İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Begge sange har noget til fælles: den samme tiltrækningskraft om festligheder og sammenhold.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Beide Lieder haben was gemeinsam: den selben Aufruf zur Feier und Einheit.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Beide songs hebben iets gemeen: diezelfde oproep tot vieren en eenheid.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Cả hai bài hát có điều gì đó giống nhau: Sự hấp dẫn giống nhau của sự vui mừng và đoàn kết.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Entrambe le canzoni hanno qualcosa in comune: lo stesso richiamo alla celebrazione ed all'unità.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Kadua lagu tersebut memiliki kesamaan: yakni sama-sama memiliki daya tarik untuk perayaan dan persatuan.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.두 노래가 가지는 공통점이 있습니다. 축하와 화합이라는 축하와 화합이라는 것이죠.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Les deux chansons ont quelque chose en commun : le même appel à la célébration et à l'unité.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Mindkét dalban van valami közös: ugyanaz az ösztönzés az ünneplésre és az egységre.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Obě písničky mají něco společného: mají ten samý šarm oslavy a jednoty.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Obie piosenki mają coś wspólnego: ten sam apel wzywający do świętowania i jedności.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Τα δύο τραγούδια έχουν κάτι κοινό εκφράζουν τη γιορτή και την ενότητα
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.И двете песни имат нещо общо помежду си: тази същата привлекателност на веселие и единство.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Обе песни имеют нечто общее: один и тот же призыв к празднованию и к единству.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Обидві пісні мають дещо спільне: той самий заклик до святкування і єдності.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.לשני השירים יש משהו במשותף: אותה משיכה של חגיגה ואחדות.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.لكلا الأغنيتين شئ ما مشترك: ذلك النداء المشترك للإحتفال والوحدة.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.同じ「喜び」そして「一体感」の メッセージが込められていることです 医療と開発援助の分野ではどうでしょうか?
İki yıl önce, Avrupa'daki İslami sanatın 100. yılını kutlamak için bir sanatçı olarak davet edildim.2년전, 저는 유럽의 이슬람 미술 100년을 기념하는 전시회에 참가해달라는 초대를 받았습니다.
İki yıl önce, Avrupa'daki İslami sanatın 100. yılını kutlamak için bir sanatçı olarak davet edildim.Два года назад меня пригласили принять участие в выставке, посвящённой столетию исламского искусства в Европе.
İki yıl önce, Avrupa'daki İslami sanatın 100. yılını kutlamak için bir sanatçı olarak davet edildim.לפני שנתיים, הוזמנתי כאמנית להשתתף בתערוכה שמנציחה 100 שנות אמנות איסלאמית באירופה.
İki yıl önce, Avrupa'daki İslami sanatın 100. yılını kutlamak için bir sanatçı olarak davet edildim.قبل سنتين تمت دعوتي للمشاركة في معرض يحتفي بمئة سنة من الفن الإسلامي في أوروبا.
İki yıl önce, Avrupa'daki İslami sanatın 100. yılını kutlamak için bir sanatçı olarak davet edildim.招かれました ヨーロッパにおける - イスラム美術100年を 記念する展覧会です キュレーターからの たった一つの条件は
İki yıl önce, dört günlük hapis cezasının bir kutlamadan ibaret olduğunu düşünüyorduk.Hace dos años, pensamos que la sentencia en prisión por cuatro días no había sido sino una celebración.
İki yıl önce, dört günlük hapis cezasının bir kutlamadan ibaret olduğunu düşünüyorduk.Il y a deux ans, nous pensions qu'une peine de quatre jours de prison était presqu'une fête.
İki yıl önce, dört günlük hapis cezasının bir kutlamadan ibaret olduğunu düşünüyorduk.Vor zwei Jahren, da dachten wir, eine Haftstrafe von vier Tagen sei nichts, sondern ein Grund zum Feiern.
İmparatorların savaştan zaferle dönüşünü kutlamak üzere yapılıyorlar.Acestea au fost create pentru a celebra întoarcerea triumfală a unui împărat.
İmparatorların savaştan zaferle dönüşünü kutlamak üzere yapılıyorlar.A víme, že jich byly v Římě tucty. Byly vytvořeny na oslavu triumfálního návratu císaře.
İmparatorların savaştan zaferle dönüşünü kutlamak üzere yapılıyorlar.Sono stati creati per celebrare il ritorno trionfale di un imperatore.
İmparatorların savaştan zaferle dönüşünü kutlamak üzere yapılıyorlar.Tworzono je dla uczczenia zwycięskiego powrotu cesarza.
İmparatorların savaştan zaferle dönüşünü kutlamak üzere yapılıyorlar.Їх створювали,щоб відзначити тріумфальне повернення імператора.
İmparatorların savaştan zaferle dönüşünü kutlamak üzere yapılıyorlar.Они были созданы, чтобы отпраздновать триумфальное возвращение императора.
‹‹İsrail halkına de ki, ‹Size vereceğim ülkeye girdiğiniz zaman, ülke RAB için Şabatı kutlamalı.Hovor synom Izraelovým a povieš im: Keď vojdete do zeme, ktorú vám ja dám, svätiť bude zem sobotu Hospodinovi.
‹‹İsrail halkına de ki, ‹Size vereceğim ülkeye girdiğiniz zaman, ülke RAB için Şabatı kutlamalı.이스라엘 자손에게 고하여 이르라 너희는 내가 너희에게 주는 땅에 들어간 후에 그 땅으로 여호와 앞에 안식하게 하라
‹‹İsrail halkına de ki, ‹Size vereceğim ülkeye girdiğiniz zaman, ülke RAB için Şabatı kutlamalı.Sabaty moje zachowywajcie, a świątnicę moję w uczciwości miejcie; Jam Pan.
‹‹İsrail halkına de ki, ‹Size vereceğim ülkeye girdiğiniz zaman, ülke RAB için Şabatı kutlamalı.דבר אל בני ישראל ואמרת אלהם כי תבאו אל הארץ אשר אני נתן לכם ושבתה הארץ שבת ליהוה׃
‹‹İsrail halkına de ki, ‹Size vereceğim ülkeye girdiğiniz zaman, ülke RAB için Şabatı kutlamalı.كلم بني اسرائيل وقل لهم. متى أتيتم الى الارض التي انا اعطيكم تسبت الارض سبتا للرب.
‹‹İsrail halkına de ki, ‹Size vereceğim ülkeye girdiğiniz zaman, ülke RAB için Şabatı kutlamalı.你 曉 諭 以 色 列 人 說 、 你 們 到 了 我 所 賜 你 們 那 地 的 時 候 、 地 就 要 向 耶 和 華 守 安 息
‹‹İsrail halkına de ki, ‹Size vereceğim ülkeye girdiğiniz zaman, ülke RAB için Şabatı kutlamalı.你 曉諭 以色列人 說 、 你 們到 了 我 所 賜 你 們那 地 的 時候 、 地 就 要 向 耶和華 守 安息
Kadın kendi dilinde konuşur]: Dolunayı kutlamak için.Aby świętować pełnię. kobieta w ojczystym języku:
Kadın kendi dilinde konuşur]: Dolunayı kutlamak için.A telihold ünneplésére. nő anyanyelvén beszél:
Kadın kendi dilinde konuşur]: Dolunayı kutlamak için.For at fejre fuldmånen. kvinde taler lokalt sprog:
Kadın kendi dilinde konuşur]: Dolunayı kutlamak için.För att fira fullmånen. kvinna pratar på inhemskt språk:
Kadın kendi dilinde konuşur]: Dolunayı kutlamak için.Na oslavu úplňku. žena rodnou řečí:
Kadın kendi dilinde konuşur]: Dolunayı kutlamak için.Om de volle maan te vieren. vrouw in eigen taal:
Kadın kendi dilinde konuşur]: Dolunayı kutlamak için.Täysikuun juhlaan. nainen:
Kadın kendi dilinde konuşur]: Dolunayı kutlamak için.Για τον εορτασμό της πανσελήνου. γυναίκα που μιλάει στη γλώσσα της:
Kendini kutlamasın.Ar trebui să fii felicitat.
Kendini kutlamasın.Bạn nên chúc mừng.
Kendini kutlamasın.Debo felicitarlo.
Kendini kutlamasın.Mìl bych vám pogratulovat.
Kendini kutlamasın.U zou moeten gefeliciteerd worden.
Kendini kutlamasın.Τα θερμά μου συγχαρητήρια.
Kızartılmış veya hardal ile pişirilmiş olsun, hilsa Pahela Baishakh kutlamalarının bir olmazsa olmazı.Frito o cocinado con mostaza, es el plato obligado en las celebraciones de Pahela Baishakh.
Kızartılmış veya hardal ile pişirilmiş olsun, hilsa Pahela Baishakh kutlamalarının bir olmazsa olmazı.'Nokhsikatha' — граффити от студентов изящных искусств на стенах университета Дакки, где начинается шествие.
Kraliyet Vakfındaki yeni pozisyonunuzu kutlamak için bunu hazırladık.Az alkalmazottak azért készültek, hogy gratuláljanak az új pozíciójához a palotában.
Kraliyet Vakfındaki yeni pozisyonunuzu kutlamak için bunu hazırladık.Les employées ont préparé ceci pour vous féliciter pour votre nouveau poste au palais.
Kraliyet Vakfındaki yeni pozisyonunuzu kutlamak için bunu hazırladık.Τα προετοιμάσαμε όλο αυτό για να σας συγχαρούμε για τη νέα σας θέση στο Βασιλικό Ίδρυμα.
Kraliyet Vakfındaki yeni pozisyonunuzu kutlamak için bunu hazırladık.لقد حضرنها لتهنئتك بمنصبك الجديد في المؤسسة الملكية
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Il re, i suoi ufficiali e tutta l'assemblea di Gerusalemme decisero di celebrare la pasqua nel secondo mese