lütuf" anlamına da gelir çünkü yağmur bir lütuf olarak sayılır."Pula" significa anche "benedizione", giacché la pioggia è una benedizione per questo popolo.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.E concluse: «Io non chiedo misericordia.
Başarıyla canlandırdığı bu rol Lugosi için hem bir lütuf, hem de bir lanet oldu.Tuttavia, il ruolo di Dracula si sarebbe rivelato per Lugosi sia una benedizione sia una maledizione.
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.Если твоя земля будет моей, то это будет подарок для меня.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Он сказал: оказавший ему милость.
Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.Аллах смилостивится над ними.
Kazak dilinde Sayram; dua, nimet, lütuf, şükran veya bereket anlamındadır.Каждой из них соответствует своя родовая добродетель: благопристойность, умеренность и щедрость.
Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.وغيرهم كثير رحمهم الله جميعا.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.قال رجلٌ لوهب بن منبه رحمه الله تعالى: إن فلانًا شتمك.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Xiva lhes disse: "Eu sou o Senhor dos Animais (Pashupati).
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Hij zei: "Dit is goed versus kwaad.
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.Als het land van mij is dan is het een gift aan mij.
Ama Nuh Rab’in gözünde lütuf buldu.Hierna gaat zij naar Noah om hem te zien.
Lütuf ve zarafet anlamına da gelmektedir.En om Uw gunst en waarheid saam.
Otho'dan lütuf ve ödül alabilme umudu ile Galba'yı öldürmek için yaklaşık 120 kişi gönüllü oldu.120 osób, pragnących zyskać przychylność Otona i mających nadzieję na nagrodę.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Maryja wyjaśniła: „To łaski od Mego Syna.
Lütuf kavramı ayrıca Tanrı’nın gücünü ifade eder.Bywa również odczytywane jako „moc Boga”.
İnsanlara lütufta bulunur.Про людей (O lidech).
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.A také vyřkla: „Patří-li mi sláva, nemine mne“.
Otho'dan lütuf ve ödül alabilme umudu ile Galba'yı öldürmek için yaklaşık 120 kişi gönüllü oldu.Kolem sto dvaceti lidí se dožadovalo od Othona odměny za zabití Galby.
Lütuf kavramı ayrıca Tanrı’nın gücünü ifade eder.Hle, také já vidím, je výrok Hospodinův."
Tanrısal lütuf, ikonda kutsanmış olarak yer alır.Požehnání – kněz uděluje pokoj.
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.Sošky sloužily jako dary pro blízké.
Baktı Han: Lütuf Tanrısı.Despre Sfântul Duh. vi.
Lütuf ve zarafet anlamına da gelmektedir.Se merkitsee anteeksiantamista tai muuta hyvyyttä.
Lütuf kavramı ayrıca Tanrı’nın gücünü ifade eder.Kuitenkin myös demonit tunnustavat Jumalan voiman.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Laban sa: «Denne røysen skal i dag være vitne mellom meg og deg.»
Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.Allah memberikan karunia itu hanya kepada orang-orang yang menjadi umat pilihan-Nya saja.
Onu ziyaret eder, hediyeler getirir ve kurban adayarak lütuf dilerlerdi."Ia memperkenalkan diri kepada orang-orang yang lewat, dan meminta mereka agar mau menjadi penggemarnya.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Nguyễn Du viết: “Rằng Từ công hậu đãi ta.
Tanrısal lütuf, ikonda kutsanmış olarak yer alır.皇后は大変喜び、二神をもてなした。
Onları biraz alaylı olarak selamlar ve Manon'a karşı yaptığı birçok lütufları ona hatırlatır.挨拶状には故人の戒名を記すことも多い。
Onları biraz alaylı olarak selamlar ve Manon'a karşı yaptığı birçok lütufları ona hatırlatır.我們將懷念他親切友善的問候,他熱情的握手,他愉快的微笑和鼓勵。
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.臧堅叩頭說:「謹拜謝君主的命令。
Ben, imparatorun çok lütfunu gördüm ve her şeyimle bu lütuflara karşılık vermeye hazırım.我接收了皇帝的很多恩典,我没有什么可报答的。
İnsanlara lütufta bulunur.人咸以为孝感焉。
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.今天的典礼,就是给我的宴食。
Baktı Han: Lütuf Tanrısı.레우케티오스: 천둥의 신.
Eğer bu araziler benimse bunalar bana lütuflu hediyelerdir.Приходите от тях са дарени за благотворителни цели.
İlgili Sayfalar