Ana içeriğe geç
Sözlük

kuvvetli ile cümle

kuvvetli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Erime noktası yüksek olan bileşiklerin iyonik bağı da kuvvetlidir.فالقوة الموجهة النسبية المنخفضة "ب" تنعكس في القوة الموجهة العالية نسبيًا "A".
Hanife oğulları Haricilerin en kuvvetlileri ve en kalabalık olanları idi.وقُتل من أصحاب ابن الأرقط مقتلة عظيمة، وأُسر منهم كثير.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.قد يؤدي السعال القوي إلى كسور في الأضلاع أو فقدان وجيز للوعي.
Zaten Türkiye'de oldukça kuvvetli bir karikatür mizah geleneği bulunmaktadır.وبالفعل هناك تقليد كاريكاتور فكاهي قوي جداً في تركيا.
Kuvvetli ısıtma patlamalara yol açabilir.وقد يؤدي التسخين الشديد إلى الانفجار.
Kın kanatlılarda ön (üst) kanatlar (elitra) kuvvetlice kitinleşip koruma görevi üstlenmişlerdir.يُعتَبَر آمنًا عمومًا في الحَمْل؛ فهو ضمن طائِفة اللِّينكوساميد ويعمل لمَنْع الجُرْثومة من صُنْع البروتين.
Titanyum oksit M yıldızlarında kuvvetli olabilir, genellikle M5 ile hakimdir.يُمكن أن يكون أوكسيد التيتانيوم قوياً في طيف هذا النوع، وعادة يكون قويا في درجة M5 من الطيف.
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.الرواية أقوى من المؤلفة.
Allah inancı kuvvetli ve dindar biri.ولكن الله قادر وكريم.
Kasırga gözü geçtikten bir saat sonra ters yönde daha kuvvetli bir rüzgâr eser.ثم تهب عاصفة استوائية قادمة في الاتجاه المعاكس.
Deve kuşları en başta uçma yeteneklerini kaybetmiş olup, tinamular da kuvvetli uçucu kuşlardan değildir.سميت الطيور طيوراً لقدرتها على الطيران بالطبع ومع ذلك فليست كل الطيور طائرة.
Bu kuvvetli buhar türbin kanatçıkları üzerinden geçerek milin dönmesini sağlar.وجعلت هذه الموجة الصادمة من السديم أن يدور.
Ancak,- Osmanlıca yazılışından dolayı, İnallı adının zamanla Eynelli şekline dönüştüğü kuvvetli ihtimaldir.أي: خذه وهو نوع قياسي من اسم الفعل، يمكن صوغه في كل وقت على وزن (فعال) بمعنى افعل.
Potasyumla işlenen cam normal camdan daha kuvvetlidir.مقاومة الكسر أكثر من الزجاج العادى.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.توفر أسباب قوية لذلك.
Kuvvetli bir statin ilacı olan cerivastatin (Lipobay®), bu komplikasyon nedeniyle piyasadan çekilmişti.وقد سحب دواء ستاتين القوية، سيريفاستاتين (ليبوباي)، بسبب هذا التعقيد.
Teorinin kuvvetli bir yanı, otistik insanların performansındaki zirveleri ve özel yetenekleri öngörmesidir.وتتوقع إحدى النقاط القوية في هذه النظرية وجود مواهب خاصة وذروات في أداء المصابين بالتوحد.
Kraliyet Donanması ile kuvvetli bir şekilde bağı vardır. ancak aynı zamanda İngiliz Ordusu'da kullanır .É fortemente associada à Marinha Britânica, mas também é usada pelo Exército Britânico.
Kuvvetli bir ilim] tahsili yaptı.Porém, o poderoso Asura escondia um segredo.
Bir kere programlandıktan sonra EPROM, sadece kuvvetli mor ötesi ışığa maruz kaldığında silinebilir.Uma vez programado, uma EPROM pode ser apagada apenas por exposição a uma forte luz ultravioleta.
Paradoksun bu iki versiyonundan şu anda hangisinin daha kuvvetli olduğu belirsizdir.Não se sabe qual versão do paradoxo é a mais forte.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Existem críticas contundentes quanto a esse aspecto .
Vezir , satranç taşlarının en kuvvetlisidir.Rainhas são as peças mais poderosas.
Rusya, kuvvetli bir devlet olduğunu kanıtladı.A Rússia começou a ter um forte sistema presidencial.
Böylece rakiplerin kuvvetli ve zayıf oldukları yönleri tespit edilmeye çalışılır.A luta depende de como se usam os pontos fracos e fortes.
Aynı zamanda kuvvetli bir stimulandır.É também um estimulante do apetite.
Çok kuvvetli bir zehirdir.Possui um potente veneno.
Gramsci, erken dönem Marks'ı gibi, tarihçiliğin kuvvetli bir taraftarıydı.Gramsci, a exemplo de Marx quando moço, enfaticamente defendia o historicismo.
Metil asetat kuvvetli sulu bazlar ya da sulu asitlerin mevcudiyetinde kararlı değildir.Acetato de metila não é estável na presença de bases ou ácidos fortes aquosos.
2010 yapımı Yenilmezler: Dünyanın Kuvvetli Kahramanları çizgi filminde Peter Jessop tarafından seslendirildi.Visão aparece em The Avengers: Earth's Mightiest Heroes, dublado por Peter Jessop.
Donald'a karşı kuvvetli bir yakınlık gösteren biri olarak tasvir edilir.Ela é geralmente mostrada tendo uma grande afinidade com Donald.
Moleküller arası bağlardan daha kuvvetlidirler.As forças intramoleculares são mais fortes do que as forças intermoleculares.
En büyük teknikleri kuvvetli şimşek saldırılarıdır.Suas técnicas de luta são as adagas voadoras.
Uçuşları, kuvvetli ve direkttir.O seu voo é plano e directo.
Ebû Dâvud her konuda en kuvvetli olan hadisleri zikretmiştir.Ezequias, pois, prosperou em todas as suas obras."
Deprem Şili'nin başkenti Santiago'da "Mercalli şiddetli ölçeğe" göre VII (Çok kuvvetli) olarak hissedildi.O terremoto foi sentido na capital Santiago com intensidade VIII na escala de Mercalli (Ruinoso).
Halüsinojenler içerisinde en kuvvetli olandır.Dentre esses, o sorotipo A é o mais potente.
Kuvvetli rüzgârlar sürekli esiyorlar.Os ventos são constantes.
Ağızdan alındığı zaman da analgesik tesiri kuvvetlidir.Wanneer de kaas stevig is geworden, wordt deze op (stro)matjes gelegd.
Şükrü el-Kuvvetli (d.De macht om geweldige en grote dingen te doen.
Artık daha kaslı yapılı ve eski (sürümler)ine göre daha kuvvetlidirler.Dit meer is (vermoedelijk) een restant van de oude loop van de Maas.
Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı.Ook schreef hij hier zijn bekroonde romans Oorlog en vrede en Anna Karenina.
Diego Suarez 7 Mayıs'ta teslim oldu, buna rağmen kuvvetli Vichy kuvvetleri güneye doğru çekildi.Na een hevige strijd gaf Diego Suarez zich op 7 mei over aan de geallieerden.
Ordusunun yeterince kuvvetli olduğunu hissettiğinde 1756 yılında Prusya üzerine bir saldırı hazırladı.In 1756, toen ze haar leger sterk genoeg achtte, plande ze een inval in Pruisen.
Kuvvetli bir kuzey rüzgarı Venedik gemilerinin sahil surlarına yakın gelmelerine yardım ediyordu.Een sterke noordenwind maakte het de Venetiaanse schepen mogelijk dicht bij de muren te komen.
1 Sanzatu açışı kuvvetli, yani 15 - 17 puan içeren ellerle yapılır.De 1SA opening belooft 15-17 punten en een gebalanceerde hand.
Bunun üzerine takımlar kalan maçlarında daha kuvvetli kadrolarıyla sahaya çıktılar.Er kwamen verlengingen en daarin bleek Lierse de sterkste ploeg.
Ölümüne dair en kuvvetli rivayet budur.Dit is de meest machtigste gilde.
Hafızası da duyguları kadar kuvvetlidir Ceylan’ın."Het requiem is zo zachtmoedig als ikzelf."
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Daar zijn grote kanttekeningen bij te plaatsen.
İnsanlar birbirlerine ne kadar kuvvetli yaslanırlarsa, birbirlerinden korkmadıklarından o kadar emin olurlar.Hoe innig ze ook van elkaar houden, ze zijn toch kinderloos gebleven.
Annesi Meliha Hanım (İpek Bilgin) görme özürlü ama sezgileri çok kuvvetli bir kadındır.Hun moeder heeft slechts één doel en dat is al haar dochters aan de (rijke) man brengen.
Gezi yazıları kuvvetli bir gözlem gücüne dayanır.Deze levendige taferelen geven blijk van een scherp observatievermogen.
Gagaları oldukça kuvvetli ve sivri olan kuşlardır.Het zijn zeer luidruchtige en vrij agressieve vogels.
Dawkins, kuvvetli tezlerini tüm gücüyle kükreyerek geliyor."Galactus’ moet te allen tijde zijn harnas dragen om zijn enorme kracht in toom te houden.
Vezir , satranç taşlarının en kuvvetlisidir.De dame is verreweg het sterkste schaakstuk.
Kasırga gözü geçtikten bir saat sonra ters yönde daha kuvvetli bir rüzgâr eser.Uiteraard duurt dit hooguit een uurtje, waarna de orkaan met volle kracht uit de andere richting zal blazen.
Burada çok kuvvetli soğuk alan Boduri, çift taraflı zatürreye yakalandı.Het bestaat uit een sterk absorberend wondkussen met aan beide kanten een opgerolde elastische zwachtel.
Rusya, kuvvetli bir devlet olduğunu kanıtladı.Hij was voorstander van een sterke federale overheid.
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.Hij nam het ook op en had er een (toen) grote hit mee.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod