Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Dẫu một lát, chúng nó chớ nên vào đặng xem những vật thánh, e phải chết chăng.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Egy pillanatra se menjenek be, hogy meglássák a szenthelyet, hogy meg ne haljanak.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››for at de ikke et eneste Øjeblik skal komme til at se de hellige Ting; thi gør de det, skal de dø.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Ils n`entreront point pour voir envelopper les choses saintes, de peur qu`ils ne meurent.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››그들은 잠시라도 들어가서 성소를 보지 말것은 죽을까 함이니라
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››mas eles não entrarão a ver, nem por um momento, as coisas sagradas, para que não morram.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››men selv må de ikke gå inn og se på de hellige ting, enn ikke et øieblikk, forat de ikke skal dø.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››men själva må de icke gå in och se de heliga föremålen, icke ens ett ögonblick, ty då skola de dö.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››mutta älkööt nämä menkö katsomaan pyhiä esineitä, älkööt silmänräpäykseksikään, etteivät kuolisi."
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Non entrino essi a guardare neanche per un istante le cose sante, perché morirebbero»
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Oni sami pa naj ne hodijo noter gledat svetih reči niti za trenotek, da ne umrjejo.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Pero ellos no entrarán para ver cuando cubran las cosas sagradas, no sea que mueran.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Să nu intre ei să învelească lucrurile sfinte, ca să nu moară.``
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››Sie sollen aber nicht hineingehen, zu schauen das Heiligtum auch nur einen Augenblick, daß sie nicht sterben.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››ας μη εισερχωνται ομως να ιδωσιν, οταν περισκεπαζωνται τα αγια, δια να μη αποθανωσι.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››но сами они не должны подходить смотреть святыню, когда покрывают ее, чтобы не умереть.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››но те да не влизат да видят светите неща ни за минутка, за да не умрат.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››ולא יבאו לראות כבלע את הקדש ומתו׃
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››ولا يدخلوا ليروا القدس لحظة لئلا يموتوا
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››只 是 他 們 連 片 時 不 可 進 去 觀 看 聖 所 、 免 得 他 們 死 亡
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››只是 他 們連 片 時不可進去觀 看 聖所 、 免得 他 們 死亡
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.iba že mi Svätý Duch osvedčuje po mestách a hovorí, že ma čakajú putá a súženie.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.오직 성령이 각 성에서 내게 증거하여 결박과 환난이 나를 기다린다 하시나
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.kun, at den Helligånd i hver By vidner for mig og siger, at Lænker og Trængsler vente mig.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.men bare at den Hellige Ånd i by efter by vidner for mig og sier at bånd og trengsler venter mig.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.Než že Duch svatý po městech, kudyž jsem šel, osvědčuje mi, pravě, že vězení a soužení mne očekávají.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.Numai, Duhul Sfînt mă înştiinţează din cetate în cetate că mă aşteaptă lanţuri şi necazuri.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.nur daß der heilige Geist in allen Städten bezeugt und spricht, Bande und Trübsal warten mein daselbst.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.razen da mi sveti Duh po vseh mestih priča in pravi, da me čakajo vezi in stiske.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.senão o que o Espírito Santo me testifica, de cidade em cidade, dizendo que me esperam prisões e tribulações.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.seulement, de ville en ville, l`Esprit Saint m`avertit que des liens et des tribulations m`attendent.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.So soltanto che lo Spirito Santo in ogni città mi attesta che mi attendono catene e tribolazioni
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.Tylko że Duch Święty po miastach świadczy, powiadając, że mię więzienie i uciski czekają.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.πλην οτι το Πνευμα το Αγιον μαρτυρει εν παση πολει λεγον, οτι δεσμα και θλιψεις με περιμενουσι.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.Тільки що Дух сьвятий по городам сьвідкує слово, що кайдани мене та муки ждуть.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.только Дух Святый по всем городам свидетельствует, говоря, что узы и скорби ждут меня.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.אפס כי רוח הקדש מעיד בכל עיר ועיר לאמר כי מוסרות וצרות נכונו לי׃
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.غير ان الروح القدس يشهد في كل مدينة قائلا ان وثقا وشدائد تنتظرني.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.但 知 道 聖 靈 在 各 城 裡 向 我 指 證 、 說 、 有 捆 鎖 與 患 難 等 待 我
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.但 知道 聖靈 在 各 城裡 向 我 指證 、 說 、 有 捆鎖與 患難 等待 我
Andrews ölünün üzerine kutsal su serpiyor.Он окропляет святой водой тело усопшей Богоматери.
"Anlaşılan, din böyle işlemiyor. "Temelinde, kutsal -veya mukaddes- dediğimiz belli bazı düşünceler var.Cuenta con ciertas ideas centrales a las cuales nos referimos como sagradas o santas,
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Äiti on kaikista pyhin asia maailmassa.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Een moeder is het allerheiligste in het leven.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Egy anya a legszentebb dolog az életben.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Eine Mutter ist das Heiligste im Leben.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.En mor er det helligste i livet.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.É o que de mais sagrado temos na vida.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Es lo más sagrado que tenemos en la vida.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Ibu adalah sesuatu yang paling suci dalam hidup.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Je to nejcennější, co v životě máme.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Je tým najcennejším, čo v živote máme.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.어머니는 삶에서 가장 신성한 존재입니다.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.La cosa più sacra della nostra vita.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Mama este lucrul cel mai de preț pe care îl avem în viață.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Matka jest najbardziej szanowaną osobą w życiu.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Người mẹ là điều thiêng liêng nhất trong cuộc sống.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Une mère est la chose la plus sacrée dans la vie.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Είναι ό,τι πιο ιερό έχουμε στη ζωή.
Anne dünyadaki en kutsal varlıktır.Майката е най-святото нещо в живота.