About.com kendisinden "çağımızın hayal gücü en kuvvetli hikayecilerinden biri" olarak bahsetti.Plútarchos o něm napsal, že byl „jedním z nejnadanějších vládců své doby“.
Genellikle karanlıkta insandan daha iyi görmekle beraber kuvvetli ışıkta insanlar kadar iyi göremezler.Lépe však vidí za soumraku než za plného světla.
Çok güçlü kuvvetli olması nedeniyle boksör Jack Dempsey'den esinlenilerek Dempsey diye çağırılmaya başlandı.Jméno Jack začal používat podle tehdy populárního boxera Jacka Nonpareila Dempseyho.
Buna rağmen bu kalın topraklı yaylada kuvvetli ot olur.Tato whisky zanechává silný dojem na patře.
Kısa sert ve kuvvetli bacaklara sahiptir.Má velice krátké silné nohy.
Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı.Vytvořil zde svá nejslavnější díla jako Vojna a mír nebo Anna Kareninová.
İnsanlar birbirlerine ne kadar kuvvetli yaslanırlarsa, birbirlerinden korkmadıklarından o kadar emin olurlar.Zjistil, že čím víc je lidí pohromadě tím jsou zlejší ale jeden člověk sám je hodný.
Şüphesiz, Soğuk Savaş sırasında Kızıl Ordu herhangi bir ülkenin ordusundan çok daha kuvvetliydi.V době Občanské války byl velmi populární mezi vojáky Rudé armády.
Akraba bağları kuvvetli bir toplum yapısına sahiptirler.Obyvatelé ostrova vytvářejí pevnou komunitu.
Kız olsa da çok kuvvetlidir.Tou dívkou je Silena.
Kuvvetli bir ışığa baktığımızda gözlerimiz kamaşır.Stejně tak po pohlédnutí do silného zdroje světla vidíme před očima temnou skvrnu.
Şükrü el-Kuvvetli (d.El este puternic și măreț.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Există însă dovezi foarte vagi în acest sens.
Bir kere programlandıktan sonra EPROM, sadece kuvvetli mor ötesi ışığa maruz kaldığında silinebilir.Odată programat, un EPROM poate fi șters doar prin expunerea lui la lumină ultravioletă puternică.
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.A avea mai mult noroc decât minte.
Bazı kuvvetli nehir kolları vadi tabanlarını neredeyse aynı boyutta kesmişlerdir.Fluviile deja amintite curg aproape paralel.
Kuvvetli ve direkt bir uçuşu vardır.Are zborul rapid și ondulat.
Kuvvetli toz ve kum fırtınaları görülür.Puternice vânturi deșertice și furtuni de nisip ocazionale.
Kuvvetli ve dengeli bir gübrelemeye gereksinim duyar.Necesită un dresaj ferm si intensiv.
Güneşin kuvvetli ışınları birçok hastalıkları yok eder ve iyileştirir.Pe mulți ispitiți de poftele rele i-a scăpat și a vindecat mulți bolnavi.
799), belki Robert (Kuvvetli) ile evlendi Rotrude (b.Beatrice s-a căsătorit în 895 cu Robert (d.
Paradoksun bu iki versiyonundan şu anda hangisinin daha kuvvetli olduğu belirsizdir.Egyelőre nem világos, hogy a paradoxon melyik változata erősebb.
Onun gibi, hem fiziksel hem de diplomatik açıdan kuvvetliydi.Hasonlóan hozzá szintén erős egyéniség volt, úgy fizikai, mint diplomáciai értelemben.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Bár az elmélet és a kísérlet külön fejlődött, szorosan függnek egymástól.
Bu konuda kuvvetli deliller vardır.Ez ügyben nagy perek voltak.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.Hatalmas orgánummal rendelkezett.
Çok kuvvetli bir zehirdir.Igen erős méreg.
Altıncı hisleri çok kuvvetlidir.6. században igen intenzívek voltak.
Bu ışıklar dünya yüzeyinden en kuvvetli teleskoplarla dahi görülemez.A Földről a legnagyobb távcsővel sem látható.
Gagaları büyük ve kuvvetlidir.Csáprágóik hatalmasak és erősek.
Döneminde Olimpiyat Oyunları büyük TV ve sponsorluk anlaşmaları ile finansal açıdan kuvvetli hale geldi.Samaranch az olimpiai játékokat gazdaságossá tette a televíziós jogdíjakból és a szponzori pénzekből.
Anestetik etkisi dietil eterden 5 defa kuvvetlidir, ancak toksik etkisi de yüksektir.Az 5-fluoracil (5FU) figyelemre méltó antitumor aktivitással rendelkezik, de toxikus mellékhatásai is vannak.
Duyuları çok kuvvetlidir.Felelősségérzetük igen nagy.
Oysa bunan dışında özel isimler genelde kuvvetli dekline edilmektedir.A mássalhangzóval végződő főnevek (-ść-en kívül) általában hímneműek.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.Ritkán valódi rohamokhoz és/vagy eszméletvesztéssel társulhat.
Kuzey Atlantik Akıntısı, Gulf Stream'in kuzeydoğuya doğru uzatan kuvvetli bir sıcak batı sınır akıntısıdır.Az Észak-atlanti áramlat egy tengeráramlat, a Golf-áramlat melegvízű északkeleti irányú folytatása.
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.Kovempaa kuin kuvitelmat.
Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı.Siellä hän kirjoitti tärkeimmät teoksensa Sodan ja rauhan ja Anna Kareninan.
Adanın istilalasının en kuvvetli olduğu noktada İzlanda'da 25,000 İngiliz askeri bulunuyordu.Enimmillään Islannissa oli 25 000 brittiläistä sotilasta.
Kuvvetli bacaklara sahiptir.Niillä on vahvat jalat.
Örgütün en kuvvetli savaşçılarından birisidir.Hänen sanotaan olevan ihmiskunnan vahvin soturi.
İsviçre’deki kuvvetli bölgecilik nedeniyle homojen bir İsviçre kültüründen söz etmek mümkündür.Sveitsin alueellinen kielellinen jakautuminen tekee vaikeaksi puhua yhtenäisestä sveitsiläisestä kulttuurista.
Kendileri grubun odağı olduğu sürece ilişkileri kuvvetlidir.Suhteiden perusta ryhmässä on sukulaisuus.
Yaz aylarında kuzeybatıdan esen kuvvetli rüzgarlarla iklim kurak geçmektedir.Kesällä ilmastoa puolestaan jäähdyttävät tuulet luoteesta.
Kuvvetli rüzgârlar sürekli esiyorlar.Täällä tuulee aina.
Para Para ve Eurobeat birbirleriyle çok kuvvetli bir ilişki içerisindedir.SPE:t ja PPE on yhdistetty toisiinsa suurikaistaisella Element Interconnect Busilla.
Hafızan kuvvetli.Sinulla on luja tahto.
Onun gibi, hem fiziksel hem de diplomatik açıdan kuvvetliydi.Ήταν δυνατός όπως εκείνος, τόσο σωματικά όσο και στο διπλωματικό πεδίο.
Çok kuvvetli bir zehirdir.Είναι ένα ισχυρό δηλητήριο.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Αν και η θεωρία και το πείραμα αναπτύσσονται ξεχωριστά, εξαρτώνται πολύ το ένα από το άλλο.
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.Είναι πιο ανθεκτική απ' όσο δείχνει.
Kuvvetli fiziki güce sahiptir ve kendi tasarladığı teknolojik ekipmanları kullanır.Έχει έντονη οικολογική συνείδηση και φορτίζει συναισθηματικά τα αντικείμενα που σχεδιάζει.
Messier 81, Messier 82, ve NGC 3077 çok kuvvetli bir şekilde birbirlerini etkiliyorlar.Ο Μ81 αλληλεπιδρά βαρυτικά με τον Μεσιέ 82 και τον NGC 3077.
Fizikî güzelliğin kuvvetli bir göstergesi, yaygınlık ve eş arama davranışıdır.Ένας σταθερός δείκτης της φυσικής ομορφιάς είναι η κοινοφιλία ή μετριότητα.
Çok kuvvetlidir.Αισθανόταν πανίσχυρος.
Ayrıca Batıdaki kuvvetli ağır süvari geleneği de istilayı durdurucu etkiye sahip olabilecektir.Υπάρχουν όμως και περιπτώσεις φινάλε που ο ίππος μπορεί να είναι ισχυρότερος του αξιωματικού.
Resim sanatında ise devrimci ruhun ön plana kuvvetli bir imajla çıktığı eserler desteklendi.Υπό το όνομα όμως της Σχολής οι Φιλικοί εννοούσαν την αναμενόμενη επανάσταση.
Fakat Sovyet direnişi çok kuvvetliydi.Ο αγώνας με την ΕΣΣΔ ήταν καθοριστικός.
Diego Suarez 7 Mayıs'ta teslim oldu, buna rağmen kuvvetli Vichy kuvvetleri güneye doğru çekildi.Efter hårde kampe, overgav Diego Suarez sig den 7. maj, selvom nogle Vichy-styrker trak sig tilbage mod syd.
Bay Ledger büyülü ve gizemli bir şekilde zayıf ve kuvvetli karakterinin derisinin altında yok oluyor.Mr. Ledger forsvinder på mystisk vis ned i huden på sin magre og senede karakter.