Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Ja kuningas, hänen päämiehensä ja kaikki Jerusalemin seurakunta päättivät viettää pääsiäistä toisessa kuussa,
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.왕이 방백들과 예루살렘 온 회중으로 더불어 의논하고 이월에 유월절을 지키려 하였으니
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Og Kongen, hans Øverster og hele Forsamlingen i Jerusalem rådslog om at fejre Påsken i den anden Måned;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Og kongen og hans høvdinger og hele menigheten i Jerusalem holdt råd om å holde påske i den annen måned;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Vua và các quan trưởng cùng cả hội chúng ở Giê-ru-sa-lem hội nghị nhau, định dự lễ Vượt qua trong tháng hai;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Vua và các quan trưởng cùng cả hội chúng ở Giê-ru-sa-lem hội_nghị nhau , định dự lễ Vượt qua trong tháng hai ;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.И положили на совете царь и князья его и все собрание в Иерусалиме – совершить пасху во второй месяц,
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.ויועץ המלך ושריו וכל הקהל בירושלם לעשות הפסח בחדש השני׃
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.فتشاور الملك ورؤساؤه وكل الجماعة في اورشليم ان يعملوا الفصح في الشهر الثاني
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.因 為 王 和 眾 首 領 、 並 耶 路 撒 冷 全 會 眾 已 經 商 議 、 要 在 二 月 內 守 逾 越 節
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.因 為王 和 眾首領 、 並 耶路撒冷 全 會眾 已 經商議 、 要 在 二月 內守 逾越節
Kutlama gerektiriyor.Das muss gefeiert werden.
Kutlama gerektiriyor.Dobbiamo festeggiare.
Kutlama gerektiriyor.Il faut fêter ça.
Kutlama gerektiriyor.Merece una celebración.
Kutlama gerektiriyor.Nó cần một lễ kỷ niệm.
Kutlama gerektiriyor.To zasługuje na fetę.
Kutlama gerektiriyor.Trebuie să sărbătorim.
Kutlama gerektiriyor.Це заклик до святкування.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkAqui é o tio a assinar os papeis da adoção.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkEntonces esa noche salimos a comer para celebrar.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkHier, wie wir den Abend ausgingen um zu feiern.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkÎn acea seară am sărbătorit luând cina în oraș.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktık그날 저녁에 기념으로 저녁을 먹으러 나갔습니다.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkMaintenant, nous sommes sortis pour dîner ce soir-là pour faire la fête.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkQui andammo fuori a cena quella notte per festeggiare.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkTamtej nocy poszliśmy na kolację do restauracji, aby świętować.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkTối đó, chúng tôi ra ngoài ăn mừng.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkWe gingen die avond uit eten om dit te vieren.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkΒγήκαμε έξω για φαγητό εκείνο το βράδυ για να γιορτάσουμε.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkИзлязохме на вечеря, за да празнуваме.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkТем вечером мы пошли поужинать в ресторан, чтобы это отметить.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkעכשיו, יצאנו באותו ערב לארוחת ערב כדי לחגוג.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktıkو الآن ذهبنا معا على العشاء في هذه الليلة لنحتفل.
Kutlama için hep birlikte yemeğe çıktık伯父さんは自分の家族の元へと帰ったので
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.A povedal: "Tak ako to osláviš?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.A řekl: "Takže, jak to oslavíš?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Bác ấy đã hỏi tôi "Thế cháu định tổ chức sinh nhật thế nào nào?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Dan dia bertanya, "Apa yang akan kamu lakukan untuk merayakannya?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.E chiese: "Come festeggerai?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu."Então como é que vais celebrar o dia de hoje?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Et il dit: "Alors, qu'allez-vous faire pour le fêter?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Han sa: "Så hur har du tänkt fira?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Hij vroeg me: "Wat ga je doen om het te vieren?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu."Hogyan ünnepeled meg?" Lobogtattam a autóvezetés órát, amit kaptam, és azt mondtam:
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.그리고 그는 "생일을 어떻게 축하할 거니?" 라고 물었고
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Şi a spus, "Cum o vei sărbători?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu."Wie werdet ihr denn feiern?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Y dijo, "¿qué vas a hacer para celebrar?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Zapytał: "Co specjalnego planujesz w urodziny?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.Και είπε, "Τι σκοπεύεις να κάνεις για να το γιορτάσεις;"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.И он спросил: "Как ты собираешься отмечать?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.И той каза: "И така, какво ще направиш, за да празнуваш?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.І він спитав: "Ну, і як ти святкуватимеш?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.ושאל, "איך את עומדת לחגוג?"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.و قال " إذا ماذا ستفعلين لتحتفلي"
"Kutlamak için ne yapacaksın?" diye sordu.だから私は答えたのです
Kutlamak için sana pasta ve içki aldım.Cosė ho portato una torta...
Kutlamak için sana pasta ve içki aldım.-Jag har både tårta och en halvpanna.
Kutlamak için sana pasta ve içki aldım.Y traigo un pastel y bebida...