lütuf ile cümle
lütuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.ונתתי את חן העם הזה בעיני מצרים והיה כי תלכון לא תלכו ריקם׃
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.واعطي نعمة لهذا الشعب في عيون المصريين. فيكون حينما تمضون انكم لا تمضون فارغين.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.我 必 叫 你 們 在 埃 及 人 眼 前 蒙 恩 、 你 們 去 的 時 候 、 就 不 至 於 空 手 而 去
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.我 必 叫 你 們 在 埃及人 眼前 蒙恩 、 你 們去 的 時候 、 就 不 至於 空手 而去
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.Jawab Hana, "Semoga aku mendapat restu Bapak." Kemudian ia pergi, lalu makan; dan ia tidak sedih lagi
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.가로되 당신의 여종이 당신께 은혜 입기를 원하나이다 하고 가서 먹고 얼굴에 다시는 수색이 없으니라
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.ותאמר תמצא שפחתך חן בעיניך ותלך האשה לדרכה ותאכל ופניה לא היו לה עוד׃
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.فقالت لتجد جاريتك نعمة في عينيك. ثم مضت المرأة في طريقها واكلت ولم يكن وجهها بعد مغيّرا
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.哈 拿 說 、 願 婢 女 在 你 眼 前 蒙 恩 . 於 是 婦 人 走 去 喫 飯 、 面 上 再 不 帶 愁 容 了
Hanna, ‹‹Senin gözünde lütuf bulayım›› deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi.哈 拿說 、 願 婢女 在 你 眼前 蒙恩 . 於是 婦人 走去 喫飯 、 面上 再 不 帶 愁容 了
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Albowiem łaską jesteście zbawieni przez wiarę, i to nie jest z was, dar to Boży jest;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Căci prin har aţi fost mîntuiţi, prin credinţă. Şi aceasta nu vine dela voi; ci este darul lui Dumnezeu.
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Denn aus Gnade seid ihr selig geworden durch den Glauben, und das nicht aus euch: Gottes Gabe ist es,
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.For av nåde er I frelst, ved tro, og det ikke av eder selv, det er Guds gave,
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Kajti iz milosti ste rešeni po veri, in to ni iz vas, dar Božji je to;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.너희가 그 은혜를 인하여 믿음으로 말미암아 구원을 얻었나니 이것이 너희에게서 난 것이 아니요 하나님의 선물이라
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Lebo ste milosťou spasení skrze vieru, a to nie zo seba, je to dar Boží,
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Mert kegyelembõl tartattatok meg, hit által; és ez nem tõletek van: Isten ajándéka ez;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Nebo milostí spaseni jste skrze víru, a to ne sami z sebe: darť jest to Boží,
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Per questa grazia infatti siete salvi mediante la fede; e ciò non viene da voi, ma è dono di Dio
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Porque pela graça sois salvos, por meio da fé; e isto não vem de vós, é dom de Deus;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Porque por gracia sois salvos por medio de la fe; y esto no de vosotros, pues es don de Dios
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Sillä armosta te olette pelastetut uskon kautta, ette itsenne kautta - se on Jumalan lahja -
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Thi af Nåden ere I frelste ved Tro, og det ikke af eder selv, Guds er Gaven;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Ty av nåden ären I frälsta genom tro -- och det icke av eder själva, Guds gåva är det --
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Διοτι κατα χαριν εισθε σεσωσμενοι δια της πιστεως και τουτο δεν ειναι απο σας, Θεου το δωρον
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Благодатю бо ви спасені через віру; і се не од вас: се Божий дар;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Ибо благодатью вы спасены через веру, и сие не от вас, Божий дар:
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.и в едно тяло да примири и двата с Бога чрез кръста, като уби на него враждата.
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.כי בחסד נושעתם על ידי האמונה ולא מידכם היתה זאת כי מתת אלהים היא׃
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.لانكم بالنعمة مخلّصون بالايمان وذلك ليس منكم. هو عطية الله.
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.你 們 得 救 是 本 乎 恩 、 也 因 著 信 、 這 並 不 是 出 於 自 己 、 乃 是 神 所 賜 的
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.你 們 得救 是 本乎恩 、 也 因 著信 、 這並 不 是 出於 自己 、 乃是 神所賜的
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakAz ember, valamint a gyógynövények, - kegyelem és durva lesz, és ahol a rosszabb a meghatározó,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakBeim Menschen sowie Kräuter, - Gnade und unhöflich wird, und wo die worser überwiegt,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakBij de mens maar ook kruiden, - genade en onbeleefd wil, En waar de overheersende erger is,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakChez l'homme, ainsi que les herbes, - la grâce et grossier volonté, et où le worser est prédominante,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakDalam manusia serta tumbuh-tumbuhan, - kasih karunia dan kasar akan; Dan di mana worser adalah dominan,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakEn el hombre, así como hierbas, - la gracia y grosero voluntad, y donde el worser es predominante,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakHos människa såväl som örter, - nåd och oförskämd vilja, och där värre dominerar,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakHos mennesker samt urter, - nåde og uhøflige vil, og hvor de worser er fremherskende,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakIhmisellä sekä yrttejä, - Grace ja töykeä se, ja missä worser on hallitseva,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakÎn om, precum şi ierburi, - harul şi nepoliticos va; Şi în cazul în care worser este predominantă,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakNell'uomo così come le erbe, - grazia e maleducato volontà, E dove il worser è predominante,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakNo homem, bem como ervas, - graça e rude vontade; E onde a worser é predominante,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakTrong người đàn ông cũng như thảo dược, - ân sủng và thô lỗ; nơi worser là yếu tố nổi bật,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakU človeka, rovnako ako bylinky, - Grace a bude hrubý a kde prevažuje horšieho,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakU člověka, stejně jako bylinky, - Grace a bude hrubý a kde převažuje horšího,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakU człowieka, jak również zioła, - łaski i rude będzie, a gdzie worser jest dominujący,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakV človeku, kot tudi zelišča, - bo milost in nesramen; In kje je worser prevladujoča,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacak, worser이 주된 어디에 그리고, - 인간뿐만 아니라 허브에 은혜와 무례됩니다
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakΣτον άνθρωπο, καθώς και βότανα, - χάρη και αγενείς θα? Και εκεί όπου η worser είναι κυρίαρχο,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakВ человеке, а также травы, - изящество и грубо воли; А где worser преобладает,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakПри човека, както и билки, - благодат и грубо ще И къде по-лошо е преобладаващ,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakבאדם, כמו גם עשבי תיבול, - חסד בגסות יהיה, ואיפה מעבר לכך הוא השולט,
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakفي الانسان ، فضلا عن الأعشاب و-- والنعمة وقحا ، وحيث يسود worser ،
Kötü baskın olduğu; adam gibi otlar, lütuf ve kaba olacakフルすぐに潰瘍死はその植物を食べる。 [ロミオを入力してください。]
Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi.Albowiem zakon przez Mojżesza jest dany, a łaska i prawda przez Jezusa Chrystusa stała się.
Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi.căci Legea a fost dată prin Moise, dar harul şi adevărul au venit prin Isus Hristos.
Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi.car la loi a été donnée par Moïse, la grâce et la vérité sont venues par Jésus Christ.
İlgili Sayfalar