lütuf ile cümle

lütuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.Če je videti, da obstaja kazen, potem je celo to dejanje milosti, ki ga tisti trenutek ne cenimo.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.Dacă pare să fie o pedeapsă, până și aceasta vine din grație, pe care pe moment nu o apreciezi.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.Ha valami büntetésnek is tűnik, még az is a kegyelem műve, amit akkor éppen nem méltányolunk.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.Om det verkar finnas straff, så är även det en handling av grace, som vi inte uppskattar för det tillfället.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.Se parece haver punição, então mesmo isto é uma ação da Graça, que no momento nós não apreciamos.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.S'il semble y avoir "châtiment", cela même est un effet de la Grâce - qu'on n'apprécie pas sur le moment...
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.Si parece haber castigo, incluso eso es una acción de gracia, que en el momento no apreciamos.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.Usein sanot "kiitos" väärälle ihmiselle, joka saa sinut tuntemaan olosi sillä hetkellä hyvältä.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.Если кажется, что происходит наказание, то даже и это акт милосердия, который в данный момент мы не ценим.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.אם דבר מה נראה כמו עונש אפילו זה הינו מעשה של חסד אשר באותו הרגע אינך מעריך.
Eğer bir ceza olduğu varsayılırsa bile, o da bizim zamanında şükretmediğimiz bir lütuf.اذا يبدو أن هناك عقوبة اذاً حتى ذلك نوع من البركة الذي في ذلك الوقت لا نقدره.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Če pa je iz milosti, ni več iz del, sicer bi milost več ne bila milost.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!E se lo è per grazia, non lo è per le opere; altrimenti la grazia non sarebbe più grazia
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Het was de genade van God. Ze konden er zelf niets aan toedoen, anders zou het geen genade zijn.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!만일 은혜로 된것이면 행위로 말미암지 않음이니 그렇지 않으면 은혜가 은혜되지 못하느니라
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Mas se é pela graça, já não é pelas obras; de outra maneira, a graça já não é graça.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Men er det af Nåde, da er det ikke mere af Gerninger, ellers bliver Nåden ikke mere Nåde.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!men er det av nåde, da er det ikke mere av gjerninger, ellers blir nåden ikke mere nåde.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Men har den skett av nåd, så har den icke skett på grund av gärningar; annars vore nåd icke mer nåd.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Mutta jos valinta on armosta, niin se ei ole enää teoista, sillä silloin armo ei enää olisikaan armo.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Nhưng nếu bởi ơn thì chẳng phải bởi việc làm nữa; bằng chẳng, thì ơn không còn phải là ơn.
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Nhưng nếu bởi ơn thì chẳng phải bởi việc_làm nữa ; bằng chẳng , thì ơn không còn phải là ơn .
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Y si es por la gracia, no procede de las obras; de otra manera, la gracia ya no sería gracia
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!Да се помрачат очите им, та да не виждат, И сгърби гърба им за винаги".
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!既 是 出 於 恩 典 、 就 不 在 乎 行 為 . 不 然 、 恩 典 就 不 是 恩 典 了
Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!既 是 出於 恩典 、 就 不 在乎 行為 . 不然 、 恩典 就 不 是 恩典了
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,Apoi a zis: ,,Doamne, dacă am căpătat trecere în ochii Tăi, nu trece, rogu-Te, pe lîngă robul Tău.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,A povedal: Môj Pane, ak som našiel milosť v tvojich očiach, prosím, neobídi svojho služobníka!
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,A řekl: Pane můj, jestliže jsem nyní nalezl milost před očima tvýma, prosím, nepomíjej služebníka svého.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,dicendo: «Mio signore, se ho trovato grazia ai tuoi occhi, non passar oltre senza fermarti dal tuo servo
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,e disse: Meu Senhor, se agora tenho achado graça aos teus olhos, rogo-te que não passes de teu servo.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,És monda: Jó Uram, ha kedves vagyok te elõtted, kérlek, ne kerüld el a te szolgádat.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,Et il dit: Seigneur, si j`ai trouvé grâce à tes yeux, ne passe point, je te prie, loin de ton serviteur.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,in reče: Gospod moj, če sem našel milost v tvojih očeh, ne pojdi, prosim, mimo svojega hlapca.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,I rzekł: Panie mój, jeźlim teraz znalazł łaskę w oczach twoich, nie mijaj, proszę, sługi swego.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,ja sanoi: "Herrani, jos olen saanut armon sinun silmiesi edessä, älä mene palvelijasi ohitse.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,가로되 내 주여 내가 주께 은혜를 입었사오면 원컨대 종을 떠나 지나가지 마옵시고
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,och sade: »Herre, har jag funnit nåd för dina ögon, så gå icke förbi din tjänare.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,og sagde: "Herre, hvis jeg har fundet Nåde for dine Øjne, så gå ikke din Træl forbi!
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,og sa: Herre! Dersom jeg har funnet nåde for dine øine, så gå ikke din tjener forbi!
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,und sprach: HERR, habe ich Gnade gefunden vor deinen Augen, so gehe nicht an deinem Knecht vorüber.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,và thưa rằng: Lạy Chúa, nếu tôi được ơn trước mặt Chúa, xin hãy ghé lại nhà kẻ tôi tớ Chúa, đừng bỏ đi luôn.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,Y dijo: --Señor, si he hallado gracia ante tus ojos, por favor, no pases de largo a tu siervo
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,και ειπε, Κυριε μου, εαν ευρηκα χαριν εις τους οφθαλμους σου, μη παρελθης, παρακαλω, τον δουλον σου
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,Господарю мой, ако съм придобил твоето благоволение, моля Ти се, не отминавай слугата слугата Си.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,и сказал: Владыка! если я обрел благоволение пред очами Твоими, не пройди мимо раба Твоего;
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,ויאמר אדני אם נא מצאתי חן בעיניך אל נא תעבר מעל עבדך׃
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,وقال يا سيد ان كنت قد وجدت نعمة في عينيك فلا تتجاوز عبدك.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,說 、 我 主 、 我 若 在 你 眼 前 蒙 恩 、 求 你 不 要 離 開 僕 人 往 前 去
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,說 、 我 主 、 我 若 在 你 眼前 蒙恩 、 求 你 不 要 離開 僕人 往 前去
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.A dám milost lidu tomuto před očima Egyptských. I stane se, že když půjdete, neodejdete prázdní.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.A dám tomuto ľudu milosť v očiach Egypťanov, a bude, keď pojdete, nepojdete prázdni.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.E eu darei graça a este povo aos olhos dos egípcios; e acontecerá que, quando sairdes, não saireis vazios.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.És kedvessé tészem e népet az Égyiptombeliek elõtt, és lészen, hogy mikor kimentek, nem mentek üresen.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Ja minä annan tämän kansan päästä egyptiläisten suosioon, niin että te lähtiessänne ette lähde tyhjin käsin.
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.내가 애굽 사람으로 이 백성에게 은혜를 입히게 할지라 너희가 갈 때에 빈 손으로 가지 아니하리니
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Og jeg vil la dette folk finne yndest hos egypterne, så I, når I drar ut, ikke skal dra tomhendt bort;
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.Und ich will diesem Volk Gnade geben vor den Ägyptern, daß, wenn ihr auszieht, ihr nicht leer auszieht;
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.И дам народу сему милость в глазах Египтян; и когда пойдете, топойдете не с пустыми руками:
‹‹Halkımın Mısırlıların gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.И ще дам на тия люде благоволението на египтяните, та, когато тръгнете, няма да отидете празни;
İlgili Sayfalar