Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.За да се справя с шест чаши, трябва да имам перфектен контрол на три с дясната ми ръка.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.ובשביל לעשות שש כוסות, חייבת להיות לי שליטה מושלמת על שלוש עם היד הימנית שלי.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.ولكي اتلاعب بالستة . يجب ان اتحكم بها جيدا 3 بيدي اليمنى
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.右手に3つのカップ (ドラムロール)
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.A dne šestého volků osm, skopce dva, beránků ročních bez poškvrny čtrnácte,
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.A dnia szóstego ofiarować będziecie cielców osiem, baranów dwa, baranków rocznych czternaście zupełnych;
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Am sechsten Tage: acht Farren, zwei Widder, vierzehn jährige Lämmer ohne Fehl;
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.A šiesteho dňa osem juncov, dvoch baranov, ročných baránkov štrnásť, bez vady,
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız."El sexto día ofreceréis ocho novillos, dos carneros y catorce corderos de un año, sin defecto
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.És hatodnapon nyolcz tulkot, két kost, tizennégy ép bárányt, esztendõsöket.
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Il sesto giorno offrirete otto giovenchi, due arieti, quattordici agnelli dell'anno senza difetti
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.În ziua a şasea, să aduceţi opt viţei, doi berbeci şi patrusprezece miei de un an fără cusur,
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Ja kuudentena päivänä: kahdeksan mullikkaa, kaksi oinasta ja neljätoista vuodenvanhaa, virheetöntä karitsaa
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.여섯째 날에는 수송아지 여덟과 수양 둘과 일 년 되고 흠없는 수 양 열 넷을 드릴 것이며
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Le sixième jour, vous offrirez huit taureaux, deux béliers et quatorze agneaux d`un an sans défaut,
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.No sexto dia, oito novilhos, dois carneiros, catorze cordeiros de um ano, sem defeito;
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Och på den sjätte dagen: åtta tjurar, två vädurar, fjorton årsgamla felfria lamm,
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Og den sjette dag åtte okser og to værer og fjorten årsgamle lam uten lyte,
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.På den sjette Dag skal I ofre otte Tyre, to Vædre og fjorten årgamle Lam, lydefri Dyr,
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Šesti dan pa: osem voličev, dva ovna, štirinajst enoletnih jagnjet brez hibe
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Και τη εκτη ημερα οκτω μοσχους, δυο κριους, δεκατεσσαρα αρνια ενιαυσια, αμωμα
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.И в шестой день восемь тельцов, двух овнов, четырнадцать однолетних агнцев, без порока,
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.На шестия ден, осем юнеца, два овена, четиринадесет едногодишни агнета, без недостатък;
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.וביום הששי פרים שמנה אילם שנים כבשים בני שנה ארבעה עשר תמימם׃
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.وفي اليوم السادس ثمانية ثيران وكبشين واربعة عشر خروفا حوليّا صحيحا.
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.第 六 日 要 獻 公 牛 八 隻 、 公 羊 兩 隻 、 沒 有 殘 疾 一 歲 的 公 羊 羔 十 四 隻
‹‹ ‹Altıncı gün kusursuz sekiz boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.第六 日 要 獻 公牛 八 隻 、 公羊 兩隻 、 沒有殘疾 一 歲 的 公羊羔 十四 隻
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Aber wenn wir in die Sache zu gehen kam, haben wir sah, dass es einen Fehler.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Ale když jsme se jít do věcí, jsme viděl, že tam byla chyba.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Ale keď sme sa ísť do vecí, sme videl, že tam bola chyba.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Dar când am venit pentru a merge în lucru, am a văzut că a existat un defect.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.De amikor jöttünk, hogy menjen a dolog, mi látta, hogy volt egy hibája.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Maar toen we kwamen in te gaan op de zaak, we zag dat er was een fout.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Ma quando siamo venuti per andare in la cosa, abbiamo visto che c'era un difetto.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Men da vi kom til at gå ind i ting, vi så, at der var en fejl.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Men när vi kom att gå in i sak, vi såg att det fanns en brist.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Mutta kun tulimme mennä juttu, me näki, että oli virhe.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Tetapi ketika kita datang untuk masuk ke hal, kami melihat bahwa ada cacat.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Toda ko smo prišli, da gredo v stvari, smo videl, da je bila napaka.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Αλλά όταν ήρθαμε για να πάει σε το πράγμα, έχουμε είδε ότι υπήρχε ένα ελάττωμα.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Але коли ми прийшли, щоб йти в діло, ми побачив, що є недолік.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Но когато дойде да отида в нещо, ние видя, че имаше един недостатък.
Ama biz bir şey haline geldi, biz bir kusur olduğunu gördüm.Но когда мы пришли, чтобы идти в дело, мы увидел, что есть недостаток.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.하지만, 정말 똑같은지 확인하기 위해 두 분자가 완벽하게 겹치는지 보시죠.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.Jednak spróbujmy idealnie nałożyć je na siebie, żeby sprawdzić, czy naprawdę są takie same.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.Mas vejamos se podemos sobrepor as duas moléculas, perfeitamente, para provar que são realmente idênticas.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.Sin embargo, veamos si podemos superponer las dos moléculas perfectamente para probar que son las mismas.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.Tuy nhiên, nếu ta xếp chồng hai phân tử lên nhau một cách hoàn hảo để xem liệu chúng có thực sự y chang nhau.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.אך נבדוק האם נוכל לחפוף בין שתי המולקולות בצורה מושלמת כדי להוכיח שהן זהות.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.لكن إذا أردنا مطابقتهما لنثبت أنهما حقا متماثلتان
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.Ale než se tak stane, musíme najít kompromis mezi ideály a lidským selháním.
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.Dar până vine acea zi, trebuie să găsim un echilibru între eșecurile omenești și idealuri.
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.De addig a napig meg kell találnunk az arany középutat az eszmények és az emberi gyarlóság között.
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.Jednak zanim nadejdzie ten dzień, musimy sprawić, by ideały i ludzkie porażki spotkały się gdzieś po środku.
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.하지만 그날이 오기전까지, 우리는 이상적인 부분과 실패들 사이의 어느 부분에서
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.Maar tot die dag er komt, zullen we tussen idealen en menselijk falen een weg moeten vinden.
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.Ma fino a quel giorno, dovremo fare in modo di bilanciare ideali e fallimenti umani.
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.Але до того дня ми повинні будемо знаходити компроміс між ідеалами і людською недосконалістю.
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.אבל עד שיום זה יגיע, יהיה עלינו לגרום לאידאלים ולכישלון האנושי להיפגש
Ancak o gün gelene kadar, biz ideallerin ve insani kusurlarımızın orta yolunu bulmamız gerek.ولكن حتى ذلك اليوم علينا أن نحرص على أن نوفق بين الصورة المثالية للسلام والفشل في الوصول إليه