Sesi kuvvetli olduğu için gönülden hikâyeler anlatmayı sever.Ze vertelt graag sterke verhalen om interessant te lijken.
Allah inancı kuvvetli ve dindar biri.God is bestaand, intelligent en gelukzalig.
Bu dönemde olan olaylar ilerki dönemlerde kuvvetli şekilde İrlanda milliyetçiliğini besleyecektir.Het is volgens deze Afrikaanse stam op zo'n dag onverantwoord belangrijke beslissingen te nemen.
Hüseyin Paşa, son derece kuvvetliydi.Pabongka deed dat op ronduit gewelddadige wijze.
Sonraki sinyaller ortaya çıkaracak kadar açıkça kuvvetli idi.Vervolgens wordt er bepaald hoe sterk de signalen zijn.
Takip eden sinyaller açıkça kuvvetli idi ortaya çıkacak kadar.Dit type laat ieder signaal door, zodra het sterk genoeg is.
Kuvvetli bir rüzgar esiyor ve ben hızlı gidemiyorum.Er waait een sterke wind en ik kan niet snel gaan.
Kuvvetli kırmızı şarap ile tüketilmesi tavsiye edilir.Polecana jest do wytrawnego, czerwonego wina.
Erkli (güçlü, kuvvetli) demektir.The mighty Ngalawa (ang.).
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Istnieją skąpe dane na ten temat.
Bu kadın oğluna çok kuvvetli bir milliyet duygusu aşıladı.To właśnie czyni tak ciężkie ramię Mego Syna.
Lakin kuvvetli top atışı sebebiyle geri çekilmek zorunda kalındı.Szebabowie z powodu mocnego ostrzału byli zmuszeni do wycofania się.
Çok kuvvetli bir zehirdir.Jest silną trucizną.
Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı.W Jasnej Polanie powstały dwie najważniejsze powieści pisarza: Wojna i pokój oraz Anna Karenina.
Para Para ve Eurobeat birbirleriyle çok kuvvetli bir ilişki içerisindedir.Mead i Benedict charakteryzują się silnym wzajemnym wpływem.
Rusya, kuvvetli bir devlet olduğunu kanıtladı.Można kwestionować, czy Rosja jest jeszcze wielkim mocarstwem.
Adanın istilalasının en kuvvetli olduğu noktada İzlanda'da 25,000 İngiliz askeri bulunuyordu.W szczytowym okresie okupacji wyspy na Islandii stacjonowało około 25 tysięcy żołnierzy brytyjskich.
Kepçeyle karıştırarak kuvvetli ateşte birer dakika kadar kızartılarak servis tabağına alınır.Następnie zamieszać i gotować na małym ogniu pod przykryciem kilkanaście minut.
Kuvvetli oksitleyicilerle ve kuvvetli asitlerle şiddetli reaksiyona girer.Wchodzi w gwałtowne reakcje z silnymi utleniaczami.
İnanışa göre bu relikler yaydıkları kuvvetli bir mür kokusu sonucunda bulunmuştur.Według świadków z grobu wydzielał się cudowny zapach.
Kuvvetli bacaklara sahiptir.Ma mocne nogi.
Egzersiz vücudunu kuvvetli yapar.Ćwiczenia wzmacniają twoje ciało.
Kraliyet Donanması ile kuvvetli bir şekilde bağı vardır. ancak aynı zamanda İngiliz Ordusu'da kullanır .Den förknippas starkt med brittiska flottan, men har också använts av brittiska armén.
Altıncı hisleri çok kuvvetlidir.Terrängen på Kuusinen är mycket platt.
Fakat Sovyet direnişi çok kuvvetliydi.Den sovjetiska övermakten var mycket stor.
Kuvvetli bir zehri vardır ve insanlar için ölümcüldür.Giftet är starkt och kan vara dödligt för en människa.
Kuvvetli mavi sır olarak karakterize edildi.De blir lugnade av farbror Blå.
Vücudu devamlı kuvvetli tutmalı, yeme-içmeye çok dikkat etmelidir.Man bör dricka mycket och tugga maten noga.
Balıkçılık bir diğer kuvvetli alandır.Fiske är en annan stor näring.
Çiğneme kaslarının en kuvvetlisidir.Vilken är det tätaste sättet att packa sfärer?
Kuvvetli yapısı ve çalışkan olması nedeniyle ırkçı davranışlara direnerek okulunu başarıyla bitirdi.Genom energiskt arbete och pengainsamling lyckades han återupprätta skolans status.
Şüphesiz, Soğuk Savaş sırasında Kızıl Ordu herhangi bir ülkenin ordusundan çok daha kuvvetliydi.Under kalla kriget var öarna befästa av Röda armén.
Kuvvetli kırmızı şarap ile tüketilmesi tavsiye edilir.(Skall vi välja ett rödvin? )
Fiziksel olarak kuvvetli, sert ve yeteneklidir.Den är mentalt och fysiskt stark och tålig.
Çok kuvvetli bir zehirdir.Den är mycket giftig.
Hem askeri, hem de sivillere kolluk kuvvetliği görevi yapar.Men både civila och militära myndigheter var naturligtvis på sin vakt.
1 Sanzatu açışı kuvvetli, yani 15 - 17 puan içeren ellerle yapılır.Om handen är balanserad och innehåller 15-17 hp öppnar man med 1nt.
Ancak, bu genelde fazla kuvvetli bir şarttır, bu gerekli değildir.Vissa är överviktiga, men det är vanligen inget krav.
Canavar geceleri avlandığı için görme duyusu en kuvvetli siyah beyazdadır.Оскільки дияволи полюють уночі, їх зір найгостріший у чорно-білому режимі.
Özel bir yakı yapın ve enseme kuvvetlice basın.Підготуйте і поріжте всі інгредієнти заздалегідь.
Bacakları uzun ve kuvvetli, ayakları 3 parmaklıdır.Ноги довгі і сильні, мають лише три пальці.
Kuvvetli fırça tekniği ve ifade gücü yüksek renk seçimleriyle tanınır.Відомий своєю енергійною манерою і виразним вибором кольорів.
Çok kuvvetli bir zehirdir.Сильна отрута.
Adanın istilalasının en kuvvetli olduğu noktada İzlanda'da 25,000 İngiliz askeri bulunuyordu.Під час піку окупації Ісландії на острові перебувало 25 тис. британських солдатів.
Kuvvetli kırmızı şarap ile tüketilmesi tavsiye edilir.Бажано вживати його з насиченими, червоними винами.
Propaganda kelimesi reklamın tersine kuvvetli bir olumsuz anlam taşır.По-друге, є дуже подібним до визначення поняття «недобросовісна реклама».
Tar-Aldarion altın saçlı güçlü kuvvetli bir insandı.Гуфі — прекрасний друг з золотим серцем.
Sesi kuvvetli olduğu için gönülden hikâyeler anlatmayı sever.У відповідь Доктор заявляє, що йому просто подобається звук.
Örgütün en kuvvetli savaşçılarından birisidir.Кожен з них — найкращий воїн своєї роти.
Kuvvetli asitler %100 çözünürler.Спортивними формами забезпечені на 100%.
Annesi Meliha Hanım (İpek Bilgin) görme engelli ama sezgileri çok kuvvetli bir kadındır.Його підставили найближчі люди: кохана Ейшан, старший брат Алі і найкращий друг Дженгіз.
"Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshâk'ı ve Yâkub'u da an.Vládl tak déle než Ibrahim Paša a většina jeho předchůdců i nástupců.
Messier 81, Messier 82, ve NGC 3077 çok kuvvetli bir şekilde birbirlerini etkiliyorlar.Messier 81, Messier 82 a NGC 3077 na sebe navzájem silně působí.
Gramsci, erken dönem Marks'ı gibi, tarihçiliğin kuvvetli bir taraftarıydı.Gramsci, stejně jako raný Marx, byl rozhodným zastáncem historismu.
Altıncı hisleri çok kuvvetlidir.Osemení je velice tvrdé.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.Má silné tělo.
Kuvvetli bir içkidir %40-%55 alkol içermektedir.Obsahuje 40% - 50% alkoholu.
Gövdeleri dik, kuvvetli, sert ve boyuna olukludur.Tělo je zavalité a mohutné, bočně zploštělé.
Mücverin tadı kuvvetli olmadığı için değişik usullerde servis edilebilir.Vzhledem k jemné chuti se nedoporučuje moc kořenit.
Sağlam,pek ve kuvvetli anlamlarına gelir.Plodí záhy, hojně a pravidelně.