lütuf ile cümle
lütuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu bize bahşedilmiş bir lütuf!Sú darom!
Bu bize bahşedilmiş bir lütuf!Temos um dom!
Bu bize bahşedilmiş bir lütuf!Vi har en gåva!
Bu bize bahşedilmiş bir lütuf!Wir haben ein Geschenk!
Bu bize bahşedilmiş bir lütuf!Έχουμε ένα χάρισμα!
Bu bize bahşedilmiş bir lütuf!יש לנו מתנה! לכל אחד יש בתוכו מתנה,
Bu bize bahşedilmiş bir lütuf!هى عبارة عن هدية..اي واحد منا يمتلك شيئ مميزا داخله
Bu bize bahşedilmiş bir lütuf!正直なところ 「普通」を追求することは
Bu mucizeyi Prenses Lee Seol yarattı. Çok büyük bir lütuf.Αλλά αυτό θαύμα έγινε πραγματικότητα με πρωτοβουλία... της πριγκίπισσας Λι Σεολ.
Bu onlar için büyük bir lütuf oldu. dışarıda çocuklarımızı kör eden, yemeksiz bırakan,Det er kommet, som en stor velsignelse for dem. Der er en fabrik derude der gør vores børn blinde,
Bu onlar için büyük bir lütuf oldu. dışarıda çocuklarımızı kör eden, yemeksiz bırakan,이것은 그들에게는 굉장한 혜택이 되었습니다. 바깥세계에는 우리의 어린이들을 봉사로 만드는 공장들이 있습니다, 그들에게 음식을 제공할 수가 없고,
Bu onlar için büyük bir lütuf oldu. dışarıda çocuklarımızı kör eden, yemeksiz bırakan,וזה בא להם כברכה גדולה. ישנה תעשיה שלמה שהופכת את ילדינו לעיוורים, שאינה מסוגלת לספק להם מזון,
Bu onlar için büyük bir lütuf oldu. dışarıda çocuklarımızı kör eden, yemeksiz bırakan,وهذه هبة عظيمة لهم. هناك معمل في الخارج يجعل أطفالنا عميانا، دون إمكانية تزويدهم بالطعام،
Bu onlar için büyük bir lütuf oldu. dışarıda çocuklarımızı kör eden, yemeksiz bırakan,ある工場の事故で子供たちが失明し 彼らには食糧もビタミンAも 提供されませんでした
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.A chi lavora, il salario non viene calcolato come un dono, ma come debito
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Al que obra, no se le considera el salario como gracia, sino como obligación
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Annak pedig, a ki munkálkodik, a jutalom nem tulajdoníttatik kegyelembõl, hanem tartozás szerint;
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.A robiącemu zapłata nie bywa przyczytana podług łaski, ale podług długu;
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.A tistemu, ki opravlja dela, se ne računi plačilo po milosti, temuč po dolžnosti.
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Dem aber, der mit Werken umgeht, wird der Lohn nicht aus Gnade zugerechnet, sondern aus Pflicht.
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Însă, celui ce lucrează, plata cuvenită lui i se socoteşte nu ca un har, ci ca ceva datorat;
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Kdožť skutky činí, tomuť odplata nebývá počtena podle milosti, ale podle dluhu.
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.일하는 자에게는 그 삯을 은혜로 여기지 아니하고 빚으로 여기거니와
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Men den, som gør Gerninger, tilregnes Lønnen ikke som Nåde, men som Skyldighed;
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.men den som har gjerninger, ham tilregnes lønnen ikke av nåde, men som skyldighet;
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Mutta töitä tekevälle ei lueta palkkaa armosta, vaan ansiosta,
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Ora, ao que trabalha não se lhe conta a recompensa como dádiva, mas sim como dívida;
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Or, à celui qui fait une oeuvre, le salaire est imputé, non comme une grâce, mais comme une chose due;
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Orang yang bekerja, menerima gaji; dan gajinya tidak dianggap sebagai suatu pemberian, sebab itu adalah haknya
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Tomu však, kto robí skutky, nepočíta sa mzda podľa milosti, ale podľa podlžnosti.
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Vả , đối_với kẻ nào làm_việc , thì tiền_công không kể là ơn , nhưng kể như_là nợ ,
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Vả, đối với kẻ nào làm việc, thì tiền công không kể là ơn, nhưng kể như là nợ,
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Wie werkt voor een beloning, krijgt die niet omdat het een gunst is, maar omdat hij er recht op heeft.
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Εις δε τον εργαζομενον ο μισθος δεν λογιζεται ως χαρις, αλλ' ως χρεος
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır."Блажени ония, чиито беззакония са простени Чиито грехове са покрити;
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Воздаяние делающему вменяется не по милости, но по долгу.
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.Оце ж хто робить, нагорода не полїчуєть ся по благодаті, а по довгу.
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.הנה הפעל לא יחשב לו שכרו על פי החסד כי אם על פי החוב׃
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.اما الذي يعمل فلا تحسب له الاجرة على سبيل نعمة بل على سبيل دين.
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.作 工 的 得 工 價 、 不 算 恩 典 、 乃 是 該 得 的
Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.作工 的 得 工價 、 不 算 恩典 、 乃是 該 得的
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››Da sa de: Du har holdt oss i live; la oss finne nåde for min herres øine, så skal vi være Faraos træler.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››De svarede: "Du har reddet vort Liv; måtte vi eje min Herres Gunst, så vil vi være Faraos Trælle!"
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››Jawab mereka, "Tuan telah menyelamatkan kami dan kami berterima kasih. Kami rela menjadi hamba raja.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››그들이 가로되 주께서 우리를 살리셨사오니 우리가 주께 은혜를 입고 바로의 종이 되겠나이다
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››Oni pa reko: Ohranil si nam življenje; najdemo naj milost v očeh gospoda svojega, in bodemo hlapci Faraonovi.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››"U hebt onze levens gered", vonden de mensen. "Wij zullen Farao graag dienen als lijfeigenen."
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››И те рекоха: Ти опази живота ни; нека придобием благоволението на господаря си, и ще бъдем слуги на Фараона.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››Они сказали: ты спас нам жизнь; да обретем милость в очах господина нашего и да будем рабами фараону.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››ויאמרו החיתנו נמצא חן בעיני אדני והיינו עבדים לפרעה׃
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››فقالوا احييتنا. ليتنا نجد نعمة في عيني سيدي فنكون عبيدا لفرعون.
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››他 們 說 、 你 救 了 我 們 的 性 命 、 但 願 我 們 在 我 主 眼 前 蒙 恩 、 我 們 就 作 法 老 的 僕 人
‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››他 們說 、 你 救 了 我 們 的 性命 、 但願 我 們 在 我 主 眼前 蒙恩 、 我們 就 作法 老的 僕人
Çoğu şöhret isaac mall çocuklar sizin iddia Herkes nasıl inanılmaz lütuf Treanor nomik satranç oyuncusu kampusCampus Sie sind ein guter Spieler welche Art von internationaler Großmeister
Çoğu şöhret isaac mall çocuklar sizin iddia Herkes nasıl inanılmaz lütuf Treanor nomik satranç oyuncusu kampus대부분의 명성 이삭 쇼핑몰에 남자는 소유권 주장 모든 방법을 놀라운 은혜 트레 널 nomic 체스 플레이어 교정
Çoğu şöhret isaac mall çocuklar sizin iddia Herkes nasıl inanılmaz lütuf Treanor nomik satranç oyuncusu kampusבני הטענה שלך לקניון יצחק התהילה ביותר כולם עד כמה אתה מדהים החסד טרינור שחקן השחמט nomic קמפוס
Çoğu şöhret isaac mall çocuklar sizin iddia Herkes nasıl inanılmaz lütuf Treanor nomik satranç oyuncusu kampus経済チェスプレーヤー キャンパス あなたは良い選手です
Çok büyük bir lütuf.C'est une tellement grande faveur divine.
Çok büyük bir lütuf.Micsoda isteni kegy.
Çok büyük bir lütuf.قوة العائلة الملكية
İlgili Sayfalar