17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.У XVII столітті вважали, що Місяць - ідеально кулясте небесне тіло.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.18살때, 엄마의 훌륭한 지도아래서 저는, 여러분 아마 예상하시겠지만
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.A 18 anni, sotto l'ottima tutela di mia madre, diventai quindi, come potete immaginare, femminista.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.Tizennyolc éves koromra anyám remek gyámkodása nyomán tehát, ahogy sejthetik, dacos feminista lettem.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.Στα 18 μου, υπό την εξαιρετική καθοδήγηση της μητέρας μου, ήμουνα, όπως θα φαντάζεστε, αψήφιστα φεμινίστρια.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.К 18 годам, находясь под маминой опекой, я была, как вы можете догадаться, ярой феминисткой.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.На 18 години, под отличното напътствие на майка ми, бях, както можете да си представите, непокорна феминистка.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.בגיל שמונה עשרה, תחת חסותה הנהדרת של אימי, הפכתי עד מהרה, כפי שאתם יכולים לצפות,
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.في سن الثامنة عشر و تحت الوصاية المتميزة من أمي, أصبحت و كما تتوقعون
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.素晴らしい母親の指導のもと、 ご想像通り、 完全にフェミニストになっていました
Acaba herhangi biri gelip aldı mı diye soracaktım. - Kusura bakmayın, bu tip bilgileri paylaşamayız.Mi spiace, non diamo quel genere di informazioni.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.a v ich ústach nebola najdená lesť, lebo sú bezvadní pred trónom Božím.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.A v ústech jejich není nalezena lest; neboť jsou bez úhony před trůnem Božím.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.A w ustach ich nie znalazła się zdrada; albowiem są bez zmazy przed stolicą Bożą.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.eikä heidän suussaan ole valhetta havaittu; he ovat tahrattomat.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.E na sua boca não se achou engano; porque são irrepreensíveis.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.És az õ szájokban nem találtatott álnokság; mert az Istennek királyiszéke elõtt feddhetetlenek.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.et dans leur bouche il ne s`est point trouvé de mensonge, car ils sont irrépréhensibles.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.In v njih ustih se ni našla laž, brez madeža so.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.그 입에 거짓말이 없고 흠이 없는 자들이더라
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Non fu trovata menzogna sulla loro bocca; sono senza macchia
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Och i deras mun har ingen lögn blivit funnen; de äro ostraffliga.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.og i deres Mund er der ikke fundet Løgn; thi de ere ulastelige.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.og i deres munn er ikke funnet løgn; for de er uten lyte.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Şi în gura lor nu s'a găsit minciună, căci sînt fără vină înaintea scaunului de domnie al lui Dumnezeu.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Tidak pernah mereka berdusta; dan tidak ada cela sedikit pun pada mereka
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.trong miệng chúng chẳng có lời nói dối nào hết, cũng không có dấu vết gì.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.trong miệng chúng chẳng có lời nói_dối nào hết , cũng không có dấu_vết gì .
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.und in ihrem Munde ist kein Falsch gefunden; denn sie sind unsträflich vor dem Stuhl Gottes.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Y en sus bocas no se halló engaño; son sin mancha
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Zij hebben geen leugen over hun lippen laten komen en er valt niets op hen aan te merken.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.και εν τω στοματι αυτων δεν ευρεθη δολος, διοτι ειναι αμωμοι ενωπιον του θρονου Θεου,
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.и в устах их нет лукавства; онинепорочны пред престолом Божиим.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.І в устах їх не знайшов ся підступ; вони бо непорочні перед престолом Божим.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.ותרמית לא נמצאה בפיהם כי תמימים המה לפני כסא האלהים׃
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.وفي افواههم لم يوجد غش لانهم بلا عيب قدام عرش الله
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.在 他 們 口 中 察 不 出 謊 言 來 . 他 們 是 沒 有 瑕 疵 的
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.在 他 們 口中 察 不 出 謊言來 . 他 們是沒 有 瑕疵 的
Ah... evde kalmış. Kusura bakma.Ah... il est resté à la maison.
Ah... evde kalmış. Kusura bakma.Oh...está em casa Desculpe.
Ah... evde kalmış. Kusura bakma.Oh... het ligt nog thuis.
Ah... evde kalmış. Kusura bakma.Oh... mi l-am uitat acasă.
Ah... evde kalmış. Kusura bakma.Oprosti, doma sem ga pozabil.
Aidid'in kısa zamanda karşı saldırı düzenleyebileceği tek yerde... -Daha ne olsun? -Hayat kusursuz değildir.Mitä rakennusta varmistamme juuri nyt jossain tyhjällä torilla
Aklınızı karıştırdım kusura bakmayın. -Вибачте, що я вас заплутав.
Aklınızı karıştırdım kusura bakmayın. -סליחה שבילבלתי אותכם.
Aldığınız malda bir kusur varsa, önce malı satan kişi ile iletişime geçiniz.Jos tavarassa, jonka olet ostanut, on puutteita, ota ensin yhteyttä tavaran myyjään.
Aldığınız malda bir kusur varsa, önce malı satan kişi ile iletişime geçiniz.Om en vara som du köpt har brister ska du först kontakt säljaren.
Aldığınız malda bir kusur varsa, önce malı satan kişi ile iletişime geçiniz.Si le bien que vous avez acheté présente des défaillances, contactez tout d’abord le vendeur.
Aldığınız malda bir kusur varsa, önce malı satan kişi ile iletişime geçiniz.Si se compra un producto defectuoso, en primer lugar se debe acudir al vendedor.
Aldığınız malda bir kusur varsa, önce malı satan kişi ile iletişime geçiniz.Если в товаре, который вы приобрели, имеются дефекты, обратитесь сначала к продавцу товара.
Aldığınız malda bir kusur varsa, önce malı satan kişi ile iletişime geçiniz.إذا كان هناك نقصاً في البضاعة التي اشتريتها، فقم بالتواصل أولاً مع بائع البضاعة.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.Dafür bedarf es perfekter Kontrolle, über drei Stück in der Rechten. (Trommelwirbel)
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.컵 여섯 개로 저글링을 하기 위해서는 완벽하게 컨트롤 해야 합니다. 제 오른 손에 있는 세 개의 컵으로 해보죠.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.Om zes bekers aan te kunnen, heb ik perfecte controle nodig over drie met mijn rechterhand.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.Para poder manejar seis tazas debo tener perfecto control de tres con la mano derecha.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.Per farcela, devo avere il perfetto controllo sui tre bicchieri nella mano destra.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.Pour arriver avec six, je dois avoir un contrôle parfait de trois avec ma main droite.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.W tym celu muszę kontrolować 3 kubki prawą ręką.
Altı kupa için, sağ elimdeki üç kupa üzerinde kusursuz hakimiyetim olmalı.Для 6-ти стаканов я должен прекрасно управлять 3-мя моей правой рукой. (Барабанная дробь)